1. merak ettiğim dini nikah kıymış mı.. ha pardon ya erkek öğrencilere cinsel saldırı söz konusu değil mi. kız öğrenci olsaydı dini nikah kıydım derdi kesin. gerçi minareyi çalan kılıfını uydururdu değil mi.
  2. 64. türkiye hükümeti aile ve sosyal politikalar bakanı sema ramazanoğlu'nun 45 erkek çocuğa tecavüz edilmesi sonrası, "hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurum" olarak tanımladığı, normal olarak islami fuhuş yuvası.

    kızlı erkekli kalınan evlerde olmayan sapıklığın, sapkınlığın döndüğü, normal olarak islami bir vakıf.

    45 erkek çocuğa fiili livata yapılan vakfa küçük kızlarını gönderenlerin, o kızların başına neler geldiğini sorgulaması gereken, normal olarak islami bir vakıf.
  3. islam devrimine hazırlık kurumları.
  4. kökü kazılması gereken kurum. bu ve buna benzer kurumlar bizi 20-30 yıl sonra suriye'ye çevirebilir.
  5. kapatılması gereken vakıf.

    olay sadece vakfa girmiş bir şerefsizin eseri bile olsa artık tüm vakıf kirlenmiştir. özellikle vakfın bakan tarafından korunması durumu daha da itici hale getiriyor. bu da bize bir ders olsun. aman şöyle iyiler, böyle namaz kıldırıyorlar, şöyle edepliler diye diye çoluk çocuk bir yerlere yollanıyor ve sonuç bu. herkese güvenmeyin. gerçi durum öyle bir hal aldı ki kimseye güvenmeyin desek daha isabetli olacak.
  6. vakıf başkanı ismail cenk dilberoğlu

    bilal erdoğan'ın kartal imam hatip lisesi'nden sınıf arkadaşı

    istanbul il genel meclis üyesi

    thy yönetim kurulu sivil üyesi

    ikinci türgev olma yolunda giden bir vakıf. türgev'in bu son yolsuzluk söylenilerinden sonra kesilen sesi için bunu paravan olarak kullanma ihtimallerini de gözardı edemeyecek kadar düşünmek zorunda kalıyor insan. üstelik böyle değersiz kişiler için.
  7. cübbeli ahmet ensar vakfının üzerine haksız yere gidildiğini, islamda bu gibi eylemlerin meşru olduğunu, hatta buna "badelemek" denildiğini söylemiş. inanmayan badelemek nedir diye arasın, baksın. benim midem daha fazlasını kaldırmıyor. ha şimdi cübbeli meczup, onun dediğini ciddiye mi alacağız diyenler varsa dip not düşeyim, bu terim bu cemaatlerde öyle pek de bilinmeyen, duyulmayan bir şey değil. insanın sorası geliyor; hani marjinal bizdik?
    mesut
  8. yandaşçıların korumasında olan çocuklara tecavüzü meşru gören bir aşağılık bir şey(vakıf böyle olmaz).

    gerçi vakfın suçu yokmuş paraleller yapmış diyorlar ama;

    (bkz: yersen)
  9. Ensar vakfı yeni bir vakıf değil. Eski bir zihniyetin vücut bulmuş halidir.

    ensar vakfı ile detaylı bilgiyi ışık kansu telgrafhane'de şöyle anlatmış:



    !---- spoiler ----!

    AKP’NİN AİLE VAKFI: ENSAR / Işık Kansu yazdı… 28 Mart 2016 Ensar Vakfı’nın adına ilk Uğur Mumcu’nun Rabıta kitabında rastlamıştık. Yani bundan yaklaşık 30 yıl önce yazılmış kitabında. Mumcu, Suudi Arabistan kökenli ve “Müslüman ülkelerinin şeriatla yönetilmesi”ni amaçlayan Rabıta ile bağlantılı örgütlerden söz ettiği kitabında, Ensar Vakfı’na da yer veriyordu. Ensar Vakfı’nı, AKP iktidara geldiğinden bu yana adım adım izledim. Çünkü bu vakıf, AKP kadrolarının odaklandığı vakıflardan en önde gelenlerindendi. Diğer bir çok dinci vakıf ile birlikte Ensar Vakfı ile ilgili belirlediğim bir çok bağlantıya Rabıta’nın Zabıtası adlı kitabımda yer ayırdım. Kitabın bu bölümü giderek genişliyor. Çünkü, AKP iktidarında Ensar Vakfı ülke gündeminden hiç çıkmıyor. En son Karaman’da Ensar Vakfı’na bağlı bir evde “öğretmen” kılığına girmiş bir sapkının, 45 küçük çocuğa tecavüz ve sarkıntılıktan tutuklanması gibi. ENSAR’DAKİ AKP’LİLER Gelelim, Ensar Vakfı-AKP ilişkilerine: AKP’nin ilk Maliye Bakanı olacak Kemal Unakıtan ve Al Barakacılarla birlikte Bereket Vakfı’nın kurucusu olan Abdullah Sert, 1979’da bir grup isimle birlikte “Ensar Vakfı”nı kurmuştu. Bu isimlerin arasında AKP’den İstanbul Anakent Belediye Başkanı olan Kadir Topbaş da vardı. Ensar Vakfı kurucularından bir başka isim de, Ahmet Şişman’dı. 2011 Temmuz ayında ölen Ahmet Şişman’ın cenaze törenine dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve dönremin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da katılmışlar ve bizzat tabutunu taşımışlardı. Bir dönem, AKP’li siyasi kadroları içinde barındıran çatı örgütü olan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’nın başkanlığını da üstlenen Ahmet Şişman, aynı zamanda 1990’lı yılların ortasında yayımlanan “Bilgi ve Hikmet” dergisinin sahipliğini de yapmıştı. CUMHURİYETLE HESAPLAŞMA NİYETİ Bilgi ve Hikmet dergisinin o dönemde Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İslamcı yazar Ali Bulaç’tı. Ankara sorumluluğunu ise, daha sonra Recep Tayyip Erdoğan’a uzun süre danışmanlığını üstlenecek, daha sonra da AKP’den milletvekili ve kültür bakanı olacak olan, şu anda da AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü olan Ömer Çelik’ti. Bilgi ve Hikmet dergisi, AKP iktidara gelince Başbakanlık Müsteşarlığı, daha sonra Çalışma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı makamlarında oturan Ömer Dinçer’in, 19-21 Mayıs 1995’te Sıvas’ta düzenlenen bir sempozyumda yaptığı konuşma metnini, 12. sayısında makale olarak yayımlamıştı. “21. Yüzyıla girerken dünya ve Türkiye gündeminde İslam” başlığını taşıyan o makalede Ömer Dinçer, “Cumhuriyet kavramının aslında artık bizim için çok fazla bir mânâ ifade etmediğini söylememiz de mümkündür” sözlerinin yanı sıra, şu görüşlerini de kamuoyu ile paylaşmıştı: “Türkiye’de Cumhuriyet ilkesinin yerini katılımcı bir yönetime devretmesi gerektiği ve nihayet laiklik ilkesinin yerinin İslam’la bütünleşmesinin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin, laiklik, cumhuriyet, milliyetçilik gibi bir çok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha adem-i merkezi, daha Müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum.” Ömer Dinçer, 1997 yılı Aralık ayında İstanbul’da AKP kadrolarının odaklandığı bir başka yapı olan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Demokrasi Sempozyumu”nda yaptığı bir konuşmada da, ulus devlete, demokrasiye, bürokrasiye ve modern topluma ilişkin eleştirilerini dile getirmiş, “… tarihi gelenek içinde yer alan vakıfların, cemaatlerin, özel sektörün yönetimde söz sahibi, daha da önemlisi karar verme ve politika belirlemede güç sahibi olmaları gerektiğini” vurgulamıştı. REJİMİN YENİDEN TANZİMİ O sempozyumun kapanış bildirisinde, “Bütün meselenin; her zaman her toplumda farklı toplum kesimlerinin, değişik inanç gruplarının, etnik, dini, kültürel ve diğer toplulukların aynı zamanda yaşayacaklarının kabul edilmesi ve rejimin bunu mümkün kılacak şekilde tanzim edilmesi” gereği vurgulanmıştı. Ömer Dinçer’in, Yardımcı Doçent olduğu dönemde Türkçe’ye çevirdiği ve Pakitsanlı Muhammed Ekrem Han’ın “İslam Ekonomisinin Temel Meseleleri” adlı bu kitabında da, “tüm bilginin İslamlaştırılması” amacının altı özenle çizilmişti. Kendisi de Ensar Vakfı kurucusu olan Ömer Dinçer’in geçmişteki rejimin yeniden tanzim edilmesi ve tüm bilginin İslamlaştırılmasına yönelik çabalarının, büyük bir bölümünü AKP iktidarı döneminde Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra yaşama geçirdiğini bilmek gerekiyor. Ömer Dinçer’in kurucular kurulu üyesi olduğu Ensar Vakfı’nın en önemli çalışmalarından biri, “interaktif Kur’an-ı Kerim Öğrenme CD”sinin bütün imam hatip lisesi öğretmen ve öğrencilerinin hizmetine sunulmuş olmasıdır. Ayrıca vakfın “www.dinkulturuogretmeni.com” adresindeki sitesi de ilk ve ortaöğretim din kültürü ve ahlak bilgi öğretmenleri için hazırlanmıştır. Ensar Vakfı’nın bir başka hizmeti de, “ilmihal, tefsir vb. dini ilimlerle ilgili seminerler, konferans ve yardım faaliyetleri”ni yürütmektir. Ensar Vakfı’nın amacına gelince… Vakıf, amacını şöyle açıklıyor: “Herkesin kendi dini ve felsefi inançlarına göre eğitim ve öğretim yapma hakkını kullanmasına destek ve yardım sağlamak temel misyonumuzdur. Bu konuda, kamusal alanı etkilemek ve yönlendirmek; özel alanda hizmet üstlenen kurumları desteklemek ve yardım etmek genel amacımızdır.” Bu amaçlarını etkilemek ve yönlendirmek için Ensar Vakfı’nın AKP iktidarında eline çok büyük bir olanak geçti. O da, vakfın kurucularından Ömer Dinçer’in Milli Eğitim Bakanı olmasıydı. ATATÜRK İLKELERİ MİLLİ EĞİTİM’DEN AYIKLANIYOR Ömer Dinçer, Milli Eğitim Bakanlığı’na atanır atanmaz, bakanlığın görev tanımındaki “Atatürk inkılap ve ilkelerine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen vatandaş yetiştirme” hedefini “kanun hükmünde kararname” ile kaldırdı… O hedef yerine Ömer Dinçer, bakanlığın görevleri arasına “öğrencileri, bedeni, zihni, ahlaki, manevi, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştirme, insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve beceriyle donatmak” amacını yerleştirir. Bu hedefte Dinçer’in 1995’te Sivas’ta yaptığı konuşmada yer alan “katılımcı ve adem-i merkezi” yapı “insan haklarına dayalı toplum yapısı” ifadesinde yerini buldu. “Daha Müslüman” yapı ise “ahlaki, manevi yönden geliştirme” vurgusundadır. Kısacası, “milli ve laik eğitim” yerini, “etnik ve dinsel” yelpazeye bırakacaktı. Yani, bir başka anlatımla 90 yıllık enkaz kaldırılacaktı. Yani, Atatürk Cumhuriyeti bir enkazdı, AKP o enkazı kaldırıyordu. Bundan bir süre önce Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan da yaptığı konuşmada da bunu söylüyordu zaten. Nerede söylüyordu bunu? Ensar Vakfı’nın toplantısında… DİNAMİK VAKIF “Ülke insanının manevi dinamiklerini zenginleştirmek” için kurulan Ensar Vakfı, AKP döneminde epey proje aldı. Biliyorsunuz, bizde “proje” demek, dinamik zenginlik demektir… Ensar Vakfı da, vakıf kurucularından Ömer Dinçer’in Milli Eğitim Bakanlığı sırasında bakanlık ile “ortak projeler” yürüttü. 8 bin 500 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni, vakfın yan kuruluşu olan Değerler Eğitimi Merkezi’nin yayınları ile desteklendi. Gençlik ve Spor Bakanlığı da, “Fikrini Sen Yönet”, “Merhaba İstanbul”, “Osmanlı Sanatlarıyla Tarih Yolculuğu”, “Eğitim ve Kültür Evi” projeleri ile vakfa yardımcı oldu. ENSAR VAKFI İKTİDARDA Ensar Vakfı, AKP kadroları açısından da epey zengin bir vakıf: Vakıftan Mustafa Açıkalın, Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yken genel sekreteriydi. Sonradan AKP’den milletvekili oldu. 12 Eylül darbesinden sonra Suudi Arabistan kökenli şeriatçı Rabıta örgütünün parasıyla yurtdışına gönderilen vakıf kurucularından ve Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine “ağabey” diye hitap ettiği Alaaddin Şahin, Türkiye’ye döndükten sonra Nuruosmaniye Camii imamıyken AKP döneminde İETT Müşteriler Daire Başkanlığı’na atandı. Ensar Vakfı’nın şu andaki Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu, İstanbul İl Genel Meclisi’nin AKP’li üyelerinden. Dilberoğlu, AKP döneminde THY İcra Komitesi’ne de atandı. Vakfın Başkan Yardımcılarından Mehmet Sarımermer ise, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün damadı. Vakfın önceki sekreter üyelerinden İbrahim Bacacı, Gül’ün damadı Mehmet Sarımermer’in Fenn Bilgi Teknolojileri Sanayi ve Ticaret şirketinden ortağı. Vakfın Mütevelli Heyeti arasında bugün AKP’li Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de yer alıyor. Daha önce AKP’li Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, AKP’li Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can vakfın yönetimindeydiler. Yalnız belediye başkanları değil, belediye başkanlarının oğulları da Ensar Vakfı’nda görev yaptılar. Örneğin, AKP’li Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun oğlu Ziya Develioğlu… Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanken, Ziya Develioğlu’nun düğününe katılmış, evlenen çiftten üç çocuk yapmalarını istemişti! Ömer Dinçer’in oğlu ve aynı zamanda bir önceki Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın damadı olan Asım Dinçer de vakfın yönetiminde yer almıştı. Anlayacağınız, Ensar Vakfı, adeta AKP’nin bir aile kuruluşuydu… Amacı dinamikleri zenginleştirmekti… ÇOCUK İSTİSMARININ ODAĞI Ensar Vakfı’nın çocuk istismarının odağı olduğunu da biliyoruz artık. Karaman’da Ensar Vakfı’nın ve Karaman İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği’nin evlerinde kalan çocuklara “öğretmen” kılığına girmiş bir sapkın 45 çocuğa tecavüz ediyor, onları istismar ediyor. Hatta onlara hayvan pornosu izletiyor! İnancımın gereği diyerek başını bağlamış bir bakan, sözde aileden sorumlu kadın bakan da çıkıp “bir ilktir” deyip olayı örtbas etmeye çalışıyor. Oysa hiç de öyle değil. Gazetelere yansıdı: Ensar Vakfı’nın Çorum Şube Başkanı olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Zekai İşler, 2008’de iki kız öğrenciye tecavüz suçlamasıyla hapis cezasına mahkum edilmişti. Ayrıca, Rize İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Rize İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Ensar Vakfı Rize Şube Başkanlığı’nı yürüten Kızılay Rize Şube Başkanlığı görevlerini yürüten 56 yaşındaki Mehmet Nuri Gezmiş, küçük yaştaki 2 erkek çocuğa cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklanmıştı. AKP’nin neden Ensar Vakfı’nda gerçekleşen sapkınlıkları kamuoyunun gözünden kaçırmak, Meclis’te araştırma komisyonu kurulmasını engellemek istediği şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu? Ensar Vakfı, AKP’nin bizzat kendisi çünkü… ​

    !---- spoiler ----!