1. 1. dünya savaşında almanların, ingilizlerin, amerikalıların klor, fosjen, ve hardal gazı gibi kimyasalları silah olarak kullanması savaş bittiğinde savaşın kritiğini yapan japonyanın dikkatini çekti. kimyasal silahlar alanında bilgileri yoktu. hemen bu eksikliği telafi etmek için imparatorluk ordusu bünyesinde, yüzbaşı terunobu hasebe başkanlığında 40 kişilik bir araştırma ekibi oluşturdular.

    kyoto üniversitesi’nde tıp okuyan ishii shiro kimyasal silahlar hakkında biraz bilgi sahibiydi ancak biyolojik silahlara merak duyuyordu. o da bu ekibe katıldı.
    1931 eylül’ünde japonya, çin’in kuzeydoğusundaki mançurya bölgesini işgale başladı ve 1932 şubat’ında kendi güdümünde bir devlet kurdu. ishii shiro başkanlığında 10 askeri tabipten oluşan bir ekip mançukuo’ya keşfe gönderildi. ekip insan deneyleri yapacakları yeri belirlediler burası, harbin şehrinin varoşlarından olan pingfang'dı.

    150 binayı kaplayan pintang, kuantung ordusu salgın hastalıkları önleme ve su arıtma ünitesi adı verilen dev bir araştırma merkezine dönüştü. 3 bin hektarlık araziyi elektrikli tellerle çevirdiler ve bu ekip tüm faaliyetlerini 731. birlik olarak yürütmeye başladı.

    geliştirdikleri ilk biyolojik silahı 1939 yılında sovyetler’in nomonhan şehir suyu şebekesini tifo mikrobuyla kirleterek kullandılar. daha sonra on binlerce vebalı fareler, hastalık taşıyan pirelerle birlikte pirinç ve buğdaylar paraşütle çin'in değişik yerlerine bırakıldı.

    sadece biyolojik silah yetiştirmekle kalmadılar. binlerce insanı hasta ederek veba, antraks, kolera, tifo, difteri, dizanteri, frengi, sarılık, menenjit ve bilinen daha pek çok bulaşıcı hastalığın organizmada yarattığı değişiklikleri de araştırdılar.

    kobay olarak kullanılan bu insanlardan bir bölümüne değişik hastalıklar bulaştırılmış, daha sonra sağlıklılarla aynı hücrelerde tutalarak, her bir hastalığın bulaşma süreleri saptanmaya çalışılmıştı.
    mahkumlar bir yere kapatılmış ve odanın hava basıncı yükseltilerek gözlerin ne kadar zamanda yuvalarından fırlayacağı araştırılmış, açık arazide kazıklara bağlanan esirlerin üzerine veba etkeni yersinia pestis’in kültürleri taşıyan pireler püskürtülerek, ne kadar zamanda, kaç kişinin öleceği belirlenmişti.
    mahkumların el ve ayakları dondurulduktan sonra, tedavi yöntemleri denenmişti. hamile kadınlara dahi viviseksiyon uygulandığı, yani canlı bedenin gözlem amacıyla açıldığı da oluyordu.
    savaş esirlerinin üzerinde aneztezi olmadan ameliyatlar yapılıyordu.

    japonya, uzun yıllar 731. birliğin varlığını dahi kabul etmedi ancak bölgede yapılan kazılarda çıkan kemikler, biyolojik ve kimyasl materyallar doğrultusunda 2002 yılında tokyo mahkemesi, birliğin biyolojik silah geliştirmek amacıyla kurulduğunu ve insanlar üzerinde deneyler yaptığını kabul etti.

    adları yoktu, onlar birer marutaydı, yani ağaç kütüğü, sadece numaraları vardı. marutaların çoğu çinli, koreli, moğol ve rus’tu, pek azı da savaş tutsağı amerikalı. sayıları bilinmiyor. kimine göre 3 bin, kimine göre 10 bin.

    nazi almanyasında yapılan insan deneyleri es es askerleri tarafından kayıt altına alınmıştı ve gün yüzüne çıktı. ancak 731. birlik kayıtlarına tam olarak ulaşılamadı.
  2. bugüne kadar 2.dünya savaşını hep almanlar ve amerikanlar ve biraz da ingilizler üzerinden gördük sinema filmlerinde popüler tarih kayıtlarında.japonyaysa alman müttifiki olan bir imparatorluk olarak, ''to end all wars'' gibi'' bridge of kwai'' gibi biri tam yanlı biri kısmen yanlı olarak ele alındı.almanlar üzerineyse hitler rise of evil'dan the dawnfall 'a kadar sayısız üretimle anlatılar mevcuttu.belgesellerden video oyunlarına kadar nazi almanyası, hitler ve onun yaşamı ve siyasi doktrinliği üzerine çok şey gördük, okuduk, duyduk. bunu okuduktan sonra acımasızlığı ve şeytanlığın milleti olmadığını anlıyor insan.1.dünya savaşı 2.dünya savaşının temeli olarak çok farklı ekonomik bazlı siyasi etkenlerin bir unsuru barındırmasına karşın, çoğunlukla 2.dünya savaşı gibi göz önünde olmadı.

    tabii ki, masum japon halkının amerikan nükleer bombardımanı altında ölmesini meşru kılmıyor bu olanlar.ama herkesin savaşın geyiğine sosyal mecralarda vurduğu ve ortadoğunun kaynadığı şu dönemlerde, büyük bir savaşın insanın insana ne yapabileceğini göstermesi açısından çokça dersler çıkarılması gereken ürkütücü ve bir o kadar da şaşırtıcı bir süreç olduğu kesin.
  3. japonların yaptığı deneyleri anlatan hei tai yank 731 isminde filminde çekilmiştir..
  4. 731. birlikten daha çok 731. birim olarak yazılması gerektiğini düşündüğüm sadistik deneylerle ilgilenmiş oluşum.
  5. marquis de sade'nin erdemle kırbaçlanan kadın romanında kızın sığındığı doktorun evindeki sadistçe fantezilerin bazılarını gördüm. fantezi demeyelim de, mesleki kariyer yapmak için canlı canlı ameliyat ve organların yer değiştirilmelerinin tepkimelerinin tıbbı sonuçlarını.