• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
the dressmaker - jocelyn moorhouse
tilly dunnage (kate winslet) güzel, yetenekli ve sıra dışı bir kadındır. vicdanında taşıdığı büyük bir yükle, annesi molly’yi (judy davis) bulmak için doğduğu kasabaya döner. tilly artık kasabada bir yabancı sayılmakta ve katil olarak suçlanmaktadır. geçmişin yaraları ile döndüğü bu yerde tilly’yi kasabalıya yaklaştıran şey tilly'nin eşsiz terzilik yetenekleri olur. acılar yerini kahkahalara bırakırken tilly modacı kimliğiyle kasabanın kadınlarını adeta baştan yaratır. bu arada geçmişini haksız bir şekilde karalayanlardan tatlı tatlı intikamını almaya başlayan tilly kasabanın yakışıklısı teddy’ye (liam hemsworth) kalbini kaptırınca bu aşkın ona tahmin edemeyeceği şeyleri yaptıracağını görecektir. (alıntı )
  1. öncelikle filmin türkçe çevirisi çok saçma geldi, tartışılır belki ama uygunluğunu bulamadım. aşağıda vereceğim ipuçları spoiler içermiş olabilir.
    filmden alınan mesajlar; "insanlar kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır" sözünün ilk kısmının doğruluğunu kanıtlar.
    kıyafet bir insanı şah da yapar, mat da.
    ikinci alınan mesaj; "milletin ağzı torba değil ki büzesin" şeklindedir ya da "ağzı olan konuşuyor" gibi de tamamlanabilir.
    üçüncü olarak; "alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" demektedir.
    dördüncüsü mevlana'nın deyişiyle:;"kısmet etmişse mevla;el getirir, yel getirir, sel getirir; kısmet etmez ise mevla; el götürür,yel götürür, sel götürür"
    beşinci ise:"intikam soğuk yenen bir yemektir"
    son olarak; "anaaam anaaaam, garip anææææm, sen yoksun yanımda, kimee dert yanaam, dünya yaalæææn"