• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.00)
paris-manhattan - sophie lellouche
nev-i şahsına münhasır sinemacı woody allen'a takıntılı olan bir eczacı düşünün. alice, allen'ın tüm filmleri ezbere bildiği yetmezmiş gibi, yönetmenin kendisini de kafaya takmış haldedir. bir gün 'şans eseri' victor adında orta yaşlı bir adamla tanışır ve vicyor'ın hayatında hiç woody allen filmi seyretmediğini öğrenir! alice başta bu sıradan görünen adamla hiç anlaşamayacağını düşünsene, victor onu haksız çıkartacaktır.
yönetmen sophie lellouche'nin ilk uzun metrajlı filmi olan yapımın baş rollerini güzel yıldız alice taglioni ve patrick bruel paylaşırken kadroda pek tabii ki woody allen da yer alıyor. 2012 yazında avrupalı seyircilerle buluşan filme dair beklentiler yüksek, ilk yorumlar olumlu.
  1. yönetmen sophie lellouche'nin ilk uzun metrajlı filmi paris-manhattan filminde woody allen'ın tüm filmlerini neredeyse ezbere bilen alice'in allen'ın filmlerini hiç izlemeyen victor ile tanışması ve sonrasında aralarında yaşanan olaylar anlatılmaktadır.
    yaklaşık 70 dakika olmasına rağmen içinde hiçbir anlam ifade etmeyen birçok sahne barındıran ve sıkılmanıza sebep olan bu filme fransız romantik komedi tarz filmlerin yüzkarası desek yanılmış olmayız. filmin konusuyla temel olarak ilişik olmamasına rağmen filmin en keyifli ve zevkli olan kısmının alice'in kendi odasına astığı woody allen posteriyle yaptığı diyaloglar ve filmin son 10 dakikasında woody allen'ın oynadığı sahne olduğunu söyleyebiliriz.
    alice karakteri dışında ilgi çekici bir karaktere sahip olmayan filmde, alice allen'a takıntısıyla gözümüze ne kadar tatlı gözükse de - eczanede hastalara ilaç niyetine woody allen filmi vermesi - ne yazık ki karakterin gerçekçiliği noktasında da yara almasını engelleyemiyor.
    açıkçası film woody allen takıntılı bir karaktere sahip olduğu için onun filmlerine dair bir inceleme, bir açıklama barındıracağı fikriyle izlemiştim. ya da filmlerindeki sevimli ve faydalı diyaloglardan parçalar. onun birkaç cümlesi ve son sahnesi dışında tam bir hayal kırıklığı yaşadıktan sonra woody allen'ı yine kendisinden dinlemem - izlemem - gerektiğini daha iyi anlamış oldum. o yüzden 70 dakikanıza üzülmenize gerek yok. izlenecek çok woody allen filmi var.