1. bu gün çok pis bir gaf yaptım eğlendim ama sonra bayağı bir utandım.. ders seçeceğiz böyle koridorda mal mal oturuyoruz hocaları falan bekliyoruz. bir arkadaşı gördüm muhabbet ediyoruz falan konu işte okuldan hocaların gitmesine, mimarlığa hoca alınmayıp iç mimarlığa alınmasına oradan iç mimarlık seçmelilerine şunlara bunlara sonra da iç mimarlık yetenek sınavına geldi, diyalog ortalama şu şekil;

    a-ya yetenek sınavında da çizim mizim istiyorlarmış hani
    b-evet yaa öyleymiş
    ben-yok be bizim okulda çizim sınavı yok testle alıyorlar
    c-evet bir ara harry potter yazarı mı ne sormuşlar sfjdgk
    ben-bu iç mimarlık sınavı da zaten gerizekalı turnusölü (bağıra bağıra)

    sonra kafamı çevirdim duvarın orada iç mimarlık birisi.. biliyorum yani tanışmasak da iç mimarlık olduğunu o ara çocuk bi yüzünü eğdi falan sonra da gitti böyle. resmen aşırı üzüldüm. benim şahıslarla ve iç mimarlarla sorunum yok valla zaten bizimle hemen hemen benzer dersleri alıyorlar.. benim sıkıntım okulun alma şekli ile. o arkadaştan özür diler iç mimarlık arkadaşlara da zülfiyare dokunmamasını rica ederim ama o sınav tam bir gerizekalı turnusolü. (yazar burada size aptal falan demek istemiyor)
  2. lise 3.sınıfta almanca dersinde, sesli olarak sonu 'am montag' olan cümleyi okurken sonunu " am yani hocam em montag" diyerek bitirmem. doğrusunun bildiğim kadarıyla am montag diye okunduğu ancak hocamız kadın olunca orada bir hassasiyet gösterdim. hoca dumur oldu tabi. çık sınıftan dedi.
  3. gaf sayılır mı tam bilemedim ama ilkokulda nöbetçiyim bir tanede yanımda üst sınıftan kız var bomboş koridor herkes derste, koridor ışıkları da yanmıyor bu kız imza almaya sınıflardan birine gitti bende geri çıkınca korkutmak için koridorun başında ki duvara saklandım. önce kapı sesi geldi; sonra ayak sesleri yavaş yavaş yaklaşmaya başladı, bekledim bekledim bekledim "işte tam zamanı" deyip "böööö" diye karşısına çıktım ortalık bir an çığlıklara boğuldu ama ne oldu ben daha çok korktum, koridorda gelen resim öğretmeniymiş asdfsdfsa
  4. ygs-lys döneminde bir çok öğrenci gibi dershaneye kayıt oldum. sözelciyim ve en yakın arkadaşımla aynı yere * bilmeden kayıt yaptırdım. ilk gün gittim bir baktım arkadaşım tek başına oturuyor sınıfta. 5-10 dakika hoş beş ettikten sonra 'ders ne acaba' dedim. bilmiyorum ki dedi. 10 dakika kadar öğrenci ve öğretmen bekledik. kimse gelmedi. müdür yardımcısının yanına indik. yukarıda gidin geometrici didem hanımı bulun dedi. 4 kat yukarı çıktık. öğretmenler odasında yokmuş. geri inerken arkadaşıma 'yahu biz sözelci değil miyiz? geometri ne alaka? oldu olacak kimya da görseydik' dedim. arkamdan biri * 'ygs'de geometri de çözeceksin' dedi. 'e sen?' dedim. 'bende sizin sorularınızı görmek için çözeceğim' dedi. meğer aradığımız didem hoca benim arkamdaki didem hocaymış.
  5. öğrencilerimden birinin babasıyla sohbet ederken, fetö kapsamında mimlenen insanlar için "fabrikalara bile alınmayacaklar, geçinebilmek adına yapacakları en akılcı hareket köylerine dönüp anası babasıyla yaşayıp tarımla ilgilenmek, bağlarına bahçelerine sahip çıkmak olurdu." demiş bulundum. sonradan hatırladım ki karşımdaki adam fabrika işçisiydi. işçileri hakir gördüğümden değildi elbette verdiğim örnek, vurgulamak istediğim şey vasıf gerektirmeyen bir işte bile dikiş tutturamayacaklarıydı o insanların. ali abi alındı mı ya da fark etti mi bilmiyorum da ben kendimi çok kötü hissediyorum hâlâ.
  6. merhabayın!
    yine bir multiple short story'si (?) ile beraberiz. hanımlar,beyler,multi bu sefer 4 yaşında. memlekete yaz tatiline gitmiş anacağızıyla. okumuyor henüz ama yaz tatili yapıyor, öyle de sefa bezeventi. neyse. anası kaynanayı ve baba dahil bütün baba familyasını sevmiyor multi'nin. haksız da değil, bu başka başlıkların konusu ama. multi ne zaman bi boklar yese,haşarılık etse annesi başlıyormuş "oy mayanıza büyük taharetimi edeyim,oy mayası bozuklar!" diye. tabii şimdi 2 - 5 yaş arası aslında çok temel şeylerin yerleşik bir şekilde kavranabildiği bir yaş aralığı,multi de canı sağolsun iyi bir boku öğrenmez,aklında bu kalmış* işte bunlar babaanne evinde, mutfakta hamur yoğuruyorlar. babaanne bir ara gelinanım olan multi'nin annesine "hele şurdan mayayı verele gızım" diyor. multiple durur mu? yapıştırıyor cevabı: "aaa,anne,sen bana hep mayası bozuk diyon yaa,bu o mayadan mı? ehehahuhiow..."

    arkadaşlar bu blue screen, 404 not found gibi olaylar internetin yayılmasıyla ortaya çıktı sanıyorsunuz siz değil mi? yok,öyle olmadı. bizim babaanne evinden çıktı onlar, sonra dünyaya yayıldı. solumda annemin suratını busblue screen vermiş olarak gördüm, sol üst köşede soluk sarı bir imleç titriyordu. babaannemin bir gözünde 404,diğerinde not found yazıyordu. maya ortalıktan toz olmuştu şerefsiz. ağzımda çarpık bir sırıtışla son hatırladıklarım bunlar. sonra gözümü morgda açtım.

    hi from hell! *