• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.20)
doğu ekspresinde cinayet - agatha christie
agatha christie'nin 1934'te yayımlanan romanı. polisiye ve gizem denince akla gelen klasiklerdendir. romanın en azından büyük bir kısmının istanbul-pera hotel'de yazıldığı belirtilmektedir. kitabın büyük kısmını işgal eden ufak detaylar, sonuç bölümünde kusursuzca birbirine bağlanır ve okuyanını etkileyecek enfes bir finalle kapanır. bu eserin çok sayıda tiyatro ve sinema uyarlaması bulunuyor.
  1. !---- spoiler ----!

    bayan hubbard'ın talihsiz kızın anneannesi olduğu kitabın başından itibaren belliydi. özellikle önemsiz görünen bir bölümde sevimli torununun fotoğrafını gösterme gayreti şüphe uyandırıcıydı. final bölümünde etkileyici bir konuşmayla adalet sorgulaması yaptırır insana. romanı bu harika karakterin noktalaması iyi bir seçim olmuş diyor, ölen kızına ve torununa haktan rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz efenim.

    !---- spoiler ----!
  2. on kücük zenci ile favori agatha christie kitaplarimdan. çok gençken basladim agatha christie kitaplarina. bizim kütüphanemizde su tip kitaplardan vardi. beser beser tonla agatha christie kitabi okumusumdur. ben hiç bir zaman bulamadim agatha christie kitaplarindaki katili.* "kücüktün, o yüzden bulamadin" diye teselli ediyorum kendimi. gerçi tekrar okuyunca, hikayeleri hayal meyal hatirladigim için katilin kim oldugunu hissediyorum ama hata yapabilidigim de oluyor**
    hemen hemen her kitapta hercule amca'mizdan ögütler okuyabiliriz. bazi kitaplarda, karakterler aracaligiyla, kimi hassas konular hakkinda kücük tartismalar da vardir. herkesin katil olabilme potansiyeli vardir gibi sürekli islenen bir tez var mesela kitaplarda.
    en hassas konulardan biri "dogu ekspresinde cinayet"inde islenmistir.

    !---- spoiler ----!
    bu kitapta, bir tren yolculugu sirasinda ratchett adinda bir yolcu ölü bulunur. onlarca kez bicaklanmistir. hercule poirot arastirmalarinda fark eder ki bu yolcu, belli bir süre önce üc yasindaki bir kizi kaçirip, fidye alamayinca öldüren katildir. yakalanmasina ragmen, çevresi ve parasi sayesinde beraat eden bu adam yurt disina kaçmistir.
    kücük kizin ölümünden sonra paramparça olan aile ve yakinlari intikam almaya karar verir. hepsi ayni tren için bilet alirlar. tüm yolculuk boyunca birbirlerini tanimiyor gibi yapip, bir gece, teker teker ratchett'in odasina girip intikamlarini alirlar.
    tüm tren ahalisine, gizemi cözümünü anlatan poirot , olayi ört bas eder.

    tabii akillara bir sürü soru gelir.
    bir cinayeti ört bas etmenin bazen geçerli bir nedeni olabilir mi? cinayet mesrulugu diye bir konsept var midir? nedeniniz çok iyi ise bir insani öldürebilirmisiniz?
    adalet nedir? kücük bir kiz cocugunun katilinin yasamaya hakki var midir? eger yargi satilmissa, ve bu katile hiç bir ceza vermemisse adalet nasil saglanir?

    ilk okudugumda, tüm sempatim katiller içindi. ve poirot'un onlari ele vermemesini takdir etmistim. biraz büyüyünce, olgunlasinca yaniliyor olabilecegimi farkettim.
    bu cinayet o kücük kizi geri getirmeyecek. adaletin hassas bir konu oldugunu ögrendim. kendi basina saglanan adaletin ise toplumu en uç noktalara çekebilecigini biliyorum artik. o yüzden eskisi kadar onaylamiyorum poirot'un kararini.
    !---- spoiler ----!
  3. yazarın açık ara en güzel kitaplarından biri. hercule poirot, halep'te bir işi halletmiş ve istanbul'a dönüyordur. bu arada yolculuk yapan iki kişiden bazı sözler duyar. sonrasında istanbul'daki işi bırakmak zorunda kalır bir mektup yüzünden. doğu ekspresine biner ve yolculuk başlar. yolculukta rachhett adında bir adam kendisinden yardım ister ve kabul etmez. ancak bir gece bu adam öldürülür ve yapılan araştırma sonucunda kendisinin çocuk kaçıran bir çete reisi olan casetti olduğu ortaya çıkar. tenha bir dönemde o vagondaki tüm kompartımanlar doludur ama içlerinden hangisi katildir? poirot muhteşem zekası ile bu cinayeti aydınlatabilecek midir? tek kelime ile mükemmel bir final. katili tahmin etmek imkansıza yakın. mutlaka okunması gerekenlerden.
  4. daha önce 2 agatha christie okudum ve 2. sinden sonra bir daha okumayacağım bu kadar a. christie yeter demiştim. fakat 15 eylül polisiyenin kraliçesinin doğum günü olması sebebiyle ezgi kitabevi agatha christe köşesi yapmıştı, rengarenk kapaklarıyla sayısız agatha christie kitabını görünce duyarsız kalamadım ve -sanırım- en bilinen kitabı olan doğu ekspresinde cinayet' i aldım.
    eleştiri ya da övgüden önce saygıyla başlayacağız. bu kadın gerçekten de polisiyenin kraliçesi. mesele çok iyi bir kitap ya da çok iyi bir kurgu filan olması değil, bir tarz var ortada. agatha' dan daha iyi polisiye yazan sayısız yazar vardır belki ama bu kadar basit tarzda yazıp da okuyucuyu böylesine kitabın içine çekebilen, teferruata hiç girmeden sonuç odaklı giden, benim gibi çabuk sıkılan birini bile, sürekli aynı şeyi yapmasına rağmen yine de 3. kitabında dahi sıkmadan kendini okutan bir yazar agatha christie ve ben buna sadece saygı duyabilirim.
    kitabın içeriğiyle ilgili ne söylesem spoiler olur o yüzden çok dikkatli yazmaya çalışacağım bu paragrafı. bir trendeki yolculardan biri ölür ve o sırada trende olan demir yollarındaki üst düzey bir yetkili, şans eseri kendisiyle birlikte yolculuk yapmakta olan usta dedektif hercule poirot(ki agatha chrtisti' nin emn önemli iki karakterinden biridir)' dan cinayeti soruşturmasını ve polis gelene kadar işi halletmesini ister. trende bulunan doktorun da yardımıyla ceset üzerinde bir inceleme yapılır ve sonrasında tüm yolcuların tek tek sorguya çekilmesiyle elde edilen ipuçları birleştirilmeye çalışılır. cinayetten sonraki hemen hemen her bölüm dedektifimiz ile sorguya çektiği her bir yolcu arasındaki diyaloglardan ibaret. daha önce agatha christie okuduysanız bu kitabında da yeni bir şey yok, klasik agatha christe tarzı. üçüncü kitabından sonra bende şöyle bir izlenim uyandı; küçükken okuduğumuz macera kulübü(hani şunu yapacaksan şu sayfaya, bunu yapacaksan bu sayfaya git diye seçenekler sunarak farklı sonlarla biten çocuk kitapları) kitaplarına benziyor agatha christie kitapları. küçükken o kitaplara da bayılırdık zaten ve o kitapta kendi kaderimizi çizdiğimiz bir macera yaşasak da bir anlamda bulmaca kitaplarıydı onlar aslında. doğruları yaparak doğru sona ulaşmaya çalışırdık. agatha christie okurken de tüm ipuçlarını dedektif ile birlikte topluyorsunuz yalnız ne var ki ne kadar dikkatli okursanız okuyun sizin bilmediğiniz ama dedeftifin bildiği ayrıntılarla çözülüyor olay. yine de kendinizi ipucu toplamaktan alıkoyamıyorsunuz.
    eğer tek bir agatha chrsitie kitabı okuyacaksanız ben hala on küçük zenci derim ama bu kitap da -sadece 3 kitabını okumama rağmen- agatha chrsitie kitapları arasında ilk 5' tedir sanıyorum.
    kitabın sonu içinse bir hukukçu olarak ciddi eleştirilerim var aslına ama yeri burası değil. yine de yadırgadığımı belirtmek istedim.

    not: kitabı çeviren gönül suveren. kendisi hakkında sözlükte çok basit çeviriler yaptığına ilişkin eleştiriler vardır, orijinal bir agatha christie okumadan bir şey denemez sanırım ama okuduğum diğer iki agatha christe kitabı da bunun kadar basit bir dile sahipti diye anımsıyorum, gerçi onların çevirmeni de belki gönül suveren' dir bilmiyorum.