1. bu durumu en iyi anlatan şey;

    sürekli dinlenen bir müzik listesinde 'o şarkı'dan sonra gelen 'diğer şarkı' başka bir zaman 'o şarkı' dinlendiğinde ardından 'diğer şarkı' gelmese bile bu 'diğer şarkının' tınılarının otomatikman zihinde çalmaya başlaması durumudur.

    bu yerleşikleşen anı birden bu anı'nın sürgit dizgeliliğinin sekteye uğraşıyıyla gelecekleşir. aksi halde o 'diğer şarkı' çalmaya devam edecek ve bir gelecek yaratılamayacaktı. gelecek, benliğin 'başka' karşısında sekteye uğrayışıyla meydana gelir zira.

    ama burada 'geleceği' yaratamayan harmoninin, yarattığı zaman karşısında dikilen 'başka'; bir anı'dır. yani başka bir harmoninin aynılığının nesnesidir. bu halde, bizim her 'başka' momentimizde her 'başka' önceki aynılıklardan 'başka'laşa da biliyor. yine bu halde, bu başka ve aynı'lar her varoluşlarında yarattıkları öznesel varoluşların yaratı'ları haline evriliyor. ouroboros misali kendini yiyerek yenileniyor.

    ah yine şu duvar. logossal hapishanedelik. her emprovize ışıyan düşünceyi karanlıklaştırıyor. zira şalterler onun elinde. onun elinden kurtarmalı şalterleri.