• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.08)
der untergang - oliver hirschbiegel
hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. aralarında führer'in özel sekreteri traudi junge de vardır. berlin artık düşmüş bir kaledir fakat hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. birlikte intihar etmeden birkaç saat önce eva braun ile evlenirler. cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.
  1. hayatımın filmlerinden.

    adolf hitler'in son aylarında gerçeklik algısını nasıl kaybettiğini, çevresindeki insanların ona olan sarsılmaz güvenini ve sadakatini, sığınağın boğucu atmosferini, sivillerin çaresizliğini, 1000 yıl sürecek iii. reich'ın nasıl adım adım yıkılışa doğru ilerlediğini özellikle bruno ganz'ın muhteşem oyunculuğu ile görmek mümkün.

    filmin gösterime girdiği ilk günden bugüne kadar hitler'i sempatik gösterdiği eleştirileri yapıldı. ama bana kalırsa film hitler'i sempatikleştirmiyor; onu bir insan -hatta o dönemlerde epeyce zavallılaşmış bir insan- olarak ele alıyor ve führer'in tüm saçmalıklarına ve her şey bitmiş olmasına rağmen aklı başında insanların onun peşinden nasıl gittiğini, nasıl bir cinnet halinde olduklarını irdeliyor.

    ayrıca, köpeğinin zehirlendiği sahnede köpeğe bakamaması, filmdeki ufak ama düşündürücü bir ayrıntı. dolaylı olarak 60 milyon insanın ölümüne sahip olan ve son günlerinde çevresindekilere intihar etmeleri için siyanür kapsülleri dağıtan bir adamın vejetaryen olması ve köpeği öldürülünce gözlerinin yaşarması ilginç bir anekdot.

    film zor olanı yapmıştır. karikatürize bir hitler figürü, abartılı bir senaryo ve iliğine kadar kötülüğe batmış bir kaç nazi karakter ile özellikle hollywood tarafından epeyce övgü alınabilecek spielbergvari bir film yerine izleyiciyi salak yerine koymadan izlenebilecek mükemmel bir film ortaya çıkmıştır. propaganda filmi gibi davranmak yerine satır aralarında hitler'in, goebbels'in ve diğerlerinin ne kadar hastalıklı adamlar olduğunu, insanlara nasıl yığın muamelesi yaptıklarını göstermiştir.

    kapanış müziği ise 1000 yıl süreceğine inanılan iii. reich'ın erken gelen son günündeki hayal kırıklığını ve kederi birebir yansıtıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=aviiGKq_Q7U

    film analizi yaparken de bana bi atilla dorsay'lık geliyor ki sormayın gitsin. evet. maalesef.
  2. alman sinemasının en iyi filmlerinden biridir. ikinci dünya savaşını hep kazananların gözünden izlemiştik, bu açıdan bir dönüm noktası olmuştur. bruno ganz da mükemmel bir oyunculuk ortaya koymuştur.
  3. başyapıt. şaheser. sadece alman sineması değil hollywood dahil tüm sinemalarda ilk defa hitler'i bir "canavar" portresinden çıkarıp. o da senin benim gibi insandı ancak zalimdi diyebilen film. çünkü sinema sektörünü elinde tutan yahudi kökenli insanlara yaranmak adına şimdiye kadar her filmde hitler'i insan üstü ve canavar olarak resmedilirken gördük. bu algıyı kıran ilk filmdir. hatta ilk çekildiği dönemde ağır eleştirilere her iki kısımdan da maruz kalmıştır. hitler hayranları "yüce führer'imizi aciz ve normal insan gibi göstermiş" diye kızarken hitler düşmanları "hitler gibi bir adamın insancıl yanı olduğunu göstermiş" diyerek ateş püskürmüştür. halbuki film, tarihsel gerçekliği o sığınakta bulunan insanların günlüklerinden ve sağ kalanların anılarından hazırlanmış haliyle neredeyse kurgu eklemeden bir belgesel edasıyla ortaya koymuştur. objektif bakış açısının en güzel örneğidir.

    tabii ki bu filmden bahsedince bruna ganz'a değinmeden olmaz. kendisi her yönüyle führer'e o kadar çok benzemiştir ki, seyircide zaman zaman hitlerin odasına yerleştirilen gizli kameradan o anki gerçek olayları izliyormuş algısı oluşturur. mükemmel hitler aksanı, hemen hemen birebir kopyalanmış görünüşü ile harika bir iş çıkarmıştır.