• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
Yazar Jack London
intihar - jack london
jack london'un en çok ses getiren eseridir. içki tutkusu üzerine yazılmış yalın çıplaklığı ile şaşırtan, heyecanlandıran, düşündüren satırlarla doludur. amerika birleşik devleti'nde 1919 yılında ilan edilen içki yasağının temel dayanaklarından biri olmuştur bu yapıt. jack london'ın kendi hayatından bir çok bölümün işlendiği eser din adamları tarafından vaazlarda kullanılmıştır.

jack london bu eseri için şöyle demişti: "intihar'da gerçeği tüm çıplaklığıyla yazamadım.
yazamadım, çünkü bu kadarına cesaretim yoktu." buna rağmen denebilir ki gerçeğin en somut halidir bu eser.
(tanıtım bülteninden)
  1. intihar, bir alkoliğin anıları, bay alkolik isimleriyle türkçeleştirilen kitabın orijinal ismi; john barleycorn dur. neyse ki engin yayıcılık orjinal ismiyle de basmıştır kitabı.
    !---- spoiler ----!

    jack london kitapta içkiyle yıllarca süren yakın ilişkisini anlatsa da bir alkolik olmadığını belirtir kitap boyunca. kitapta içki ve ayyaşlığı john barleycorn olarak adlandırır. london için john barleycorn dostluklar kurmanın gerekliliği, kimi zaman içinde bulunduğu erkek egemen topluluğa uyum sağlamanın bir mecburiyeti olan kötü bir arkadaştır. bu anların yaşandığı yerler de meyhanelerdir. “insanlar konuşmak, gülmek, böbürlenmek, rahatlamak, yorucu gün ve gecelerin sıkıcı işlerini unutmak için, hep içki sofrasının başında bir araya gelirlerdi. meyhane bir toplanma yeriydi. insanlar meyhane de, ilkel insanların mağaranın ağzında yaktıkları ateşin çevresinde toplandıkları gibi toplanırlardı.” içki sofralarında ve meyhanelerde tanıştığı insanlar, kazandığı dostlukların yazdığı kitaplara kaynaklık eden seyahatler etmesine de etkisi olmuştur. “bütün yollar meyhaneler çıkıyordu. romantizmin ve maceranın bin bir yolu meyhaneler de birleşir, oradan da dünyanın her yanına dağılırdı.”
    kitabın en etkili bölümü beyaz mantık adını verdiği alkol bilinciyle yaptığı konuşmadır. bu bölümde kitap anı roman olmaktan çıkıp şiirsel bir anlatıya döner.
    “her şeyden önce, seninde çok iyi bildiğin gibi, insan, bilincin akışıdır, geçen düşüncelerin akışı, her kendilik düşüncesi bir başka kendiliktir, sürekli bir oluştur ama hiçbir zaman bir varlık değildir. hayaletler ülkesinde oradan oraya dolaşan hayaletlerdir. ama insan kendisini olduğu gibi kabul etmez. kendisinin geçip gittiğini reddeder. o geçip gitmeyecektir. bunu yapmak için ölmesi gerekse bile, yeniden yaşayacaktır. o, atomlarla ışık fıskiyelerini, en uzak yıldız kümelerini, su damlacıklarını, duyguların sivri uçlarını, cıvık çamurlu akıntıları, kozmik kütleleri karıştırır ve bunları da inanç incilerine, kadın aşkına, varsayılmış değerlere, ürkütücü şüphelere, göz alıcı kibre katar ve bundan, kendisine gökleri ürkütecek, sonsuzlukları şaşırtacak bir sonsuzluk yaratır.”

    !---- spoiler ----!

mesaj gönder