• youreads puanı (10.00)
  1. boğaz köprüsü'nden geçerken radyoda yavuz çetin çalmaya başlaması; dua gibi, tutunamamak gibi, umuda atlamak gibi...

    sahil hep sessiz yavuz.
  2. o huzur veren ses neden bu kadar erken gitti diye sorduran şarkılardan biri. üstüste defalarca dinleseniz gram sıkılmazsınız. aradaki kısa ama çok hoş minicik solodan sonra armonika solosu o kadar güzel gelir ki. hafiften bir akdeniz kokusu alırsınız dinlerken. "güneş ısıtmıyor artık tenimi" dediği an umutsuzluğa kapılırsınız. şarkı sizi bu dünyadan gitmeye davet eder sanki. huzurlu ve bu dünyaya ihtiyacı kalmamış bir şekilde. gitmeyi aklına koymuş yavuz, bizi de yanında çağırır belki de. ama biz boşver gitmeyi gel hep birlikte direnelim diyememişiz ona.
    jimi
  3. sahil sakin ve sessiz
    motel ışıkları durgun deniz
    karşıda bir balıkçı teknesi
    kırık dökük iskele

    sıcak günlerin yorgunluğu üzerimde
    umutsuzluk görünürde
    henüz batan güneşi özlemi
    ve bu yalnızlık çekilmez gibi

    sahil sakin ve sessiz
    güneş ısıtmıyor artık tenimi
    sonunda yağmurlar geldi
    bu kumsaldan göçmek vakti

    sıcak günlerin yorgunluğu üzerimde
    umutsuzluk görünürde
    henüz batan güneşin özlemi
    ve bu yalnızlık çekilmez gibi...

    albüm : ilk (1997)
  4. bu şarkıyı çok sahilde dinledim samsun-atakum, antalya'nın bir çok sahili, kıbrıs ancak kilyos gibisi yok be. diyorum ki, kilyos sahil sanki sırf bu şarkı dinlensin diye varmış gibi. gerçekten de çok da uzakta olmayan mütevazi kilyos otellerini görürsünüz, denizin çarşaf gibi olduğu zamanlara denk gelirsiniz, belki kırık dökük bir iskelesi ya da balıkçı teknesi eksiktir kilyos sahilin ama yorgunluk hiç eksik olmaz üzerinizden, çekilmez gerçekten yalnızlık, çekilmez ama sıkıntınızı tam da güneş batarken kilyos sahile indiğinizde fark edersiniz. sakindir, sessizdir güneşi ısıtmaz, istanbul'un da havası belli olmaz yağmur kendini belli eder ve o zaman anlarsın ki şarkının son partı gelir, bir iç çekilir ve ya yurduna dönersin ya da evine.
  5. nerede, hangi mevsim koşullarında duyulursa duyulsun, çalmaya başladığı andan itibaren ayakları çıplak bırakan, içine denizin yakıcı tuzu işlemiş ve öylece kumuyla kurumuş mayonuzun üzerine (herifseniz cıbıl sırtınız da makbuldür) tül gibi incecik bir şal örten, güneş yağı kokan, buz gibi bira tadında bir şarkı. eşlik etmesi muhtemel "anla beni yaz aşkım" gözyaşları da eşantiyon.

    ve bu yalnızlık sahiden çekilmez gibi...