suriyeli mülteciler - youreads



  1. bazı hayvanlar tarafından hor görülen insan kitlesi. philip brink ve marieke van der velden tarafından hazırlanan şu kısa belgeseli izleyerek, biraz insanlıktan nasibinizi alın. tek bir vatan var: dünya, o da hepimizindir.

    edit: ilk hayvan görüldü.
  2. evlatlarinin hayalleri ellerinden alinmis insanlardir.

    selcuk sirin'in yorumu, olaya biraz da romantik bakisla, durumu genel hatlariyla ozetlemis.

    ama videoyu izleyip de "eee adam zor kosullardan bakiniz nerelere gelmis; onlar da yapsin iste!" diyeceklere herhangi bir sozum yoktur.
  3. türkiye'de sevilmeme nedenlerini düşündüğümde bir kaç cevap bulduğum topluluk;
    1- türkiye'de yaşayan insanlar için vatan kutsaldır, gerekince uğruna ölünecek olandır. haliyle toprağını, vatanını bırakıp kaçan insan bu ülkede 1- 0 yenik başlıyor. 15 temmuz gecesi tankların önüne yatan insan mültecilere acımaz, onun bakış açısından son derece doğaldır bu durum.
    2- insan vicdanen kendisine yabancılaşıyor suriyelileri sevmiyorum dediğinde ama bir "ama" var malesef, herkesin "ama"sı kendine. biz zaten toplum olarak atatürk'ün bıraktığı yerden bırakın ileri gitmeyi "muhasır medeniyetler seviyesine gelmeyi" geri bile giderken suriyelilerin gelmesiyle bataklığa saplandık.
    3- bu cümle pek insani gelmeyebilir. avrupa ülkeleri, kanada vb mültecilerin okumuş, bilgili, kültürlü olan kısımlarını bilgili olanlarını seçerek yasal yollardan ülkelerine aldılar. türkiye'ye ne kaldı zaten elimizde yeterince yokmuş gibi vasıfsız eleman.
    4- söylentiler ah şu söylentiler. mesela benim duyduğum iş kur dilencilik yapan suriyelilere iş imkanı vermiş. bir iki gün çalıştıktan sonra dilencilik daha kolay gelmiş ve işi bırakmışlar. doğru mu bilmem. başka bir duyduğum her suriyeliye belli bir miktar para veriyormuş devlet suriyelinin yaşadığı evin su, elektrik vs faturasını gösterdiklerinde. sevimli dostlarımız başkalarının yaşadığı evlerin faturalarını üzerlerine alıp 8 9 kişi bir evde yaşıyorlarmış.
    5- bir kaç yıla kalmadan vatandaşlık verilerek oy deposu olmaları. demokrasinin kalbine "yasal" hançer.

    edit: insan insanlığından utanıyor onları istemiyorum derken ama işte o "ama" kendileriyle ilgili oldukça duygu yüklü ve mantıklı bir şiir yazılmış. benedict cumberbatch'in sesinden dinleyebilirsiniz buradan.
  4. ekşisözlük'te bugün debe'ye giren şöyle bir entry var, suriyeli mültecilerle ilgili.

    bir de böyle okunsun diye buraya bırakıyorum.

    ırkçı olmama ramak kaldı sayelerinde..maalesef ablamın başından geçen bir olayı anlatmak istiyorum, neyle karşı karşıya olduğunuzu iyice anlayın diye.

    ablam psikolog olarak çalışıyor. her akşam pendik (iş yeri) - göztepe arası çift katlı otobüsle gidip geliyor. bir gün yine saat 7 civarı işten çıkıyor. otobüse biniyor, gidiyor üst katta oturuyor. üst katta da iki tane kız ve bir kaç insan daha var, o iki kız yanyana oturmuş vaziyetteler. ama genel olarak epey tenha bir otobüs.

    bostancı civarlarında biri daha biniyor, çıkıyor üst kata. her taraf boş olmasına rağmen geliyor ablamın yanına oturuyor. ablam tabi hafif kıllanıyor, zira otobüste yer çok. neyse biraz toparlanıyor ve pencereden etrafı incelerken yanda türkçe fısıltılar duyuyor kaburgasında hafif bir batma hissediyor. döndüğünde bu o.ç. ablama otobüste alelade bıçak çekmiş vaziyette ve ablama bakıyor. ablam tabi bir anda şok oluyor ve ne yapacağını şaşırıyor. daha sonra cüzdanından para çıkartıyor ve bütün parasını verip "başka bir şeyim yok, al ve git" diyor. bu o.ç. biraz tecrübesiz sanırım, çünkü parayı alıp gidiyor, zira ne bileyim cep telefonunu, ne bileyim takılarını vs başka şeylerini de alabilir. giderken de ablam bir kaç koltuk arkasında kalan 2 kıza dönüp sadece ağzını oynatarak "bıçağı var" diyor. daha sonra kızlar konuştuğunda zaten ablamın yanında oturduğu andan itibaren epey şüphelenmişler ama bir şey diyememişler.

    eleman iner inmez ablam polisi arıyor, hangi durakta indiğini, eşgalini falan tarif ediyor ancak maalesef bulunamıyor.

    şimdi sayın sevgili sözlük yazarları, ben bu o.ç. yi bulsam o bıçağı alsam taşşaklarından başlayıp ağzına kadar yarsam suçlu muyum? kendi halinde işe giden birine bıçak çekip her şeyini alan bir insana merhamet mi göstermeliyim? ırkçılığım için özür dilerim, ancak bu olaylar aşırı sık olmaya başladı.

    alayının benim gözümde değeri yok. ben türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak gelsem böyle bir şey yapmam çünkü. ^:savaştan kaçıp^ eşimi hamile bırakıp bir de o imkansızlıklarla başka insanlara bıçak çekmem, insanlara tekme atmam, insanlara küfretmem.

    adaleti biz sağlamadığımız için şükredin.
    umarım başınıza böyle bir şey gelmez, en kral hümanist bile delirir çocuğuna/annesine/ablasına/kardeşine vs. bir şey gelse..

    sorun burada zaten, milliyetçilik bir hastalıktır arkadaşlar. almanya'da türkler için "integration deficit" yani entegre eksikliği denildiğinde buna karşı çıkan güruh burada aynı ayrımcılığı suriyeliler için yapıyor. bu hastalığın ismi de "ikiyüzlülük"tür.

    şimdi üç-beş türk gidip fransa'da aynı hareketi yapsa ve bu yüzden bütün türklerden nefret edilse ne hissetmemiz gerekir? ya da bu olayın öznesi suriyeli değil bir türk olsa türklere karşı bir tavır mı takınmamız gerekir? ayıptır ya hu.

    edit: yanlış buton kullanımı.