• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.73)
savaş ve barış - lev nikolayeviç tolstoy
yaşlı rusyanın en iyi ailelerinden birine mensup olan prenses drubestkoy idi ama fakirdi uzun zamandan beri sosyeteden üzuk kalmıştı ve eski dostları ile temasını kaybetmişti şimdi biricik oğlunun muhafız alayına tayin edilmesini sağlamak için buraya gelmişti,(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. dünya edebiyatının sayılı eserlerinden biri.muhteşem savaş sahneleriyle,derinlikli ve çok zengin karekterleriyle, gerçek bir baş yapıt.bu kitap için ne yorum yapılsa yetersiz kalır efenim.ölmeden önce okunması lazım gelen en birinci kitap.
  2. tolstoy'un anlatımı o kadar canlıdırki; austerlitz muharebesi esnasında başını öne eğmiş ı. alexander'ı odanızın köşesinde, moskova yangını'ndan kaçan sivilleri sokağınızda hissedebilirsiniz. yer yer subjektif tutumlar görülse de, edebi değeri tartışılmaz derecede yüksektir bu romanın.
  3. okumak, okuduklarını belli bir sıraya sokmak öznel birşey olsa da şu dünyada şimdiye kadar yazılmış en epik şey olabilir.
  4. 4 cilt(2000 küsür sayfa) sosyal yayınları 1964 basımını okumuştum. bütün bir yazımı alan ama aldığı zamana değen eserdir. karakter sayısının çokluğu okumayı zorlaştırmış ama eseri daha kaliteli yapmış .

    tolstoy eserin sonlarına doğru ideolojilerini döktürmüştür. özellikle bilimin yeni çağın dini olması konusundaki görüşleri o zamanlarda bilimdeki gelişmeleri çeşitli dergilerden düzenli takip eden beni bayağı düşündürmüştü.

    kısacası okuyunuz, okutunuz.
  5. kitaptan bir alıntı;

    "daha önce, sabah güneşi altında pırıl pırıl parlayan süngüleri ve barut dumanlarıyla neşe veren bir güzellik içinde görünen tüm savaş alanı üzerinde, rutubetle duman karışımı bir karanlık yayılmıştı, etrafta da garip, ekşi bir alçı ve kan kokusu vardı. gökte bulutlar toplanmış, ölülerin, yaralıların, bitkin bir halde bulunan korkulu, endişeli insanların üzerine yağmur yağmaya başlamıştı. sanki yağarken “insanlar! yeter, yeter artık! vazgeçin… aklınızı başınıza toplayın. ne yapıyorsunuz?” diyordu.

    her iki tarafın da, bitkin bir hale gelmiş, aç, dinlenme olanağı bulamamış insanlarının zihninde her şeye rağmen birbirlerini öldürmeye devam etmelerinin yerinde olup olmadığı düşüncesi kıvrılmaya başlamıştı. tüm insanların yüzünde kararsızlık okunuyordu ve her insan içinden “ne uğruna, kimin uğruna öldürmeli ya da ölmeliyim!? siz kimi isterseniz öldürün, ne isterseniz yapın, ama ben artık öldürmek istemiyorum!” diye geçirmeye başlamıştı. bu düşünce akşama doğru her insanın zihninde aynı yönde olgunlaşmıştı. tüm o insanlar her an yaptıklarının dehşetini duyarak her şeyi bırakıp, gözlerinin gördüğü yere rastgele koşabilirlerdi. ama artık savaş sona ererken yaptıklarının tüm dehşetini duydukları ve bundan vazgeçmeyi yürekten istedikleri halde, bilinmeyen, anlaşılmaz, gizli bir güç onları hala yönetmeye devam ediyordu. topçu gruplarda her üç kişiden yalnız biri hayatta kalmış olarak, barut dumanı, kan ve ter içinde, yorgunluktan ayakları tökezleye tökezleye soluk soluğa toplara doldurulacak maddeleri getiriyor, topları dolduruyor, nişan alıyor, fitilleri sokuyor, mermiler de aynı hızla, aynı acımak bilmeyen güçle her iki yönden uçup geliyor, insan vücutlarını parçalıyor ve bu korkunç iş insanların iradesine göre değil de, insanlarla dünyaları yönetenin iradesine göre sürüp gidiyordu!" (iletişim yayınları, leyla soykut çevirisi)

    son derece sade bir dili vardır tolstoyun. çok büyük şeyleri bizim dar kafamıza bir anda sokabilen ve bu sayede insana çok güçlü duygular yaşatan bir yazardır. iyidir yani.
  6. okumaya başladığım kitap. suç ve cezadan sonra okuyacağım ikinci rus eseri olacak kısmetse.
  7. diğer rus klasiklerindeki ağır, kasvetli havayı sezmediğim, başından sonuna büyük bir ilgiyle okuduğum eserdir.
    rosa