• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
Yazar philip roth
portnoy'un feryadı - philip roth
"philip roth, erkekliğin kitabını yeniden yazdı. histerik, kurnaz, hesaplı, korku ve beklentilerle dolu, ama çok da kıvrak, cazibeli, hatta cilveli bir kitap bu – neredeyse “öteki”nin kitabı. sıkça söylendiği gibi insan dişisi, kadın olarak doğmuyor, bir kadın olarak inşa ediliyor. ama erkek olmak için de yoğun bir inşaat faaliyeti gerekmekte, üstelik malzemeden çalma şansı çok daha kısıtlı. en azından kahramanımız portnoy için – ki bu dünyada bir erkeğin başına gelebilecek en büyük talihsizlik onun da başındadır: bir kadın tarafından doğurulmak ve yetiştirilmek.fakat talihsizlikler burada bitmez; bir de baba vardır, çekirdek aile cehennemi vardır. üstelik portnoy, yahudidir; hiçbir yerde kendini yurdunda hissetmeyip hep başka diyarların düşünü kuran bir azınlık mensubudur. ve her erkek gibi başındaki asıl bela, sonu gelmez istekleriyle ona dünyayı dar eden “koca kafalı canavar”dır. bir türlü yatıştıramadığı canavarı ile annesinin demir pençesi arasında sıkışıp kalan portnoy, bu uzun feryadıyla çağdaş edebiyat tarihinin en kıvrak, en keyifli, en edepsiz monologlarından birini yaratıyor. bir erkeğin cinsel gelişimini yer yer gerçekten çok komik ve sevimli, yer yer irkiltici olabilen serüvenleri üzerinden izlerken; bir yandan orta sınıf aile kültürünün dehşetini hissediyor, “büyüme” denen sürecin aslında nasıl azap dolu olduğunu hatırlıyoruz. çağdaş amerikan edebiyatının ustalarından philip roth, bu romanında argo ile ironiyi, fars ile trajediyi, kahkaha ile hüznü eşsiz bir kıvraklıkla harmanlıyor.herkesin kendi çocukluğundan ve annesinden bir şeyler bulacağı; herkesin kendi içindeki ötekiyle, kendi içindeki azınlıkla karşılaşacağı; kendi canavarını hatırlayacağı bir roman bu… çok komik, yakası açılmadık ve sevimli… times literary supplement’a göre yüzyılın en iyi yüz romanından biri olan bu samimi itirafnameyi türkçede yayımlamaktan sevinç duyuyoruz." (arka kapak)
  1. dayatılmış ve zorlanmış ahlaki bakış açısına göre yetiştirilen bir yahudi erkeğinin doktoruna anlattığı itiraflarını içeren bir kitaptır. burada itiraf kavramı tam yerinde olmamıştır ne de olsa henüz tedavi başlamamıştır bile. söz konusu kitap belirli bir dönem boyunca türkiye’de yasaklanmıştır. kitap, istanbul 4. sulh ceza mahkemesi tarafından tck'nın 426. maddesine göre "halkın ar ve haya duygularını rencide edici olduğu" gerekçesiyle toplatılmıştır.

    aslında doktor ve hasta arasındaki terapi seansını anlatan monolog olarak yazılmış bir romandır. en önemli özelliği, toplumsal yapı ve karakterleri birlikte başarıyla harmanlamasıdır.

    karakterleri incelersek:

    anne – baskıcı, mükemmeliyetçi ve “el alem ne derci” bir karakterdir. kızına önem vermemiş ve kız çocuğu olduğu için “sıradan” davranmıştır. oysa oğluna karşı takıntılıdır. kendisinin “kadın olduğu” veya “imkan bulamadığı” için yapamadığı her şeyi oğlundan beklemektedir. beklentisi çok yüksek olduğu için en ufak bir hayal kırıklığında verdiği tepkiler ve yaptırımları abartılıdır. yahudi kimliğini yücelterek ve toplumda iyi bir yer edinmeye çalışarak ailesini korumaktadır. her türlü duygu sömürüsü ve dayatmayla istediğini elde etmeye çalışan ve kendisinden korkulan bir kadındır.

    baba – sıradan, aileye para getirmek için çok çalışan ve ciddi (!) sağlık sorunları olduğu için tuvaletten çıkmayan (kabızdır) bir karakterdir. pasiftir ve çok gerekmedikçe olaylara müdahale etmemektedir. annenin baskıyla arada bir kendisini göstermektedir.

    abla – silik bir karakterdir. ailesi tarafından kardeşine gösterilen özene sahip olamamış ve genelde çok da üzerine düşülmemiştir. yine de kardeşini her koşulda korumaya ve desteklemeye çalışmaktadır.

    ana karakter “portnoy – oğul” – yukarıdaki karakter tarafından yetiştirilen bir karakterdir. baskıcı ve dayatılmış ahlak sebebiyle cinselliğe takıntılı hale gelmiştir. aile içi ve toplumda yahudilik kimliğinin yüceltilmesine tanık olsa da yahudi kimliği sebebiyle ikili ilişkiler konusunda her zaman biraz ezik ve yetersiz hissetmiştir. annesine karşı saplantılı bir aşk ve nefret arasında yaşamaktadır. kadınlara birey olarak değer vermemekte ve bir arzu nesnesi olarak nitelendirmektedir. annesinin yaptığı şeylere çok kızacağını bildiği halde yapmanın verdiği psikolojik savaş içerisindedir. ayrıca hayatında arzu nesnesi olan kadınların annesi ile benzerliğini de ön planda tutmaktadır.

    aslında cinsel gelişimini tamamlayamadan takıntılı bir hale gelmiş bir adamın öyküsüdür bu roman. sıradan bir yahudi ailenin yaşadıkları da alt tema olarak verilmektedir. islam ve yahudilik temel yapılarında birbirine benzer inançlardır. dolayısıyla, bu romanı okurken yaşadığımız toplumdan çok uzak bir yapı ve yaşam tarzı görmüyorsunuz. çoğu yaşanılan olayı, şu an içinde bulunduğumuz toplum ile özdeşleştirebiliyorsunuz. özellikle zaten çok katı kurallara sahip inanç sistemlerinde olgular bireylere yanlış bir şekilde aktarılırsa, bireylerin kendi içlerinde huzursuzluğa neden oluyor. yani kendilerinden ve karakterlerinden utanıyor ve bütünleşemiyorlar. yahudi inancına sahip topluluklar genelde kapalı ve içe dönük topluluklardır. geçmişte kendilerine miras bırakılan dışlanmışlık ve eziklik hissi ve dinin kendilerini üstün olarak nitelendirmesine dayanan üstünlük hissi ile çarpışma halidir. bu da çevresel faktörlerle bütünleşince bireyin karakterinde boşluklar ve ikiliklere neden olabiliyor.

    ayrıca burada ele alınması gereken id, ego ve süper ego kavramları. mükemmel insan kavramı normalde “ego” kavramı altında değerlendirilir (burada idlerini bastıran ve kendisini hatalarıyla kabul eden ve kendisiyle barışık birey kabul ediliyor). ancak burada dayatılan mükemmel insan kavramı “süper ego” kavramında değerlendiriliyor. dolayısıyla “id” ve “süper ego”nun çatışması sonucunda mevcut “ego” zedeleniyor. birey tam gelişimini de sağlayamıyor.