• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
mekanın poetikası - gaston bachelard
mekânın poetikası bachelard'ın iki büyük yapıtından, opus magnumundan biridir. zamanın/zihnin izinden koşan bilimsel zihnin oluşumu'nun aksine bu yapıtında bachelard, mekânın zaman/zihin tarafından, dil aracılığıyla nasıl doldurulduğunu, dondurulduğunu, katılaştırıldığını analiz eder: ev, tavanarası, çekmece, dolaplar, sandıklar, yuva, kabuk, köşeler, minyatür ve uçsuz bucaksızlık… dil anlamlandırır, poetik hayalgücüyse tüm bu anlamlandırma süreçlerine direnir, varlığın açılmasını sağlar bachelard'a göre. felsefe, fenomenoloji, psikanaliz, fizik, biyoloji, nöroloji… hepsi dolaysız olanın, başka deyişle poetik hayalgücünün karşısında ikincildir artık. bachelard epistemolojisinde yeni bir momenti temsil eden mekânın poetikası, değişimin ve sürekliliğin kıskacında yersiz kalan düşüncenin dil-gerçeklik, zaman-mekân, sonlu-sonsuz, içsellik-dışsallık, büyük-küçük diyalektikleri aracılığıyla kendisine poetik bir yer inşa etme girişiminin adıdır. bachelard'ın dediği gibi, şairlere kulak vermek gerekir… (tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. kendini 'dışa' kapatmadığı yanılgısana düşen insanın başvurduğu en önemli sığınak kendi kovuğundan çıkmama fikri üzerinedir. baudelaire, 'bir evin, kışın saldırısına uğradığında içsel değerinin yükseldiği'*nden bahseder, düş kuran zihne karşın, oluşturulan bu 'yapay cennet' kışın yıkıcılığı ölçüsünde bizi bağrına basacaktır. en mahrem ve en karanlık kovukların, yörüngesine girmek istemeyeceğimiz karedeliklerle korunması gerekir. edgar allan poe, kendi karanlığını gizleyebilmek için evine, 'dalga dalga yerlere kadar uzanan ağır perdeler'* ister. oluşturduğumuz bu ev ve kovuklarda, acılarımızın üzerine kıvrılmanın verdiği öfkeyle karşılarız gelmekte olanı. çünkü sahip olduğumuz bu öfke, koruma ve korunma içgüdüsünü tetikler. bu yüzden 'gelmekte olan'* metaforu, sadece metalaştıramadığımız ölçüde nüfuz edebilir karanlığımıza. içinde bulunduğumuz dünya düzeni, bu tavrı sürdürebilir kılmak için, bize karşı oldukça haşin olan kışa ihtiyaç duymamıza neden olur. çünkü kış herkes içindir. bu evrensellik, 'ev düşçüsü'* için 'bütün içsellik değerlerinin şiddetini artırır. sürmekte olan kışın yıkıcılığında yağan kar 'evreni tek bir tonda evrenselleştirir'*. son sözü gaston bachelard söylesin o halde: 'evrensel beyazlık , kozmik bir olumsuzlamanın(negation) işbaşında olduğunu hissettirir. ev düşçüsü, bütün bunları bilir, hisseder ve dış dünyanın varlığını azaltır'.

    * kabuk, içsel uçsuz bucaksızlık, içerisi ile dışarısının diyalektiği kısımlarına atfen yazılıp, ilgili alıntılar aynı bölümlerde geçmektedir.