1. girmesi ve bitirmesi birbirinden zor olan ancak bitirdikten sonra insanın önüne belki hiç bir alanda olamayacak kadar çeşitli meslek edinme imkanı sunan fakültedir. kimi üniversitelerde hukuk lisans bölümü ve adalet meslek yüksek okulu olarak iki alt bölümü bulunmaktadır.
  2. bütün bölümlerin finalleri bitiyorken biz daha yarısındayız... sınav haftası değil; sınav ayı mevcut bu fakültede.
  3. aslında çeşitli meslek edinme imkanları sunmayan, bu imkanları belli makamlardaki amca/dayı kişileri sayesinde alan insanların yaşadığı bir ülkede sırf bu yüzden okumak için kastırılmaması gereken fakültedir. türkiyedeki eğitim formasyonu çok kötü olan fakültelerden birisidir ayrıca. türkiyede sosyal bilimler ve sosyoloji formasyonunu öğrencilere veremediğinden hukukçu değil kanun teknisyeni yetiştirir. anglo sakson ülkelerde iki yıl zorunlu olarak bir sosyal bilimler alanında lisans öğrenimi görmeyenlerin giremediği fakültedir.
  4. iş hukuku çalışırken ara verip youreadste takılayım biraz dedim. ve bu başlığı gördüm. yazmazsam olmazdı.
    her şey gibi sevince güzel. ben seviyorum. çok seviyorum. sırf bu yüzden bir sene uzatacağım. sevgi insana neler yaptırıyor...
  5. o kadar çok seviyorum ki 2 sene uzattım. ayrılmak istemiyorum resmen. onlar da beni salıvermek istemiyor. böyle çok mutluyuz.(*:swh) en çok da özel hukuk derslerini seviyorum. hiçbirini vermek istemiyorum her sene tekrar tekrar alıyorum. ilişkimizi resmiyete dökmeyi düşünüyoruz artık o derece severiz birbirimizi.(*:swh)
    ae
  6. hukuk fakültesi (bir benzeri tıp fakültesi gibi) seçim yapmak suretiyle okunacak bir bölüm değildir. içine avukat, hakim ya da savcı kaçmış insanların bunları ortaya çıkarabilmek için gidip okudukları bir bölümdür. yoksa "sınavda çok büyük puan aldım, odtü hukuk yazayım" derseniz, olmaz. bir kere odtü'de hukuk fakültesi yok!

    şaka bir yana, hukuk fakültesi yüksek puan almışların değil de hayatı boyunca hukuk okumak isteyenlerin bölümüdür. bu sayede tuğladan hallice kitapları bir haftada okumanız istendiğinde "gözünün feri gitmek" ile "gözüne ışık gelmek" deyimlerine bir anlam verebilirsiniz. işin diğer tarafı da şu ki, hukuk fakültesi eğitimin hiçbir zaman bitmediği (tıp fakültesi gibi) bölümlerden biridir. "hukuk okuduk, bitti şükürler olsun" diyemezsiniz. konusu insan olan hemen hemen her dal gibi hukuk da eğitimin ömür boyu olduğu bir bölümdür ve "bitirdim" diyemezsiniz. sadece lisans eğitimini tamamlamış olursunuz ve bu da size güncel gelişmeleri nasıl takip edeceğinizi öğretir.

    hukuk fakültesi okumak için kitap okumayı seviyor olmak bir ön şart kabul edilebilir. bunun yanında türkçe'ye özel bir eğiliminizin de olması şarttır. (türkiye'de okuduğunuzu varsayarak) çünkü hukuk bir dildir ve türkçe'nin bu anlamda kullanımı çok önemlidir. dilekçeler, sözlü savunmalar, yazılı ifadeler vb. birçok konuda dili kullanıyor olacağınızdan türkçe'yi de iyi derecede kullanıyor olmanız gerekir. avukatın yazdığı dilekçeyi dahi anlamındaki de kullanımı yüzünden hakimin reddetmesi o avukat için utanç meselesi olacaktır. * diğer taraftan konuşurken de aynı hassasiyeti göstermek ve bir tür "dil mihmandarı" olmak gerekir.

    hukuk fakültesinde lisans eğitimi almak sadece hukuka hakim olmak ya da kanunları çok iyi biliyor olmak anlamına gelmez. tıpkı eczacılık fakültesi mezunu birinin talcid'in yan etkilerini biliyor olmasını beklemek gibi. halbuki hukuk fakültesinden mezun olan biri ile herhangi bir idari bilimler fakültesinde hukuk görmüş güruh arasında ince bir fark vardır. fakültede okuyanlardan beklenti hukukun nasıl değerlendirileceği ve içtihat oluşturulabileceğidir. bu anlamda sadece lisans seviyesinde başarılı olmak yeterli değildir. bahsi geçen dil hakimiyeti yanında muhakeme ve analiz konularında da yeterli seviyede olmak gerekir. böylece hukuki durumların nasıl ve niye oluştuğu ya da oluşturulabileceği idrak edilebilir. çoğu şirketin yönetim kurullarında avukat ya da hukuk danışmanlarının olmasının asıl sebebi de budur zaten.

    her mezun olanın para kazanına atlamadığı, yukarıda bahsi geçen sebeplerden mütevellit bir devlet kurumunda şartnamelerin hukuka uygunluğunu denetlemekle yükümlü olan hukukçularımızın da var olduğu, tahmin edilenin aksine hukukun dizgin altına alınmasının mümkün olmadığı sadece "manipule" edilebileceği gerçeğinin saklandığı, ülkede onlarca hukuk fakültesi olmasına rağmen yalnızca bir - iki tanesinin yeter şartları yerine getirebilir seviyede bir hukuk eğitimi verebildiği, ülkemizde çok da fazla bilinmeyen özelliklerinden birkaçıdır.

    (bkz: tıp fakültesi)