iş kitlenmesi - youreads

  1. iş hayatına dair argo bir tabir. iş hayatım boyunca kitlenen işlerle ilgili ders niteliğinde tecrübelerim var. hem de yığınla var o kadar çok alakasız iş kitlendi ki bana, çok çalıştım dostlar.

    bi kere bir işin size kitlenmesi için o işin sizin iş tanımınızda olmaması fakat bir şekilde genel işlerin yürümesi için birilerinin bu işi yapması gerekmesi gerekmekte.

    ilk hikayeme sondan başlayacağım. iş yeri telefonum çalıyordu, minik ekranda müdürün adı yazıyordu, hemen kulaklığı çıkardım -alo? bu enflasyon verilerini, kurları niye güncellemedin?? -üstad onları zaten ben... çat telefon kapanır.

    olay şu, rapor yapıyorlar, kurlar ve veriler lazım oluyor, bir gün ben de yaparken lazım oldu tablo yaptım kolay anlaşılsın diye. (yapmaz olaaydım) sonra kontrolör beğendi bunu diğer raporda görmek istedi. sonraki hafta diğer bir çalışanın raporunda görmek istedi git ondan al dedi. sonra bir başkası bunu istedi. dur dedim ben bunu herkese mail atayım tek tek istemesinler. derken ay sonu geldi, verileri koycam ama güncellemem gerekti, güncelledim. bu sefer de güncel olanı istediler. dedim herkese atayım bunu ben tek tek şey olmasın. aradan aylar yıllar geçti,kontrolörler müdür oldu gitti, müdür değişti, benim esas görevim değişti, ama hala ay başında verileri güncelleyip atıyordum. çünkü sadece bizim bölge değil tüm ülke genelinde aynı tablonun kullanılmasına, kur değerinin bölgeden bölgeye standart olmasına başkanlıkça karar verildi. başkanlığın sitesine ekleniyordu. bir gün çok yoğun dönemimde ayın 7 si olmuş hala güncellememişim, dalmışım, telefonum çaldı aarayan müdürdü. sen niye güncellemedin bu verileri? deyip yüzüme kapattı.

    ulan bu benim işim değil, değil, değil. neyse ayrıldım ordan bitti.

    ikinci hikayem de şöyle;

    ikinci çalıştığım yerde faturalar elle kesiliyordu. uzatmadan sadede gelelim ya dedim bunları yazıcıdan çıkaralım daha profesyonel olur. uğraştım araştırdım kurulumu yaptırdım. personel eğitimini de verdim çark dönmeye başladı. fakat bu yazıcı her nedense wifi bağlantısını kesti. çevrimdışı oldu fatura yazılamadı. çıktı fatura bokunu ben çıkardığım için personel anında beni aradı, bu yazmıyor dedi. baktım ışıklar yanıyor, internet var, neden çevrimdışı belli değil. kurcaladım orayı burayı düğmelere bastım, kapattım açtım yeniden yazdır falan derken yazmaya başladı. aradan iki hafta geçti yine anlamsız çevrimdışı olma olayı oldu. yine kurcaladım dürtükledim falan çalıştı. öyle bir şey ki kimseye de tarif edemiyorum. personele anlatmaya çalıştım dedim bak bu düğmeye bas bas bas şuna da bas bas kapat aç kabloyu çıkar tak word aç kapat yazdırmayı dene vs yok bana mısın demiyor haftasına yine telefonum çalıyor, çevrimdışı. acil kablo alınması gerektiğini söyledim. tamam sen al internetten dediler... internete girdim o kablo yok sadece amazonda var, alayım bari dedim hesap açtım, şirket kartıyla girdim ödedim.

    haftasına telefonum çaldı, sen internetten kablo almıştın ya, bilgisayar lazım sipariş verebilir misin? olur ya veririm. hepsiburada, n11, amazon şirket hesaplarından mal alımları bana kitlenmiş oldu. (süresiz)

    derken patron aradı, bizim bu hepsiburada, n11 gibi yerlere mağazamızı açalım dedi. neden bana dedi peki? ben online mağazacı mıyım?

    hayır çünkü peşpeşe iş kitlendi. iş hayatında çalışana iş kitlenir. sen yaptıkça daha çok iş kitlenir. insanlar yaptıkları işten daha çok işi başkasına kitlemekte uzmanlaşmıştır.
    abi
  2. hayır diyememenin sonucu.

    "başarı baştan gelir" gibisinden sikindirik iş öğütleri kitabından alıntı gibi oldu.

    işe girerken, özellikle ilk görüşmelerde hep kendini beğendirme çabası var. sonra da rezil olmama, kendini beğendirme, sevdirme çabası. buradan sonra akıllı bir dönüş yapıp kendini ağırdan satma dönemine girilmesi gerekiyor ki bu çok zor. hep "elbette, sağolun" dediğin insanlara "bugün yapamam, hayır ilgilenemeyeceğim" diyebilmek gerekiyor.

    bu zor dönemeci atlatanların büyük kısmı "iş sallama"ya yöneliyor. "evet" deyip yapmıyorlar. bilgi işlem birimleri bu konuda galaksi lideridir.

    en zoru ve asıl uğraşılması gereken "hayır" demeyi en azından "bu seferlik yapıyorum, iyi izleyip not alın, bir dahakine uygun olmayabilirim" diyebilmeyi kıl herif olmadan, sınırında bırakıp becerebilmek.

    o arada kriz geliyor atılıyorsunuz zaten. "alın beni alın"lara sil baştan.
  3. becerikli ve deneyimli bir devlet memurunun level 99 seviyesinde sahip olduğu beceridir. bir sonraki seviyede bunu yaşam felsefesi haline getirerek hayatının tüm alanlarına yayabilir. bir süre sonra hayatını sadece çay içerek ve koltukta oturarak idame ettirebilir.