1. sağlam organlarımın tümünün bağışlaması
  2. belediye mezarlıklarına gömülmemek. bizimkilere söyledim bu isteğimi ama pek ciddiye almadılar. du bakalım.
  3. gösterişli bir mezar yaptırmayın bana, mezar taşı da istemem. toprağa karışıp gideyim bırakın. ölüm yok olmak değil midir zira?
  4. cenazeme türk hakemleri ve kadınlar gelmesin, namazımı zengin bir imam kıldırmasın.
  5. her şey son bulmasın
  6. uzun adama köpeklik etmiş, tapmış, anasını avradını helal etmiş vb. insanların cenazeme katılmamasıdır.
    ramel
  7. ölürsem nazım'ın dizelerinde beklemeyi öğrendiğim güzel günlerden önce
    vasiyetimdir;
    uçurtmalar uçurun çocuklarla
    bir elinizde gökyüzü
    bir elinizde çocukların üşüyen elleri
    uçurtmaların peşinden koşun...
    araf
  8. bedenimin yakılıp denize karışmasını çok isterim aslında. sevdiklerimin sadece ismimin yazıldığı bir mermere baktığında değil her deniz kıyısında beni hatırlamalarını isterim .
  9. öncelikle ; dizi adı: almost human

    zamanla bu düşüncemin yerini ise bu korku devraldı;
    en çok öldükten sonra hatırlanmamaktan korkardım. yaşarken hatırlanmamayı hesaba katmamışım.

    aslında yine aynı kapıya çıkıyor.

    kısacası:

    unutmayın.
    iyi veya kötü.

    edit: dizi adı. ve son olarak da;

  10. küllerimin körfeze atılmasını gerçekten vasiyet edecektim ama ülkemize böyle bir şey mümkün değilmiş. mermer, taş ve topraktansa dalgalarla deryayla bir olmak çok daha güzel olurdu.

    geriye sadece ağlamayın demek kalıyor. ergenliğimin başlarından beri hep intihara meyilli biri olmuşumdur. yaşıyor olmanın yükünü kaldıramıyorum. kendimle bir olamıyorum. maskelerimin ardında sürekli ağlayan bir çocuktan farklı değilim. defalarca o deliğe tepeden bakıp son bir kaç gün deyip geri döndüm, bir kere de şimdi dedim ama şans, kader, beceriksizlik ya da her ne derseniz işte. ek olarak ben bir dine mensup değilim. hatta bir agnostik olarak haklıyım diyen herkesin yanıldığını düşünüyorum. ölüm ile ilgili görüşüm de bunla alakalı olarak tamamen nötr.

    lakin bir gün zehir gibi bir abiden dinledim bu konuyu. benim gibi biriydi*. hayatımdan geçen tüm insanları düşününce; gideniyle, kalanıyla çoğu mutluluğum için çabaladı. "o çukura atlarsan, onların hepsine 'siz bana yetmediniz, beni mutlu etmeyi başaramadınız, size katlanamadım, ben de gitmeye karar verdim' dersin" demişti. ben de böyle bir bencillik yapamayacağımı farkettim.

    bu yüzden üzülmeyin. ben zaten siz varsınız diye buradayım. on yedinci yaşımdan beri sizin için yaşıyorum zaten, üzülmeyin diye. unutun, hiç olmamışım gibi yapın, hiç doğmamışım gibi, nefret edin ama üzülmeyin.
    bozuk