1. yakılarak yanlış okumadınız. tıpkı sivas'ta yakılarak katledilen aydınlar gibi, tıpkı cezaevlerinden yakılarak katledilen siyasi tutsaklar gibi, tıpkı bodrumlarda yakılarak katledilen kürtler gibi...

    hande kader'in yakılarak öldürülmesi münferit bir olay değil, politik bir nefret cinayetidir. böyle olaylar yaşanmasın diye ölümlere karşı duralım, yaşam hakkına sahip çıkalım.

    bir kadın yakılarak öldürüldü ve insanlık hala susuyor. susma haykır ve adalet iste !!!
  2. yakılan bir insan!
    kadın, erkek, trans olması neyi değiştirir?
    herhangi bir yerde sıradan bir işte değilde, seks işçiliği yapıyorsa ne değişir?

    seçmek zorunda bırakıldığı hayat, daha mı değersizleştiriyor canını?
    292 imza daha!

    senin, benim, yanındaki yörendeki insanın hayatı kadar değerli onun hayatı da!
    suçun cezasız kalmasına müsade etme!
    transfobiyi bir kenara bırak ve bir insan için adalet iste!
    imza kampanyasına destek ol!

    adalet istiyorum!!

    düzenleme: bağlantı adresi güncellendi.
  3. bir kaç zamandır bedeni erkek, ruhu kadın bir yazarı takip ediyorum ekşide. aslında epeydir takip ediyorum da, o'na ait günlüğü okuyorum bir kaç zamandır. başka bir dünya kesinlikle ama gerçekten insan saha bir yakın oluyor, o yaşama dair anlatılanları okuyunca.

    beni seçtikleri yaşam rahatsız etmiyor; mecbur bırakıldıkları zorluklar ve karşı karşıya kaldıkları ölüm rahatsız ediyor. onlar da isterdi kendi güzel evlerinde oturup işlerine devam etmeyi. iş derken; her gün bin adamın üzerine çıktığı işten bahsetmiyorum. ya da türlü türlü seks oyuncağı gibi kullanıldıkları. sen, ben, o ..gibi istedikleri işleri yapabilselerdi keşke. ama nafile değil mi?

    çok üzücü gerçekten ve kelimelerle anlatmaya ne takatimiz yetiyor ne de hislerimiz o öfkenin önünde durabilecek cesarette. bir insan nasıl olur da defalarca tecavüze uğrar ve sonra sözde ortadan kaldırmak bahanesiyle yakılır? nasıl bir dar kafalılık bu? ya biz neden kendimizden olmayanı sevmiyoruz. dahası nedir bu kendinden olamama mevzusu?

    geçenlerde bir ayakkabı mağazasında bir tanesine çalışma fırsatı verildiği için çok sevinmiştim. gerçekten o gördüğüm tablo beni çok mutlu etmişti. insan olarak kıymet bulamadığımız bu topraklarda istediğimiz gibi yaşamak ne mümkün..

    çok ilginçtir aslında; trans bireylerle birlikte olan erkek sayısı tahmin edilenin de çok üstünde. üstelik bunların çoğu evli, çoluk çocuk sahibi ya da sevgilisi var. bir şekilde kendi ilişkilerinde sorun neyse halledemeyip tatmin duygusunu yaşıyorlar bu insanlarla. sonrada kendi yetiştirdikleri çocuğa parmaklarını uzatarak," bak o ibne" demeyi öğretiyorlar. su götürmez bir gerçek ne yazık ki..kadınlar da cabası. yani toplum kendi içinde yine bu vahşetlere kendi hazırlıyor; değişemiyoruz; kabullenemiyoruz. lanet olası bir cinsel açlık içindeyiz..

    yenileri olmaz diyemiyoruz o yüzden ama lütfen şu aksi düşüncelerde olan insanlar varsa değişsin artık. gerçekten farklı bir gözle bakmayı öğrensinler. hiç sormadan size verilen o beden ve ruhların içinde egolarınızı katlayarak onları görmezden gelemezsiniz.
  4. türk toplumunun ne kadar iki yüzlü olduğunu gösteren insan evet çomar değil insan!

    özgecan'ın öldürülmesi kadar vahim bir olaydır, sırf trans diye yaşama haklarını elinden almanın hangi akla vicdana sığdığını biri bana anlatsın rica ediyorum. çok sinirleniyorum,tepki göstermeye çalışıyorum ama nafile.

    kamuoyunda özgecan için tepki gösterildiğinde çok sevinmiştim ama aynı olay hande kader ve türevleri için gösterilmemesine hiç bir anlam veremiyorlar. genel algıda 'su testisi su yolunda' diye kendilerini pişkin pişkin savunurlar birde. midem, yüreğim, vicdanım kaldırmıyor ne yazıkki, sorsan bunlar birde müslümandırlar.

    cinsel açlığınız için damacanaya bile hallenen bir güruh, seks işçileri ile cinsel açlığını bastırdıktan sonra 'orospu' damgasını vurmaktan da çekinmezler.

    nefret ediyorum böylelerinden..