1. insan kendisine yansıyan seslerin anlamlılığını bu ses'in işaret ettiği anlamdan farklı algılayabilir.

    bu halde işaret edilenlerin hegemonyasında 'kendilik müterciminin' bu yadsınamaz vurgululuğu mevcut iken insanların bir ortaklaşa 'işaret edilenlik diyarında' ne denli anlaşabildikleri bir mevhumdur.

    ve bu sadece kelamsal sesteşlik de değildir. anlamsal sesteşliktir daha çok.
    yani birisinden size yansıyan 'yüz' kelamından sureti mi, sayıyı mı ya da bir su birikintisinde kımıldanmayı mı çıkarsayamayışın ötesinde bir şeydir.
    çünkü insanın kendiliğinde bu örnekten devam edersek 'yüz' sadece bir anlamındadır. eylemden ve kavramdan ayrıksı olarak. sadece 'sayı' niteliğinde ise sende bu her şeyle yeri değiştirilebilecek 'yüz' sana yansıyan istendiği kadar 'bir su birikintisinde kımıldanmayı' anlanmayı isteyebilir, nafiledir.
    bu anlamsal sesteşliktir. ve bu sesteşliğin sürükleyişindeyizdir.
    elbette sana yansıtanın ya da yansıtmak isteyenin de kendi sürüklenişindeliği mevcuttur.

    iki insanın birbiriyle 'anlaşması' gerçekten neredeyse bir mucizedir. ya da bizler artık o denli bu yüzeysellikte birbirileştik ki bu denli kuvvetli illüzyonlar yaratabiliyoruz.