1. üniversitenin gösterişli o ilk senesinde bir akademisyenimiz 'yüzyıllık yalnızlık', 'gülün adı' ve 'otostopçunun galaksi rehberi' gibi modern klasik mertebesine ulaşmakta olan eserler ve ilyada ve odysseia, ilahi komedya gibi eserler önermişti. tabi eserler okunup, ziyadesiyle memnun bıraktılar. ancak ondan sonra ben hiç öneriye gerek duymadım. yazarlar arasındaki bağlantıları kullanarak; söyleşiler, eserlerinde verilen linkler, bağlı kaldıkları akım veya gruplardaki diğer yazarlar gibi bağlantıları değerlendirdim. misal son bir yıldır ilgilendiğim oulipo akımı öncülerinden raymond queneau; kendisini henüz hiç okumadım ancak kısa zamanda kitaplarını edineceğim misal. e referans ne oldu peki; italo calvino eserleri, georges perec; yaşam kullanma kılavuzu ve çevirmen armağan ekici röportajları.aslında burada ilgi alanlarının kesişmesi önem arz ediyor. edebiyatla profesyonel anlamda ilgilenmeyen birine 'ulysses' önerisi abesle iştigal etmektir. okumayı seven birine ne önerilir, brave new world, 1984, puslu kıtalar atlası şimdilik aklıma ilk gelenler. yani marquez- yüzyıllık yalnızlık'ı okuyup, beğenmeyen, okumakta zorlanan insanlar var neticede.tabi aynanın aksi de var. cafe cemiyetlerinde başlayan sohbetlerde, 'kitap' konusu açıldığında ben hep bir yapmacıklık ve zorlama bir merak sezerim. "ya sen çok okuyorsun bana önersene bir kaç kitap" gibi yaklaşımlar da ayrıca bulunduğum ortamda soğuk yeller esmesini sağlar. öneri isteyen de okuru tanımalı diğer taraftan.bu arada aklıma yeni geldi, usta ile margarita'yı da hiç tanımadığım birinden gelen öneri üzerine okumuştum. şaşırmıştım. ayrıntılar hafızaya yine galebe çalmış görünüyor tabi.
  2. şiddetle hiçbir şey çözülemez.. ondandir..