• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
Yazar demir özlü
bir küçükburjuvanın gençlik yılları - demir özlü
gittikçe derinleşen bir yalnızlıkla, varoluşun dehlizlerinde ne yapacağını bilemeyen küçükburjuvanın açmazları…

demir özlü gittikçe derinleşen bir yalnızlıkla, varoluşun dehlizlerinde ne yapacağını bilemeyen küçükburjuvanın açmazlarını anlatıyor. eski istanbul’un, kaybolmakta olan o büyülü kentin içinde ruhsal ve tensel çöküşü derinlemesine yaşayan yazarlar, sanatçılar, küçük bir aydın kesimi... aradıkları sığınak neydi? çağın yavanlığı ile karşı karşıya kalmış bir yazar nereye sürüklenirdi? döneminin siyasi tablosu içinde sıkıyönetimlerden, darbelerden, kültürel bunalımlardan hiçliğe sürüklenen, sonunda kendini kuzeyin donuk kentlerine sürgün eden bir usta yazarın, hüznün diliyle oluşturduğu üç romans... buruk, ama bir o kadar da yaşam dolu.
  1. "demir özlü`nün bir küçükburjuvanın gençlik yılları... bir solukta okunan küçük, ama derinliği olan bir roman. az sayfalı olmasına bakmayın, gerçek bir roman. bunda da belgesel denilecek yönler var. 1960 sonrasının türkiye`sinde, istanbul`unda, o dönemin genç sanatçıları, yazarları arasında buluyorsunuz kendinizi. sıkıntıları, umutları, sevileri... son yıllarda okuduğum `en gerçek roman`lardan biri bir küçükburjuvanın gençlik yılları... gerçekçilik savını ileri sürmeden gerçekçi, belgeselim demeden belgesel, çözümlemeye kalkmadan çözümleyici... bir yazın yapıtı, bir ülkenin yüzü var, demir özlü tarafından ele alınıp gösterilen bir yanı... içine girebildiğiniz, bize kendi ülkemizin kapılarını açan yapıtlarından... bir ülkenin yüzüdür edebiyat, sözü üzerinde durmalı... hele yüzü hızlı bir değişme sürecinde olan bir ülkenin insanıysak...

    özlü`nün küçükburjuvası gibi düşündüğümüz olmuyor mu arada bir: her şey değişecek, her şey değişecek, dedi. tek kaygım... kaldırıma, sokağa, ilerideki ağaçlara bakıyordu, değişmelerden sonra, bizim tanıyamadığımız bir dünya çıkmasın ortaya. biz içinde yaşadığımız dünyayı bile tanımıyoruz. sürekli değişen bir dünyadayız... onu bize romanlar, öyküler, şiirler öğretir, tanıtır. kendi öz ülkemizin kapılarını bize açar, aragon`un dediği gibi..."

    oktay akbal
    (arka kapaktan)

    yeni basımları yapı kredi yayınlarından. bendeki basım haziran 2001 ve türkiye iş bankası kültür yayınlarından. artık buralarda (youreads) olmayan bir dostla kitap takası yapmıştık geçen yıl belki de bu zamanlar. ancak sıra geldi.

    not: küçük burjuvazi (petit bourgeois) küçük ölçekli tüccarları ve yarı özerk köylüleri kapsayan orta sınıf halkı tanımlayan fransızca kökenli terim. marksist terminolojide "burjuva ahlakını alan" anlamında aşağılayıcı bir terim olarak kullanılagelmiştir. emeğini satarak hayatını kazandığı halde proleteryaya (işçi/emekçi sınıfı) dahil görülmediği gibi üretim araçlarına da sahip olmadığından burjuvaziye de dahil değildir.

    "modern uygarlığın geliştiği ülkelerdeyse, proletarya ile burjuvazi arasında yalpalayan yeni bir küçük burjuvazi oluştu. burjuva toplumunun bir bütünleyicisi olarak kendini sürekli yineleyen ama rekabet sonucu bireyleri hep proletaryanın içine savrulmakta olan bu küçük burjuvazi, üstelik büyük sanayi geliştikçe modern toplumun özerk bir kesimi olma konumunu tümden yitireceği ve ticarette olsun, imalatta olsun, tarımda olsun, yerini postabaşılara ve hizmetkarlara bırakacağı anın yaklaştığını görmektedir."

    (bkz: komünist manifesto - karl marx ve friedrich engels)