1. 15 ağustos 1769, korsika – ö. 5 mayıs 1821 yılları arasında yaşamış fransız asker ve devlet adamı.
    ilgilisi çok daha detaylı malumat verecektir elbette ancak ben kendisi hakkında edebi yansımasından bir detay vereceğim.;
    anatole france'nin oldukça müstehzi bir uslüpla kaleme aldığı ve alegorik taşlamaların bolca yapıldığı penguenler adası isimli eserinde djambi adında malezyalı genç bir mihrace gezginin yolu, savaştan çıkmışa benzeyen yıkıntılar içerisinde, bakımsız, tarlaları ekilmemiş, sokaklarında eski üniformalar ve madalyalarla gezinen sakat ve yaşlı insanların yaşadığı bir ülkeye düşer.
    yıkıntı içindeki ülkenin yine yıkıntı içindeki başkentinin her yanı bir adamın anısına ve onuruna dikilen heykellerle, yontularla, dikili taşlarla bezeledir.
    bu yabancı gezgin şehirde dolaşmaya devam ederken bir askerin dikkatini çeker. bu asker gezginin rehberi olur ve gezgin askere heykelleri dikilen şatafatlı bu adamın kim olduğunu sorar. asker gezgine, trinco isimli bu adamın ülkelerinin ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lideri olduğunu, trincodan önce mevcut topraklarına iki ada da dahilken, trinco'nun yaptığı fetih ve kazandığı zaferlerle ülkelerinin bayrağını afrika çöllerinden, kutup buzullarına kadar genişlettiğini her fethettiği yerin yerlilerini devasa ordusuna kattığını ve bu zaferleri 30 yıl boyunca neredeyse dünyanın yarısını hakimeyitine alarak ülkesini ve insanlarını bu şan ve onurla gururlandırdığını anlatır. asker, bu 30 yıllık süreçten sonra trinco'nun kazandığı yerleri onurlu bir şekilde birbir kaybettiğini., trinco öncesi ülkesinin sahip olduğu iki adayı bile vermek zorunda kaldıklarını, trinco tahttan indiğinde ülkede sadece kambur ve topalların kaldığını işte kendilerinin de bu kalanların çocukları olduklarını yine gururla anlatır.
    asker için önemli olan trinco'nun toplumlarına verdiği şan ve onurdur.
    bunun üzerine gezgin; "ama bunu çok pahalıya ödemişsiniz" der.
    asker de şu cevabı verir; "şan ve onur asla ucuza gitmez"

    not: hikayede bahsi geçen trinco esasında napoleon'dur.
  2. carl von clausewitz'in ii.friedrich'le beraber en sevdiği komutan.hakkında yanlış bilenenlerden bir tanesi boynunun kısa olmasıdır lakin yaşadığı dönemin fransız erkek boy ortalamasının üstündedir kendisi.ama benim daha çok ilgimi çeken fransızlardan böyle bir komutanın çıkması.fransızlar bana her zaman için narin erkekler olarak gelmişlerdir nedense*
  3. "no money, no honey" sözüyle tarihe geçmiş, büyük finans uzmanı!
  4. gelmiş geçmiş en büyük askeri dehalardan kabul edilir. savaş arenasında bunu defalarca kanıtlamıştır. korsika'dan başlayıp dünya tarihine uzanan bir hikaye napolyon'unki. '60'ın üzerine savaşa katıldım, başlangıçta bilmediğim hiçbir şey öğrenmedim' sözü kibirli bir ifade gibi dursa da konu napolyon olunca hak vermeden edemiyor insan.

    askeri anlamda yaptığı büyük yeniliklerden birini şu sözüyle özetleyebiliriz: 'ordular mideleri üzerinde yürür'

    önceki yıllarda savaşlar için gereken erzak ihtiyacı merkezden karşılanıyordu. uzayan savaşlarda bu çok büyük sıkıntı oluşturuyordu. ikmal hatları aksadığında orduda isyan patlak veriyordu. napolyon ordunun içinden -topçu sınıfı- gelen biri olduğu için bu durumu iyi analiz etmişti. ordu merkezden gelecek erzağı beklememeliydi. napolyon buna çözüm olarak ele geçirdiği yerlerin kaynaklarını kullanma yoluna gitti. gittikleri yerlerin erzak depolarına çöküyorlardı, ekinleri biçiyorlardı, ne varsa onu kullanıyorlardı. böylece ordu çok daha uzun süre savaşa devam edebiliyordu.

    dönemin fransız ordusundan da bahsetmek lazım.

    diğer ülkelerden farklı olarak devrim sonrası fransa, milliyetçilik akımını askeri alana çok doğru kanalize etti. fransızlar artık kral veya soylular için savaşmıyordu, kendi ülkeleri için savaşıyorlardı ve bunun bilincindeydiler. avrupa'nın neredeyse tamamıyla savaş halinde olmalarına rağmen insan gücü olarak çok sıkıntı çekmiyorlardı. çünkü neredeyse eli silah tutan herkes orduya akın akın katılıyordu. o zamana kadar savaşlarda soylu aileler ordu hızını çok düşürüyordu. değerli eşyalarını, yiyecek-içeceklerini, eşlerini-metreslerini yanlarında taşıyorlardı. ordunun manevra kabiliyetini düşürdükleri yetmediği gibi, savaşın anlamını da sorgulatıyorlardı. fransız ihtilali sonrası fransız ordusu artık bu konuyu aşmıştı. ordu demek halk demekti. ne para ne pul, yanlarında sadece topları/tüfekleri vardı. emir-komuta zincirine harfiyen uyuyorlardı. ordu eskisine göre çok daha hızlı ve motiveydi.
  5. asaleti sorgulandığında verdiği cevap ''asaletim kendimden başlar.'' olmuştur.

    napoleon'a benzetilen ve napoleon'lu lakaplar takılanlara bunların takılma nedeni biraz da bu tavırlardır.

    edit: check etmedim ama benim bildiğim fransız ya da italyan değildir. korsikalıdır.
  6. kendisinin kısa boyuyla alay eden arkadaşları "sen ata binene kadar savaş biter." dediklerinde onlara "ben savaş çıktığında ata binmeyeceğim; ben ata binince savaş çıkacak." diyen zamanın fransa imparatoru.
  7. fransız devrimi’ni tamamlayan adamdır kendisi. kişisel hırslarına yenik düşüp zaafiyetleri olan da biri. ama bunlar dışında efsanevi bir insandır. genelde kişiliğinde sadece bir oligark bulunur bu çok yanlış. code civil’i yazmıştır. hatta armağan etmiştir halklara. modern avrupa’nın hukuki açıdan şekillenmesini sağlayan en önemli metinlerden biri. kendisi de son sürgün yeri st. hellen adasında bunu belirtir. bıraktığı metin emellerini yerine getirdi. bu medeni kanunla feodalitenin yasaları da süpürülmüş oldu.
    sezgi
  8. fransız devrimini tamamladığı kadar avrupa'ya yaymıştır. ta rusya kapılarına kadar işgal ettiği topraklara milliyetçilik düşüncesini sürüklemiş, hukukun üstünlüğünü baz alan modern ulus devlet mantığını yerleştirmiştir.

    bunun yanında güç sarhoşluğunun timsalidir kendisi. ilk sürgünden döndükten bir süre sonra iktidarını korumak için yeni savaşlar çıkarmak dışında yapabileceği başka şeyin olmadığı politik bir köşeye sıkışmıştır. savaşlardan bitap düşmüş kırsallardan zorunlu asker devşirmeye kalkınca da tekrar tepetaklak olmuştur.

    fouche - stefan zweig kitabının yarısı napoleon döneminin sürükleyici bir özetini sunar.

    bunun yanında napoleon ile birlikte önde gelen fransız devrimi kahramanlarını da konu edinen 5 buçuk saatlik napoleon - abel gance filmi bir sessiz sinema şaheseridir.