1. suçlu kimsenin suçu karşılığında hayatına son verilmesidir. türkiye'de tüm suçlar için kaldırılmıştır. dünya'da ise gelişmiş ülkeler arasında yalnızca abd, japonya ve çin'de uygulanmaktadır. 58 ülkede halen uygulanmaktadır. bunlar wikipedia veriledir.

    peki türkiye için geri getirilmeli midir? bence evet. hukuk suçluların ıslahı ve topluma geri kazandırılması için vardır. peki verilen cezalar caydırıcı ve ıslah edici midir? değildir. birçok suçlunun toplum hayatına döndükten sonra aynı suçları işlediği gözlenmiştir. iyi hazırlanmış kanunlarla bu iş halledilebilir ve suçlu geri kazanılabilir. peki bazi ağır suçlar için(vatana ihanet, adam oldurme, tecavuz...) toplumsal vicdanda açılan yaralar giderilebilir mi? hayır. bu kişilere mümkün olan en ağır ceza verilmeli ki bu tür üzücü olaylar bir daha yaşanmasın. zaten bu tür suçları işleyenler aynı zamanda topluma ve toplumsal yaşama ,birlik ve beraberliğe ihanet etmiş demektir. ayrıca rouesseau'nun şu sözlerini paylaşmakta fayda vardır;

    !---- spoiler ----!

    zaten kötülük yapan her insan, toplumun haklarını çiğnerken işlediği ağır suçlarla yurduna başkaldırmış ve hainlik etmiş olur; yasaları çiğnemekle yurdun üyesi olmaktan çıkar, hatta ona savaş açmış sayılır. o zaman devletin korunmasıyla onunki birbiriyle bağdaşmaz; ikisinden birinin yok olması gerekir ve suçlu öldürülürse, artık yurttaş olarak değil, bir düşman olarak öldürülür.yargılama ve karar onun toplum sözleşmesini çiğnediğini ve dolayısıyla devletin üyesi olmaktan çıktığını gösterir.

    !---- spoiler ----!

    (bkz: toplumsal sözleşme - jean-jacques rousseau)
  2. özellikle tecavüz suçları için geri getirilmesini canı gönülden istediğim ceza biçimi.
  3. telafisi gerisi dönüşü olmayışı büyük sıkıntı. örneğin karamandaki davarlar için çoğu kişi talep eder ama her dosya bu kadar açık olmaz. hatta karaman gibi dosyalarda da kimin ne kadar dahli var tam olarak tespit edilemeyebilir.
    mutlu
  4. ülkemize idamın kesinlikle tekrardan gelmemesi gerekir. adaletimizin beşik gibi sallandığı bu dönemlerde geri dönüşü olmayan cezaların verilmesine karşıyım. tamam bazı işlenen suçlar karşısında, idam edilmeli böyleleri diyoruz. ama şimdi sadece belli suçlara idam getirilmesi olağan dışı yani tecavüz suçluları idam edilsin diye birşey olamaz yani idam bütün suçları kapsayacak bir şekilde getirilir. ülkenin durumu göz önüne alındığı vakit suçlulardan çok suçsuz insanları darağacına götüreceklerdir. yapılması gereken cezaların şiddetini arttırmaktır. her takım elbise giyenin iyi halden yaralanmaması gerekir. tamam mahkemenin saygınlığı düşünülüyor ama ağır suç işleyenlerde iyi hal indirimine gidilmemesi gerikir.ceza hukukunda pek eksiklik yok aslında uygulamada sıkıntı çıkıyor. idamın bir çözüm olduğunu düşün müyorum. çözümden çok çözümsüzlük yaratacaktır. yani benim düşüncem asılan suçlular olmayacaktır, denizler hüseyinler erdallar olacaktır.
  5. benim adıma öldürmeyin!

    “bu filmi çekmek istememin sebebi, bütün bu olanların benim adıma yapıldığını düşünmem, çünkü ben bu toplumun bir üyesiyim, bu ülkenin vatandaşıyım ve bu ülkede birisi, bir başkasının boynuna ipi geçirip ayağının altındaki tabureye tekme atarsa, bunu benim adıma da yapıyor demektir. ve ben böyle bir şeyi istemem. bunu yapmalarını istemem. bu filmin ölüm cezasından çok, genel anlamda öldürmeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. hangi sebeple olursa olsun, kimi öldürürseniz öldürün ve kim öldürülürse öldürülsün, öldürmek yanlıştır. sanırım bu da, bu filmi yapmamın ikinci sebebi. üçüncü olaraksa polonyalının dünyasını, insanların birbirlerine hiç acımadığı, birbirlerinden nefret ettiği, kimsenin birbirine yardım etmediği, sadece engel olduğu korkunç ve renksiz bir dünyayı tanımlamak istedim. insanların birbirlerini geri püskürttükleri bir dünya. yalnız yaşayan insanların dünyası.”

    krzysztof kieslowski

    (bkz: krotki film o zabijaniu - krzysztof kieslowski)
  6. kesinlikle uygulanması gereken ceza. kesinleştikten bi kaç yıl sonra uygulanması, o süreyide hücrede ölüm gününü bekleyerek geçirmeli bu kansızlar. sen gidip tecavüzü bile isteye yaparsan buna da katlanacaksın.
  7. hukuk siyasetin köpeğidir. bunu görmek için son 5 yılın türkiyesinde yaşamış olmak yeterli sanırım. iktidar sahipleri idam cezasını tecavüzcüleri cezalandırmak için kullanacak sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. örneğin ensar vakfı hk. söyledikleri şeyler, sundukları destek ortada. daha ziyade muhalif siyasi eylemcileri, erdal eren gibi gençleri asarlar. zaten sokak aralarında, meydanlarda göz göre göre infaz ediyorlar.
    mutlu
  8. yozlaşmış bir yönetim ve hukuk sisteminin mevcut olduğu yerlerde idam cezasını meşrulaştırmak katilin eline bıçak vermek gibidir ve en hafif tabirle aptallıktır.

    edit: abd'de idam cezası verilen mahkumların 4%ünün masum olması, adaletin kısmen de olsa işlediği ve yöneticilerin yargıya karışamadığı ülkelerde dahi hata oranının ne derece yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
  9. yirmi birinci yüzyılda olmamıza rağmen insanların kendilerini tatmin edebilmek için kan görmek istemesi ahlaki olarak ilk insandan farkımızın olmadığını gösteriyor. günümüz ceza sisteminin yeterli olmadığını savunan insanlar idam geldikten sonra idamın da yeterli olmadığını savunup taşlama gibi daha canice olan bir sistem getirmek isteyecektir. daha sonra bunun da yeterli olmayacağını düşünüp çok daha barbarca bir yöntemle kendini rahatlamış hissedecektir. peki size soruyorum, bir katilin asılmasını, taşlanmasını, kurşuna dizilmesini sağlamak sizi ve ülkenizi daha adil daha erdemli ve daha güvenilir mi yapacak yoksa sizi evrim basamağının en alt noktasına geri mi gönderecek. bu konuda çok sevdiğim bir söz vardır:
    "göze göz ve dişe diş tüm dünyayı kör ve dişsiz yapar."
    lütfen biraz mantıklı düşünüp 21. yüzyıl dünyasına bir kara leke bırakmayalım
  10. ahlaken ve de hukuken doğruluğu yüz yıllardır tartışmalı olan ceza şekli. bazen öyle insanlar öyle suçlar işler ki, ''tamam'' dersin, ''ölsün bu şerefsiz''. ama bir de şu var, hiçbir suç aslında bireyin sadece kendine ait değildir. insan toplum içinde yetişip büyüyen bir varlık ve suç dahil tüm davranışlarında toplumun etkisi var, yani kısmen toplum da bu davranışa ortak. ayrıca bireyin hayatına son verme yetkisinin kim de olması gerektiği de ayrı bir tartışma konusu olabilir.