1. “bu saç sakal ne, sen ne biçim öğretmensin. dilenciye benziyorsun”
    “öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun, çık dışarı o sakalını kes, insanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler”
    “siz eşekbaşı mısınız burada, yönetemiyorsanız istifa edin”
    “yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız anarşistsiniz"

    bu sözler yalova valisi tarafından yalova termal fen lisesi matematik hocası halil serkan öz'e söylenmiş, hoca bir de sınıftan kovulmuştu.

    eğitim-sen, eğitimin ve toplumun, kılık kıyafet uygulamaları üzerinden tek tipleştirilmesini protesto etmek için 7 ekim 2013 günü aldığı, 'özgür kılık kıyafetlerle işyerlerine gidilmesi' eylemlerinin devam ettiğini söyleyince de anarşist demişti kendisine. *

    ilgili haber için:
    valinin öğretmen azarlayabilirliği 1
    valinin öğretmen azarlayabilirliği 2

    yaşanan bu haksız ve utanç verici olay sonrası bu akşam eğitim-sen, türk eğitim sen, aktif eğitim sen ve eğitim-iş sendikalarının yalova şubesi üyeleri, "öğretmene saygı yürüyüşü" düzenlediler. "sendikal hakkımız engellenemez", "tek tip öğretmen olmayacağız" dediler.

    fakat.. valinin manevi tacizde bulunduğu hem de tübitak* ödüllü bir öğretmen olan, öğrencilerine ufukları açılsın diye sadece sayılar ve şekillerle ilgili uğraşılar değil kitap okuma listeleri veren serkan öğretmen bu yürüyüşte kalp krizi geçirerek vefat etti.

    ilgili haber için:
    "öğretmene saygı" yürüyüşü'nde ölen öğretmen 1
    "öğretmene saygı" yürüyüşü'nde ölen öğretmen 2

    cumhuriyet'in ilk yıllarında öğretmen maaşları milletvekili maaşlarından yüksekmiş.. işin maddi yönü uzakta dursun aradaki uçuruma değinmek için yazdım onu, bir millet vekilini de mülki amir valiyi de gene öğretmen yetiştiriyor. ülkede öğretmen olmasa sen onu yapabilecek misin? böyle bir mesleğe karşı hudut, adap bilmek lazım!

    kaldı ki bırakın öğretmendeki sakalı kravatı zaaten! öğrencilerin bir karış sakal, sabahın ilk ışıkları olmasına rağmen katalog çekimine gider tarzda bir makyaj ile okula gidiyor olmalarının sebebi de sözüm ona çıkarılan öğrenci kılık-kıyafet yönetmeliğidir. o uygulanırken neredeydiler denmez mi? bu serbestliği, bir şeyi onayladığında verdin zaten. her var olanın karşıtını yaratacağı bir gerçek olduğundan bu onay verilen şey de karşıtını yaratarak tüm ülke gençlerinin bir sene okullarda acayip acayip tavırlar sergilemesine yol açtı. kılık kıyafet serbestliği ama ama özgürlük ama.. aşırı yanındaydım serbest kıyafetin, staj yaparken içine girince ne derece yanlış bir uygulama olduğunu yakından gördüm. okulda gördüğün çocuklar geliyor sürekli aklıma. okula öyle gelinmez arkadaşlar, ben anlatamıyorum.

    ve sen, bir öğretmen kolay yetişiyor mu sanıyorsun. o aşamaya gelip o duygusal yeterliliğe gelmek, o işin hakkını vererek bireylerin inşasına bilgi taşımak, güzel huylar taşımaya çalışmak, farkındalıklar taşımaya çalışmak çok kolay mı zannediyorsun. öğretmenliği ayağa almak ne demek? yıllarca kim bilir ne şartlarda okuduktan sonra dünyada başka eşi benzeri var mı* gerçekten merak ettiğim bir sınava gir, pardon ne bir sınavı 13 ders + kendi branşım için diyim 5 ders de öabtden toplamda 3 sınava gir, senelerce gir, bir arada nadiren gördüğün milyarları* kurslara boca et, aa video dersler var ona da boca et, mesleğin öğretmenlik olsun ama işin olmasın senelerce. tam intihar etmelik.* sonra bir şekilde psikolojin bozulmasın. enfes gerçekten. o sağlam kalmış psikolojinle yüksek lisans, doktora yap ama sadece uzman öğretmen olabil, müdür ya da müdür yardımcısı olama çünkü bu topraklarda eğitim derecene göre kademe atlayamıyorsun.

    kaldı ki fen liselerine öyle her dileyen öğretmeni almıyorlar. onların sınavları oluyor, onu da geçersen fen lisesi öğretmeni olabiliyorsun bu da nasıl ki fen liselerindeki çocukların çoğu üst seviye oluyor, öğretmeni de üst seviye demek.

    ne diyordum ben.

    tiyatrocuların sahnede ölmek istemesi gibi bir şeydir belki de bir öğretmenin ders anlatırken ölmek istemesi.
    öğretmenlik haklarını ararken ölmesi de böyle oluyormuş demek ki..
    çok üzüldüm, çünkü her ölüm erken ölümdür ama; iyi bir öğretmenin, öğretmenlik hakkını ararken hem de kendisine yapılan bir haksızlık neticesinde birçok farklı görüşteki sendikanın birleşmesiyle bir hak aranırken ölmesi..
  2. (bkz: sadece türkiye ' de olan, olabilecek olaylar.)

    bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.

    sözü ile öğretmenliğin ne kadar değerli, önemli bir meslek olduğuna güzel bi ' vurgu yapılmıştır.

    mesleklerinin giderek itibarsızlaştırılması, aldıkları maaş ile zor geçinmeleri, atanma problemleri vs. bir sürü dert ve problem ile uğraşmalarına rağmen, ellerinden geldiğince, bilgileri dahillerinde. saygısız öğrenci ve velilerle başa çıkmaya çalışarak, çocuklara birşeyler öğretmeye çabalıyorlar.

    sonuç olarak gördükleri saygı ortada.

    öğretmen değilim, annem veya babam da öğretmen değil. bu yazı işlerini hakkıyla, öğretme, geliştirme ve öğrendiklerini sorgulayabilen, ülkesine faydası olacak öğrenci yetiştirmek isteyen öğretmenler için yazılmıştır.

    allah rahmet eylesin. mekanı cennet olur inşallah.
  3. mutlu
  4. tamam hobi olarak egosunu yine tatmin etsin bişey demiyorum ama bu nedir arkadaş ya nedir? umarım evrende yalnız degilizdir. eğer yalnizsak ve evren bizim için var ise buna hiç degmemistir.
  5. türkiye barolar birliği başkanı metin feyzioğlu, öğretmen halil serkan öz'ü kılık kıyafetini beğenmediği için öğrencilerinin önünde azarladığı gerekçesiyle yalova valisi selim cebiroğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.
    ilgili haber linki
  6. öğretmenin 2 aylık yaz tatilini dert edinenlerin bulunduğu bir ülkede mazur görülebilecek bir olay.yarın unuturuz takmayın kafanıza.
  7. yaptığı çalışmalarla tübitak ödülü almış bir öğretmenin, kıyafeti, saçı, sakalı nedeniyle -üstelik bir sendikalı olarak kılık kıyafet eylemine katılmaya sonuna kadar hakkı varken- maalesef öğrencilerinin gözü önünde azarlanıp, küçük düşürülebildiğini gördüğümüz olaydır. kimse senin ne yaptığınla, ülkene ve onun evlatlarına neler kazandırdıklarınla ilgilenmiyor öğretmenim. bu ülkenin yenilikçi, üretken, sistemdeki yanlışlara dur diyebilen öğretmenlere tahammülü yok. gerek eğitimleri, gerekse kişilikleriyle asla bir yere gelemeyecek olup, hakedenlerin hakkını gasp ederek koltuk edinen amirler var oldukça da bu düzen böyle devam edecek. sonrası mobbing, sonrası eziyet...