1. haksızlığa uğrama korkusuyla karıştırılan ya da bir tutulan duygu.

    bazen insanlar durumlar karşısında haksızlığa uğramamak için tepki gösterebilir, ama genel kanı insanların suçluluk hissettiklerinde tepki gösterdikleri yönünde olduğu için kendini savunan birinin suçlu olduğu kesinleşmiş gibi olabilir.

    ha bir de şu var ki eğer birisi sizi suçluyorsa suçluluk hissetmeniz normaldir. reis bey'de geçtiği gibi "amerika'da bir cinayet işlense, evrende bir ses katil kim diye sorsa, benim derim" böyle karmaşık ilişkiler içinde her şeyden suçlu hissetmekte olağan olabilir. bence asıl üstüne düşülmesi gerekenler birilerini suçlayanlar, suçluluk hissedenler değil.

    ne hikmetse iyi olmaya çalışan, iyi şeyler yapmaya çalışan kişiler hiçbir şey yapmayan uğraşmayan kişiye göre daha çok yargılanıyor. çünkü bir şey yapıyor ve kendini ortaya atıyor. hiç yargılanmayıp sorgulanmamak istiyorsanız yanınıza üç beş tıfıl arkadaş bulup, saçma salak akşamlarda bira içip ona buna sataşarak yaşayabilirsiniz. kimse size laf etmez, eğlenceli bulur.

    çabalayanlar sürekli sorumluluk altında türlü suçluluk duygularıyla mücadele ederken, koy verip gidenlerin kafası rahat oluyor hiç sorumlu hissetmiyor kendini. en acısı da tüm bu uğraşın çabanın sonunda iyi olma gayretindeki kişinin ezik,aciz, yapmacık, gösterişçi, yetinmeyen gibi ifadelerle yaftalanması.

    birine iyi davranmayı bile suçluluk duygusuyla açıklamaya kalkıyorlar. "adamın içinde öyle boşluk var ki iyi davranıyor" görüşü. kibarlık, nezaket sahtelik olarak algılanırken, kaba saba hakaret edici tavırlarda bir gerçeklik bulunabiliyor. bunu hayatta da çok kere tespit ettim. ha şimdi bana sorarsanız asıl suçluluk hisseden kendisine iyi ve nazik davranılmasını sindiremeyenlerdir. çabalayan kişileri yaftalayanlardır.
    abi
  2. suçlu psikolojisiyle yakından ilintilidir, suçsuzluğunu kanıtlamak için yazdığı senaryoya ilk olarak kendisi inanır bu suçlu, kendisini inandırmak için bazen günlerce nöbet tutmaya bile kalkışır, ne kadar çok bağırırsa o kadar masum hisseder kendini. edit : imla
  3. benim görüş açıma göre bütün suçluluk duygusu yaşayan kişiler, kendilerine haksızlık yapıldığını savunurlar. çünkü aksini iddia etmeleri onlar için normal değildir. bu, insanın doğasında bulunan bir şeydir.
  4. insanın içini kemiren, beyninin damarlarını şişiren, ruhu ipotek altına alan lanet bir duygudur.

    lanet bir duygudur çünkü ceza gerektirecek bir suç işlemediğiniz halde ömrünüzü kafanızın içindeki bir huysuz yargıçla geçirirsiniz.
    bu yargıç sizi suçlar, ezer, küçümser, cezalandırır.
    bütün hayatınız "aman yanlış bir şey yapmayayım" çabasıyla geçirirsiniz.

    buna vicdan derler ama aslında değildir.
    bu yargıç sizi, zihninizde oluşmuş zorunluluklarla yargılarlar sadece.
    ve siz aman yanlış yapmayayım diye ömrünüzü yersiniz.
    bu yargılar ise sadece zihninizin insafına kalmıştır,
    tanrı odur.

    yanlış yapmaz mısınız peki?
    yaparsınız, hem de sadece bu duygu yüzünden.
    çok acayip bir çelişki bu, ama siz sadece bu yargıç yüzünden hayatın karşısında güçsüzce olan biteni izlersiniz.

    ve en kötüsü, kendi zihniniz size dayak atar,
    küçük bir çocuk gibi.