1. benimki köyde saçım bağlı biçimde cep telefonumda (*:stevie ray vaughan) dinleye dinleye bahçeye gitmemdir herhalde.
    milletin uzaylı görmüş bakışları süperdi ama ^^
  2. "yaşamak" eylemini durdurmadığımız her an sanırım yeterince çılgın şeyler yapmaktayız.
  3. ege üniversitesi açık havuzuna bir gece vakti dikenli tellerin üzerinden atlayarak geçtim. evet yaptım bunu. bileniniz vardır. kimya mühendisliği bölümünün arkasında açık bir yüzme havuzu var.

    ne havlu vardı ne yedek kıyafet tellerin üzerinden atladık. en az benim kadar çılgın iki arkadaş ile havuza girdik. keyifler yerinde suyun keyfini çıkarırken arkadaşlarımdan biri keyiften ayı gibi böğürüyor, şarkılar çığırıyor, kahkahahahahalar atıyordu. ta ki ellerinde fenerler ile güvenlikler gelene kadar.

    çıkın havuzdan dediler. çıktık. bir yandan tişörtümü giyip diğer yandan kapıya doğru kaçacak açıyı kolluyordum. güvenlikçi ağabey kimliklerimizi istedi. yalvarıp yakardık. kimlikler yanımızda değil dedik. cüzdanımızda oysa ki. fakültelerimizi sordu. sanırım okulun öğrencisi olduğumuzdan emin olmak istediler. ağabey sıcaktan çok bunaldık paramız yoktu vallaha billaha diye dırdırlarken (saat gecenin 1'i !! ne parası acaba?) cağnım arkadaşım düşündüğüm şeyi kulağıma fısıldadı. bırakmazlarsa kaçalım dedi. neyse ki güvenlikçi ağabeylerden biri "suyla şaka olmaz!" diye nasihat çekerken (suyla şaka yapmıyorduk, sadece yüzmeye gitmiştik-bu söze daha sonra karnımız ağrıyana kadar güldük-) diğeri tellerden atlarken elini kolunu kaybeden insanların hikayesini anlattı. teller konusunda doğru söylüyordu, içeri girerken kolumu bacağımı deli gibi çizmiştim. şu ustura bıçağına benzeyen teller var ya hani çember çember dizilir hah onlardan vardı işte. biz yalvara yakara duralım güvenlikçi ağabeylere olan ıslak yaklaşımımız işe yaramıştı. sonra başka çaremiz de yoktu. işler daha da boka sarabilirdi. okulun herhangi bir bölümüne izinsiz girmek disiplin suçuydu. tutanak tutsalar en az 6 ay okuldan uzaklaştırma cezası alabilirdik. bunun sonuçlarını aşağı yukarı hepiniz tahmin edersiniz.

    neyse ki ağabeyler insaflı çıktı. onların geldiği kapıdan çıktık. bizi bırakmalarının yanında tekrar dikenli tellerin üzerinden tekrar atlamayacak olmanın sevincini yaşıyordum. unutamayacağım çılgınlıklardan biridir. bende çılgınlık çok. öyle çılgınlık olsun diye yapılmış şeyler değil hiçbiri. sadece sonuçlarını düşünmeden yaptığım şeyler. aklıma geldikçe anlatırım.
  4. komşunun evini yakmıştım eheh
  5. bir dönem arkadaşlarla düğün salonunun tam karşısında bir cafede takılıyoruz sürekli. bir süre sonra dayanamayıp hiç tanımadığımız insanların düğününe 10 kişi birden dalıp 1 saat boyunca gelinle damatla karşılıklı göbek atıp fotoğraf çektirip çıkmaya başladık. bir yaz boyunca sürdü bu böyle. acaba o fotoğraflara bakıp bakıp kim bunlar diye düşünüyorlar mıdır ?
  6. aşık olmak sanırım yapılabilecek en çılgınca şeydir.
  7. üniversitede ikinci sınıfa yeni başlıyoruz. elimizde bavullarla yurda geldik. sizin blok kapalı eşyalarınızı bırakıp, diğer bloğa geçeceksiniz dediler. biz de üç manyak ne geçeceğiz be burda kalalım diye dahiyane bir fikir ürettik. ''saklanmak.''

    herkes eşyalarını bırakıp diğer bloğa geçiyor. biz kapı arkası, dolap arkası ve yatağın duvar arası derken bir güzel saklandık. koskoca yurtta üç kişiyiz güya.

    tabi saat geçtikçe sıkıştık. elde telefonlar tuvalete gidiyoruz. aradan birkaç saat geçiyor yine tuvalet derken bir baktık, tuvaletin ışığı açık. lan kim açık bıraktı bunu diye söylenirken, bu sefer üst kattan ışık geliyor. dedik bizden fazlası var. gelin şunları korkutalım diye her odaya bakıyoruz. kimse yok.

    tam aşağı kata iniyoruz birden görevlileri gördük (onlar nasıl sizi görmedi demeyin arada kapı var), üst kata çıkıyorlar bir taraftan da bağırıyorlar: ''çıkın dışarı'' herkes bağırıyor aaa diye. biz bağıra bağıra odaya kaçtık, üst katı talan ettiler kimseyi bulamadılar.

    o korkudan sonra lan kim var yukarda hiç sesi de yok tek mi acaba diye söylene söylene aramaktan yorulduktan sonra bir güzel yatıp zıbardık.

    şimdi çılgınlık nerede diyenlere, o korkuyla hala o yurtta kalıp, yattık uyuduk. daha ne olsun.

    okuyorsan burdan çok korkuttun be. yasak bu blok demediler mi sana?
    ozumm
  8. rus ruleti. nasıl bir hayat yaşadıysam yazmadan önce acaba en çılgını bu muydu diye düşündüm.
  9. yıllar önce, bir trenin en arka vagonunda,genele açık bir kompartımanda, kız arkadaşımla sevişmek..
    gerçi trende oldukça az yolcu vardı ama bu yaşadığım,hayatımda yaptığım bir çok çılgınlıktan biriydi.