1. 11bit studios'un "savaşta herkes asker değildir "sloganıyla call of duty, battlefield gibi savaşı cici gösteren oyunlara bilezik misali geçirerek piyasaya sürdüğü savaş oyunu.

    92-96 yılları arasında ki saraybosna kuşatması sırasında oynadığımız oyunda, karakterlerimizle savaş esnasında hayatta kalmaya çalışan sivilleri oynuyoruz ve temel amacımız savaş bitene kadar hayatta kalmak. savaşın asıl yüzünü gösteren ender güzellikte oyunlardan birtanesi. anlamak için sadece bu trailer yeterli olacaktır.
  2. savaş oyunlarına bakış açımızı değiştiren, asker olarak değil bir sivil olarak hayatta kalmaya çalıştığımız, oyunda verdiğimiz kararların karakterin ruh halini etkilediği, ve oyunun gidişatını da etkilediği güzel bir oyun.
    !---- spoiler ----!

    o kahve bağımlısı aşcıdan kurtulun nazı hiç çekilmiyor.

    !---- spoiler ----!
    elbis
  3. oldukça güzel, yaratıcı bir oyun. savaşa olmasa da savaş -strateji değil- oyunlarına olan bakışı değiştirir niteliktedir. arayüzü basit oynayışı zorlayıcıdır. en azından ben oynarken epey zorlandığımı itiraf etmeliyim.

    ayrıca oyun yapımcılarının oyunun torrent ortamlarında gördüğü yoğun ilgiye kayıtsız kalmayıp torrent kullanıcılarına steam kodu dağıtmışlıkları vardır.

    farklı tarzıyla oynanmayı kesinlikle hak eden bir oyundur.
  4. karşılama ekranındaki el ele tutuşmuş baba ve oğul silüetinin poyraz karayel'in afişine benzerliği dikkat çeken video oyunu.

    şu an 80. güne(savaşın sonu) ulaşmama çok az kaldı. alet-edevat işlerinde usta olan dallama ilk birkaç günden sonra yanına bir parça et alıp kaçıp gitti.

    ilk haftalarda barınağıma kız kardeşini emanet bırakan genç, hâlâ geri dönmedi. ölmüş olabilir.

    müzisyen bir abla evimize yerleşti.

    katia vuruldu.

    aşçı eleman sigaraya abanmaktan kanser olacak.

    futbolcu bir delikanlı ağır yaralı olarak bize sığındı; iyileştirdim. şimdi 'gece gezmeleri'ne onu çıkarıyorum.
  5. savaşın asıl yüzünü gerçekçi olarak kişinin suratına çarpan oyundur.
    saraybosna kuşatmasından esinlenerek yaratılmıştır. sivillerin savaş esnasında hayatta kalma çabalarını anlatır, bir yandan da savaş fırsatçılarının sivillere karşı olan eziyetlerini gösterir.

    oyuna değişik gruplarla başlanıyor, örneğin bir eski avukat (sıkı pazarlıkçı, takaslarda faydalı), bir aşçı (yemek yapımında daha tasarruflu), eski futbolcu (iyi koşucu) gibi 3 ya da 4 kişilik birbirini tanımayan insanın yıkık bir binanın içine sığınıp etrafı eşelemesiyle giriyor.

    etraftaki binaları, depoları ya da benzeri yerlerde kalanları yağmalayarak, oraları sahiplenmiş güçlü çetelerden takas yaparak, bahçede bir şeyler yetiştirerek, yağmur suyu toplayarak hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.

    bazen yaşlı bir çiftin evine girip bir şeyler almaya çalışırken yaşlı çift size yalvarıyor, bu noktada tamamen vicdanınıza sesleniyor oyun.
    bazen de yıkık bir süpermarkette işe yarar bir şeyler bulmaya çalışırken sarhoş askerlerin saldırdığı bir kadına göz yumuyorsunuz ya da canınız pahasına ortaya atılıyorsunuz.

    neticede oyun, kara kalem çalışması gibi koyu grafikleriyle beraber savaş zamanı şartların son derece başarılı olarak önünüze koyuyor.

    40 ya da 80 gün (artık oyunun senaryosuna göre değişiyor bu) sağ kalırsanız asıl silleyi suratınıza yiyorsunuz.

    gerçekçi çizimlerle hangi gün ne yaptığınızı gösteriyor ve ekrana çakılıp kalabiliyorsunuz.
    örneğin; 2. gün yaşlı çiftin evini yağmaladın, aç kaldılar
    10. gün masum insanların biriktirdiği malzemeleri yağmaladın
    15. gün komşularının yaralı çocuğuna yardım ettin...

    gibi savaş süresince günahınızı sevabınızı suratınıza çarpıyor. oyun atmosferi diyip geçilemeyecek kadar çarpıcı senaryo.
    "gerçek yaşamda başıma gelse bunları yapar mıydım (yapabilir miydim)? " diye sorgulatan muhteşem bir oyun.
    son olarak türkçe dil desteği olması da ayrıca bir güzellik sunuyor..

    oyundan görseller;

    1
    2
    3