1. siyah bir renksizlik durumudur. renklerin oluşması için giren ışığın yansıması gerekir, lakin siyah oluşumu ışığın tamamının emilmesi durumunda ortaya çıkar..dün tahmin edeceğiniz gibi patlamada ölen bir arkadaşımın cenazesine gittim. sabah kalktım, dolabımı karıştırdım ve hiç siyah bir kıyafetimin olmadığını fark ettim. mecburen elime ne geçtiyse onu giyip çıktım, cenazeye gittiğimde nedense kendimi kötü hissettirdi bu durum. siyah bir kazak almaya karar verdim. ne kadar acı değil mi? 5 ay içinde üçüncü patlama ve ben siyah kazak almak zorundayım. zorundayım çünkü iki ay sonra da bir arkadaşımı kaybedebilirim. belki ben giderim ve o iğrenç matem kazağımı giymeme gerek kalmaz. keşke kalmasaydı, keşke bunları düşünmek yazmak zorunda olmasaydım. hayat siyah kazak öncesi ve siyah kazak sonrası diye ikiye ayrılmasaydı keşke. keşke bu kadar olgunlaşmak zorunda kalmasaydık gencecik fidanları toprağa verirken, dik durmak zorunda olmasaydık. babası "inadına barış barış barış" diye ağlamasaydı..
    r2-d2
  2. görmediğimiz, düşünmediğimiz, bilmediğimiz, bir zamanlar bilsek de şu an anımsamadığımız her şey siyahın içinde. siyah, bizim için olmayanların özetidir. ölüm gibi ama emin de değilim.
  3. uğur özakıncının hikaye kitabının adıdır.

    (bkz: siyah / hiçliğin ve mülkiyetsizliğin öyküleri - uğur özakıncı)

    arka kapaktan

    "ben bu hikayeleri, yoksulluğun ve umutsuzluğun hayatıma yalın kılıç daldığı günlerde yazdım...

    her şey ile hiçbir şey arasındaki farksızlığı anladığım, kendime sığındığım, aya bakmaktan korktuğum, zamanı unuttuğum, saçlarıma düğümler atıp dilimde kor demirler söndürdüğüm günlerde...

    bu hikayeleri yazdığım günlerde kedim dişi bir kedi bulabileceğini, kuşum kafesini açık unuttuğumu, sevgilim bu kitapta hiç aşk hikayesi yazmadığımı sandığı için beni terk etti...

    oysa kedim kısırlaştırıldığını, kuşum zaten hiç kafesi olmadığını, sevgilimse aşkın sadece yaşanabileciğini bilmiyordu... "