• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
ölüm bir varmış bir yokmuş - jose saramago
yayınevi: kırmızı kedi yayınevi
sayfa: 208 sayfa
orijinal dili: ispanyolca

adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

insanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen josé saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak ölüm bir varmış bir yokmuş'u, başladığı gibi bitiriyor: "ertesi gün hiç kimse ölmedi."
  1. saramago' nun okuduğum ilk kitabı körlük' tü. ibrahim abi evden getirmişti oku diye. oldukça sevmiştim kitabı. başlarda neden doğru düzgün paragraf olmadığını anlayamamıştım ama sonra yazarın, okuyucunun, tıpkı kitaptaki karakterler gibi bir belirsizliğin, karmaşanın içine girmesini istediği için bunu yaptığını düşünmüştüm. sonrasında bunun benim hayalperestliğimin ve saramago' nun tarzına ilişkin olan bu duruma gereksiz anlam yüklememin bir sonucu olduğunu anladım. böyle yazıyor bu adam, yapacak bir şey yok. bu kitap saramago' nun en iyi kitabı değil, anlatılan hikaye çok iyi olsa da anlatılış tarzını çok sevmedim diyebilirim hatta. ama iyi kitap. çelişkili cümleler kuruyor olsam da aslında söylemek istediğim saramago' nun hata yaparak, yanlış yaparak güzel bir hikayeyi kötü bir tarzla anlattığı değil, benim kötü olarak adlandırdığım tarzı bilerek isteyerek tercih ettiği. karışık gelse de az sonra netleşecek söylemek istediklerim. adam çok ciddi, çok gergin, çok hüzünlü bir hikayeyi; bir dolu siyasi göndermeyle ve mizahi hatta absürd bir dille gayriciddi, yumuşak ve trajikomik bir hale getiriyor. kitap aslında iç içe geçmiş iki kitap gibi; ilk bölümde toplumsal bir mesele söz konusu, ikinci bölümde ise fazlasıyla kişisel. ilk bölümden ikinci bölüme -ki kitapta öyle somut bir bölüm ayrımı yok- çok klas geçiyor adam ve küçücük bir final cümlesiyle benim ikiye ayırdığım hikayeleri öyle güzel bütünlüyor ki, budur be diyerek kapatıp sertçe vuruyorsun koltuğa kitabı.

    adını sanını bilmediğimiz bir ülkede kimse ölmemeye başlıyor, ama hiç kimse ölmüyor. vücudun ortadan ikiye de ayrılsa yine de ölmüyorsun. ilk başta ölümsüzlük herkese güzel geliyor ama sonra işler çığırından çıkıyor. ölümsüzlük sadece o ülke sınırlarında geçerli. sınırı bir adım geçtiğinde ölüm yine mesaiye başlıyor. sonrasında ise benim ikinci bölüm olarak adlandırdığım bölüme geçiyorsunuz. ölümün gözünden bakıyorsunuz dünyaya ve ölümün, öldürmeyi unuttuğu bir adamın gözünden ölüme ya da hayata. saramago yine ahlaki ve siyasi bir sorgu anaforuna alıp oradan oraya savuruyor sizi. saramago ne yazsa okunur diyebilirim sanırım artık gönül rahatlığıyla.
  2. jose saramago'nun insanın iki yüzlülüğüne, katolik kilisesine ve tanrı kavramına, devlete acımasız eleştiriler yaptığı distopik kitap.

    kesinlikle çok doyurucu. saramago okuması zor bir yazar olduğu için kitap ilk başlarda biraz sıkabilir ama alıştıktan sonra keyifle okunuyor.
  3. beni tatmin etmeyen bir kitap. kitabın yarısında bütün olay kopuyor farklı bir aleme geçiliyor. ayrıca bahsedilen olayların gerçekleşme olasılığı diğer olasılıklardan yüksek ya da düşük olmaksızın tek alternatif gibi gösteriliyor. okurken çok zevk aldım.
    le tout nouveau testament filminin izlenmesini tavsiye ederim.
  4. jose saramago'nun körlük adlı kitabını okumuştum, pek de beğenmemiştim, ne bileyim o konudan çok daha beylik cümleler beklediğimdendir belki. bu kitabı okumam sanırım.