1. "toprak, uğrunda ölen varsa utanmalıdır" diye devam eden (bkz: yılmaz odabaşı) şiiridir.

    tam metni:
    !---- spoiler ----!

    " i.

    izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
    ay ışığına dönerdim... mühürleri, muhtarları, sızıları bilmezdim
    yazgım

    ki hep yazgımdan demlenen katillerin güzergâhıdır
    çocuktum... bilemezdim... ahırlara saklanır ölmeye gidemezdim
    izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
    geceleri, gençlikleri, geçmişleri bilmezdim
    uzak eşkıya ateşleri ışıtırdı dağları
    ki allahların allahına bile isyandı duruşalrı
    durup bir başıma ışıklara dönerdim
    dengbej söylencelerine gömülürdü günlerim, gecelerim
    dağlara gidemezdim... o yolları bilmezdim!
    izi kalırdı...
    anam baskınlarda tabancalar saklardı memelerinde, ama titrerdi
    kimseler duymazdı... eteğinde tıkırtılar dinlerdim
    takvimler şaşkındı; on dördümde evlendirildim
    ilk karım gece gelirdi yorgun, utangaç öpüşlerle
    oysa ben çocuktum, sevişmeyi bilmezdim...

    dağdı, yaylaydı ya da bostan... belki hasatlarla ter içinde
    aynı göletlerden su içtiğim eşeklerle dönerdim
    geceler tenhaydı kıvrılırdım, üşürdüm
    hep üşümenin dilinden ilk karımın dilini bilemedim
    (kuma gitti bir yaşlıya 77'de... on beşimde bir kıştı... kentler, size çıktım!
    aşiretim, sana küstüm! siyasi suç işledim, büyüdüm, ona 'nasılsın? '
    diyemedim... daha mutlaka tezek kokar ve uçurum gibi bakar...hâlâ
    ankara'da o beyaz şarap tadında günleri yaşarım; yirmi yıla rağmen
    onu bir ünlem gibi hatırlarım...)
    ii.
    izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin
    bir gün dönerdim, dönerdim
    yüreğimde gümbür gümbür tüfeklerin sesiyle
    taş katılığında ve hüzzam makamında
    sırtıma kentlerde saplanmış hançerlerin iziyle
    dönerdim... bir başıma; sanki bir gölette bir damla
    ama damla!
    /değil mi ki herkesin bir hasadı var gönlünün avlusunda/
    dönerdim
    diyarbakır!

    orada hz. yusuf'un bütün kuyularında
    it gibi tutunup acılarıma şehirler gezdim
    yetmedi; düşler, düşüşler gezdim
    akşamlar bin oku saplayan yaydı
    yayıldım gezdim

    büyük otobüsler vakur bir hüzünle ilerlerken
    o adamlar at izini it izine,
    dost elini puşt eline karıştırıp gezerlerken
    yaşlı bir fahişem bile yoktu göğsünde ağlamak için

    ve dedim ki orada bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır toprak eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır !
    iv.
    'vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı'
    derken, bir karanlık sarmaladı ağrılarımızı
    ışık
    mı? yoktu! evet o yoktu
    goethe orada yalancı filozoftu
    türkülerim sanki yıllardır uykusuzdu
    uykusuz gezdim;
    bir kırıntı kalır diye düşlerimizden geriye
    karışıp topraklara
    ot kaldığımız mezarlardan geriye
    fırat'ın kıyılarında ölü balıklardan,
    yatağı kuruyan bütün sulardan,
    ve hep kanın çöreklendiği rüyalardan geriye
    /cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki
    'faili belli'den başka ne ki! '

    bir kırıntı
    kalır
    mıydı?
    yazgının da,
    yazanın da suretine tüküren çığlıklardan geriye!
    (biz soluk desenleriydik yasaklı kumaşların; aynı ağıtların
    dili, aynı halayların mendiliydik. ardımızda hızla geçen
    günlerin aymazlığı... sürüngen ve muhbir dillerin
    aymazlığı...)
    şehirler düşerken tarihin gözeneklerinden
    kuşatmada
    ve çıldırmadaydık!
    kulak zarı iltihaplı yeryüzü
    cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki
    ecelsiz serüvenlerden başka ne ki!
    /'vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bitpazarı'
    bu yüzden ölü çocuklarız
    dönmedi güneşiniz yazgımıza
    ağaçsız mezarlarız!"
    kaynak: http://www.uludagsozluk.com/k/bayraklar%C4%B1-bayrak-yapan-bayrak-imalat%C3%A7%C4%B1lar%C4%B1d%C4%B1r/
    !---- spoiler ----!