suriyeli mülteciler - youreads



  1. yanında torpil patlasa 2 hafta sokağa çıkamayacak olan insanlar iç savaştan çıkmış bu insanları çok acımasız yargılıyor.
    (alıntıdır)

    benim de düşüncem bu yönde. ulan onlarda kötü varsa bizde yok mu?
    onlarda dilenci varsa biz de yok mu?
    onlarda sapık varsa bizde yok mu?
    kötü her zaman kötü bunun ırkı mi olur.

    her zaman diyorum suç ne onların ne bizim. tek suç bu insanlara kapılarını açarken ilerisini planlamayan hükümetin. o kadar danışma kadar teknoloji ve o kadar para boşuna harcanmayıp bu insanların düzeni için çabalamaya çalışılsa belki bunlar yaşanmazdı. milyarlarca lira heba edildi ama hepsi göstermelik ve geçici idi ama olmadı patlak üstüne patlak vardı yine de "bazıları" burnundan kıl aldırmadı.

    ama ne gerek var ortadoğunun lideri olacağım diye artislik hareketlerle onca savaş mağduru insanı alıp sokaklarda yatırmak, aç bırakmak ve kurduğun 3-5 pislikten geçirmeyen kampla övünmek tam da malum kişinin düşünceleri.
    korkmayın dışı bizi yakıyor ama onların da içi yanıyor.

    lütfen vicdanlı olalım vicdanımızı elden birakmayalim. komşuya düşen ateş gün gelir bize de düşer büyük konuşmayalım. bunun suriye, türkiye, vs vs. gibi durumları yok. ortada insan var ve insanlar yardıma muhtaçsa elimizden geldiğince edelim.

    dünyayı güzellik kurtaracak kin, nefret değil.
  2. izmir'de yaşayan insanları bir günde ağrı'ya yerleştirirseniz, yerliler yeni toplumu reddeder. tersinde de aynı sonuç geçerlidir. çünkü iki tarafında görgüleri ve hayatı yaşama biçimleri çok farklıdır.

    asıl sorun, suriyelilerin ülkemize uyum sağlamalarına yardımcı olacak hiçbir şey yapılmadan, recebin dahiyane fikri ile ülkemize kurt sürüsü gibi salınmalarında.

    mültecilere bu kadar çok sahip çıkan bir toplum, on yıl sonra ülkenin demografik yapısı bozulduğunda, sahip çıkabileceği bir vatanı olmayacak.
    ozumm
  3. "bak salarım ha üstünüze" diye avrupaya karşı kozumuzmuş gibi davranılması üzüyor
  4. öncelikle bu sıfatı taşıyan tüm insanlar için, sadece kendi etrafınızda gördüğünüz insanlardan yola çıkarak bir genelleme yapmamanız lazım.

    40'larda alman zulmünden kaçabilmiş olan yahudileri o günlerde bir ülke türkiye'nin şuan onları zor koşullarda da olsa barındırabildiği gibi barındırsaydı büyük ihtimalle o ülke bugün tarih kitaplarında alça gönüllülük, mütevazilik ve iyilikle anılacaktı.

    ne büyük teşekkür etmem gerek ki, ilerde türkiye için böyle bir şey söylenecekse çıkıp "biz bunu haketmiyoruz" dedirtecek birçok sebep ediniyorum her gün.

    kabul... dünyanın iyilik perisi biz değiliz belki ama en azından empati yoksunu da olmamak gerek.

    umarım bundan birkaç yıl sonra trans bireylere yapıldığı gibi suriyeli mültecilere karşıda nefret suçları ve cinayetleri başlamaz.
  5. devlet seyretmeye devam ederse felakete yol açacak insanlar. dünyadaki tüm büyük terör örgütleri mültecilerden ortaya çıkmıştır.

    akış şemasını anlatalım. şavaştan kaçarak bir yere sığınırlar. tek istekleri vardır bir çadır bir lokma ekmek. bizim gibi duygusal toplumdakiler de bunlara acımaya başlar.

    sonrasında yavaş yavaş toplumun arasına karışmaya başlarlar. bazıları topluma ayak uydurur ve işine gücüne bakar. pek çoğu bunu sağlayamaz ve ezildiklerini onlarında insanca yaşama hakları olduğunu düşünmeye başlarlar doğal olarak.

    kaybedecek bir şeyi olmayan insan her zaman tehlikelidir. bireysel olarak suç işlemeye başlarlar. hırsızlık gasp tecavüz taciz gibi. yaptıkları yanlarına kar kalırsa bu sayı hızla artar. sonrasında küçük çeteler oluşur.

    bunların yetiştirdiği nesil ise örgütlenmeye başlayacaktır. bunlar örgütlenip olduğu ülkeye savaş açtıklarında o ülkeye düşman devletler tarafından destek almaları çok kolaydır.

    sonrası temizle temizleyebilirsen. peki devlet ne yapmalı. suç işleyenleri hapse atmak en mantıksızı. çünkü tüm terör örgütlerinin tohumları hapiste atılır. bu suçlu ezik hisseden suça meyilli insanları biraraya toplamak embesillik. direkt sınırdışı edeceksin. işe güce bakanları topluma entegre edeceksin.

    sokaklardakileri ise bir kampa toplayacaksın. bunların yüzünden bizim dilenciler artık doktorlardan az kazanıyor. yaşam kaliteleri düştü adamların.
  6. suriyeli bir mülteci diyor ki:
    bizim ailenin esad yönetimiyle problemi oldu, ailemiz zengindi, esad ailemizin kaynaklarına el koydu biz de adana'ya göçtük. türkiye'ye göç etmeden önce türkiye'de nasıl yaşayacağız, orada nasıl bir yaşam tarzı var, ne yiyeceğiz ne yapacağız diye düşünüyorduk. adana'ya yerleşince suriye'den pek de bir farkı olmadığını gördük. simit desen simit, döner desen döner... insanların giyim tarzı bile aynı, ama tabi bizde kadınlar daha kapalı giyiniyor. siyasal problemler de benziyor: bizde esad yandaşlarını destekliyordu ve karşıtlarını dışlıyordu. esad yandaşıysan, esad yandaşı bir bölgede yaşıyorsan sıkıntı yok, her türlü haktan yararlanıyorsun. ama esad muhalifiysen, muhalif bir bölgede yaşıyorsan yandın. burada da aynı şeyi görüyorum, erdoğan yandaşlarını tutuyor ama muhaliflerine hizmet etmiyor. böyle bir durumda en iyisi erdoğan yandaşı olmak, bakın sizin bölgede milliyetçi parti hakimmiş yani erdoğan'ın partisi değil... bence siz de erdoğan yandaşı olun.
    ama esad'la rte arasında farklar da var tabi mesela esad çok kibar konuşur ne mitingde ne de toplum önünde kimseye laf atmaz ama muhalif kişi ve kurumları icraatta yok eder. erdoğan ise ''lan'' diyor, adam lider ama lan diyor gülüyorum.
    türkiye'yi beğenmiyorum, en iyisi avrupa'ya göç etmek. hem zaten burada da iç savaş çıkma ihtimali var.
  7. aç sınırları isteyen istediği yere gitsin sen avrupa birliğinin sınır beyliği misin görevin bunları durdurmak mı onlar kalmak istemiyor biz kalmalarını istemiyoruz ee sorun ne o zaman. her sorunumuz halloldu bi suriyelilerimiz eksik kaldı.
    wtf
  8. evlatlarinin hayalleri ellerinden alinmis insanlardir.

    selcuk sirin'in yorumu, olaya biraz da romantik bakisla, durumu genel hatlariyla ozetlemis.

    ama videoyu izleyip de "eee adam zor kosullardan bakiniz nerelere gelmis; onlar da yapsin iste!" diyeceklere herhangi bir sozum yoktur.
  9. mültecilerin hallerini bir dram olarak sunup ardından güzel paralar kazanan insanları da göstermiştir.
    yine aç kalan açlığıyla başbaşa, ölen öldüğüyle kaldı.
    yine insan görünümlü canlıların, sefil üzerinden kazanmalarını izliyoruz. sefil dediklerini oturduğumuz yerden izleyip alkışlıyoruz ne güzel bir hikaye diye diye... insan doyumsuz, ne versen memnun olmuyor. daha fazlası hep daha fazlası.
    kullanabileceğiniz başka ne kaldı?
    nefesler? bedenler? sırada ruhlar?
  10. bir süreç bu kadar kötü yonetilebilirdi sanirim.
    medeni bir ulkeye vize almak veya girebilmek için güzel bir hesap verirsiniz.
    simdiyse ben sokakta suriyeli dilenci görüyorum.
    medenilik seviyemizi buradan ölçün.