1. alfred nobel'in kardeşi ludwing 1888 yılında ölünce o zaman büyük bir gazete yanlışlıkla kardeşinin yerine alfred nobel'in ölüm haberini "ölüm taciri öldü" diye yayımlamış. bulduğu dinamitin patentini hükümete satarak servetine servet katan nobel bu haberi okuyunca kendinden ve servetinden o dakika nefret etmiş ve tüm servetini insanlık adına, bilim adına harcamış.
    yanlış bir gazete haberi nobeli kendine getirmiş kendinin dışardan nasıl göründüğünü görmüş.

    ölüm bir son, bir bitiş toprağa karışan beden ve atmosmefere karışan azot insandan geriye kalan. canlıların bedeni öldükten sonra içten çürümeye başlar. tutkusunu, sevgisini, hayallerini kaybetmiş insanlar da yaşarken ölenlerdendir.
    onlara yolculuk yaptığınızda içlerinde güzellik, sevgi, iyi duygular bulamazsınız. harabe bir kalenin yosun tutmuş mahsenleri gibidirler. kasvetleri sizi korkutur. sevgiyle beslenmezler. değerlerden haberleri yoktur. hani filmlerde ruhlarını şeytana satmış karakterler vardır ya bunlar da ruhlarını şerlere, karanlıklara, olumsuzluklara satmışlardır. kiminde ego, kiminde kasvet, kiminde elem, kiminde şiddet, kiminde nefret, kiminde mutsuzluk görürsünüz.
    içlerindeki mozoşistlik size sadistlik olarak yansır.

    hani ölenler vardır cesetleri bulunana kadar kokanlar. etrafına maskesiz yanaşamazsınız. kokusu başınızı döndürür, midenizi bulandırır. yaşarken ölenlerde öyledir aslında. onların çember alanlarına girdiğinizde duyulmayan psişik bir koku sizi sersemletir.
    belki bir gün yaşarken öldüklerinin farkına varıp kendilerini dışarıdan görmeyi başarırlar. belki de kurtulmak isterler bilemedim şimdi.
    bildiğim tek şey yaşayan ölülerin olduğu karanlık sularda yüzmektense, ohh mis gibi masmavi pasifik kıyılarında yüzmeyi tercih etmek.
  2. şu sıralar dedemde gözlemlediğim durum. arkadaşları, dostları bir bir vefat etti. ev ile kıraathane arasında geçen günler. televizyona bakmakla geçen saatler. çevresi insan olsa bile o sürekli yalnız, suskun, hep ufuklara hüzünlü bir şekilde bakıp kalıyor. dünya defterininin hesabını kitabını yaptı ve kendini alacağına inandığı azraili bekliyor.
    enerjisi yok, hayalleri yok, isteği yok. demekki yaşamak sadece hücrelerinin canlı olması, sisteminin kendini devam ettirebilmesi, organizmanın uyaranlara karşı tepki vermesi, fizyolojinin ayakta olması değil. insanın içindeki şeyin adı artık neyse sönmüş, ölmüş, yok olmuş.