• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.47)
der untergang - oliver hirschbiegel
hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. aralarında führer'in özel sekreteri traudi junge de vardır. berlin artık düşmüş bir kaledir fakat hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. birlikte intihar etmeden birkaç saat önce eva braun ile evlenirler. cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.
  1. hayatımın filmlerinden.

    adolf hitler'in son aylarında gerçeklik algısını nasıl kaybettiğini, çevresindeki insanların ona olan sarsılmaz güvenini ve sadakatini, sığınağın boğucu atmosferini, sivillerin çaresizliğini, 1000 yıl sürecek iii. reich'ın nasıl adım adım yıkılışa doğru ilerlediğini özellikle bruno ganz'ın muhteşem oyunculuğu ile görmek mümkün.

    filmin gösterime girdiği ilk günden bugüne kadar hitler'i sempatik gösterdiği eleştirileri yapıldı. ama bana kalırsa film hitler'i sempatikleştirmiyor; onu bir insan -hatta o dönemlerde epeyce zavallılaşmış bir insan- olarak ele alıyor ve führer'in tüm saçmalıklarına ve her şey bitmiş olmasına rağmen aklı başında insanların onun peşinden nasıl gittiğini, nasıl bir cinnet halinde olduklarını irdeliyor.

    ayrıca, köpeğinin zehirlendiği sahnede köpeğe bakamaması, filmdeki ufak ama düşündürücü bir ayrıntı. dolaylı olarak 60 milyon insanın ölümüne sahip olan ve son günlerinde çevresindekilere intihar etmeleri için siyanür kapsülleri dağıtan bir adamın vejetaryen olması ve köpeği öldürülünce gözlerinin yaşarması ilginç bir anekdot.

    film zor olanı yapmıştır. karikatürize bir hitler figürü, abartılı bir senaryo ve iliğine kadar kötülüğe batmış bir kaç nazi karakter ile özellikle hollywood tarafından epeyce övgü alınabilecek spielbergvari bir film yerine izleyiciyi salak yerine koymadan izlenebilecek mükemmel bir film ortaya çıkmıştır. propaganda filmi gibi davranmak yerine satır aralarında hitler'in, goebbels'in ve diğerlerinin ne kadar hastalıklı adamlar olduğunu, insanlara nasıl yığın muamelesi yaptıklarını göstermiştir.

    kapanış müziği ise 1000 yıl süreceğine inanılan iii. reich'ın erken gelen son günündeki hayal kırıklığını ve kederi birebir yansıtıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=aviiGKq_Q7U

    film analizi yaparken de bana bi atilla dorsay'lık geliyor ki sormayın gitsin. evet. maalesef.
  2. alman sinemasının en iyi filmlerinden biridir. ikinci dünya savaşını hep kazananların gözünden izlemiştik, bu açıdan bir dönüm noktası olmuştur. bruno ganz da mükemmel bir oyunculuk ortaya koymuştur.
  3. başyapıt. şaheser. sadece alman sineması değil hollywood dahil tüm sinemalarda ilk defa hitler'i bir "canavar" portresinden çıkarıp. o da senin benim gibi insandı ancak zalimdi diyebilen film. çünkü sinema sektörünü elinde tutan yahudi kökenli insanlara yaranmak adına şimdiye kadar her filmde hitler'i insan üstü ve canavar olarak resmedilirken gördük. bu algıyı kıran ilk filmdir. hatta ilk çekildiği dönemde ağır eleştirilere her iki kısımdan da maruz kalmıştır. hitler hayranları "yüce führer'imizi aciz ve normal insan gibi göstermiş" diye kızarken hitler düşmanları "hitler gibi bir adamın insancıl yanı olduğunu göstermiş" diyerek ateş püskürmüştür. halbuki film, tarihsel gerçekliği o sığınakta bulunan insanların günlüklerinden ve sağ kalanların anılarından hazırlanmış haliyle neredeyse kurgu eklemeden bir belgesel edasıyla ortaya koymuştur. objektif bakış açısının en güzel örneğidir.

    tabii ki bu filmden bahsedince bruna ganz'a değinmeden olmaz. kendisi her yönüyle führer'e o kadar çok benzemiştir ki, seyircide zaman zaman hitlerin odasına yerleştirilen gizli kameradan o anki gerçek olayları izliyormuş algısı oluşturur. mükemmel hitler aksanı, hemen hemen birebir kopyalanmış görünüşü ile harika bir iş çıkarmıştır.
  4. öncelikle klişe de olsa hitleri oynayan aktörün oyunculuğunu takdir ederek başlamamız gereken film. 2. takdirimiz de savaş ortamının olağanüstü bir gerçekçilikle yansıtılmasına ve filmdeki tüm diğer oyunculara gitsin. bir diğer önemli nokta da sorumluluğu hitler yıkmak klişesinden çok bir ideolojiye sapıkça bağlanmış bu uğurda gözünü kırpmadan ölebilecek insanları göstererek suçu esas sahiplerine de dağıtmasıdır. hitlerin sözüm ona onca çokn sevdiği halkı canlarını kurtarmak için kaçmaya kalkınca şehri yakıp yıktırmaktan zerre çekinmemesi ve kendisine çılgınca bağlı olan insanlar için bile ölürlerse ölsünler onlar zaten hiçbirşey haketmediler genişliğinde olabilmesi aslında halklara acı bir derstir. koyun sürüsü gibi bağlandığımız liderlerden görüp göreceğimiz ancak bu kadarıdır.
  5. hitler'in özel sekreterinin anlatımından yola çıkarak çekilmiş bir filmdir. führerbunker'de gördüklerinden sona hayatı bir daha düzelmemecesine değişen traudl junge'nin filmin başında ve sonunda yaptığı konuşmalar çok etkileyicidir.

    avrupa'da ve hele de almanya'da kimilerinin nefret ettiği, kimilerinin de öve öve bitiremediği çöküş, kanımca tüm o "bir caniyi yufka yürekli biri gibi gösteriyor" tarzı eleştirileri hak etmeyen ve hitler konusunda izlediğim en objektif filmdir. tamamen belge destekli bir senaryoya sahip olması bir yana anti-nazi filmlerinin uyguladığı sıkı propogandaya bir cevaptır. çöküş, nazizm'i ve hitler'i en az diğer filmler kadar yerden yere vurmuştur. sadece hitler'i de değil goebbels ailesi ve komutanlar nezdinde de nazizm canavarını en eleştirel bir dille kaleme almıştır.

    bu filmi hitler'den izole ederek tek başına bir liderin çöküşü olarak ele almak daha uygun olacaktır.

    !---- spoiler ----!

    örneğin; dr. speer'in, hitler'e ihanet ettiğini, hatta verdiği emirleri bozmak için özel bir çaba sarfettiğini itiraf ettiği sahnede hitler'in gözünden belli belirsiz dökülen gözyaşını filmin zirvesi olarak görmek lazım.

    !---- spoiler ----!

    çünkü bu konuyu işleyen diğer filmlerde hitler'in ağladığına rastlamak pek de mümkün değildir. bu durumda filmin gerçek belge ve bilgilerle ve oldukça objektif bir analizle çekildiğini söyleyebiliriz.

    bruno ganz film de muazzam bir oyunculuk sergilemiştir. hitler'i hayatının son döneminde ele geçiren parkinson hastalığından muzdarip haldeki günlerini mükemmel bir metod oyunculuğuyla süsleyen ganz, ( role hazırlanırken aylarca eve kapanıp saatlerce hitler görüntüleri izlediği söylenmektedir.) özellikle komutanlarına attığı fırça sahnesinde ekranda gerçekten de hitler'in olduğunu düşünmemize yol açabilecek bir performans sergilemiştir. bunu abartılı bir yorum olarak görecek olursanız eğer, filmi izleyen ve o dönem işkence görmüş bazı yahudiler, perdede gördüğü hitler kompozisyonunun etkisine kapılıp kendilerini salondan dışarı atmışlar. ganz, hitler'in kadınlara karşı nazik tavrı ve generallerine olan sert ve güvensiz tutumunu, bir arada işleyip müthiş bir sentez uygulayarak birbirine en zıt duyguları aynı potada eritmiş ve oyunculuğunun üst kalitesini göstermiştir.
    hitler, çöküş'te belgelendiği gibi bir adamdır. hem yahudileri avrupa'dan silmekle övünür, hem de köpeği öldürülürken üzüntüden arkasını döner.
    tarih, değiştirilemez bir olgudur. çöküş de bir tarihtir.
  6. filmi izlemeden önce herkes hitler'i iyi göstermeye çalışmışlar diye yeriyordu filmi, o yüzden biraz şüpheyle yaklaştım izlemeden önce.

    daha sonra ise alakası bile olmadığını gördüm, tarafsız izleyecek olursanız bu adam zaten böyle. ne kadar diktatör de olsa saygılı, az da olsa kibirli ve duygusal bi insan.

    tanım : zamanın koşullarına, bilgisine göre yapılan en başarılı hitler filmlerinden biri. - günümüzde böyle olmadığı ortaya çıkmıştır.-
  7. aslında çok fazla şey yazılabilecek eserdir fakat özetle: fegelein ! fegelein ! fegelein !
  8. lise sonda izlemiştim bu filmi, not falan alıp akışını özetlemem vs. gerekiyordu o yüzden çok isteksiz başladım ama bayıldım. izledikten sonra baya bi şeyler daha araştırmış, okumuştum üzerine. güzel film. bence.