• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.25)
istanbul kırmızısı - f. özpetek
uzun yıllar yurt dışında yaşayan yazar-editör orhan şahin, ünlü yönetmen deniz soysal'ın ilk kitabı üzerinde çalışmak için istanbul'a gelir. deniz, zenginliğinin son demlerindeki ailesiyle birlikte bir yalıda yaşamaktadır. orhan, daha ilk günden deniz'in karmaşık ilişkileri, esrarengiz arkadaşları ve aile bireylerinin ortasında bulur kendini. yıllar sonra döndüğü istanbul'u yepyeni gözlerle keşfederken, unuttuğu duyguları yeniden yaşamaya başlayacaktır.
  1. ferzan özpetek'in ilk yazarlık denemesi olan İstanbul kırmızısı adlı kitabının film uyarlaması. Çekimleri tamamlanmış, vizyon tarihi 3 mart 2017 olarak görünüyor.

    kitabına ilişkin yazdıklarıma şimdi dönüp baktığımda objektif yaklaşamamış olduğumu gördüm. sevdiğimiz şeylere, yerlere, insanlara objektif yaklaşamamak büyük bir kırgınlık yaratmadıkları sürece gözardı edilebilir bir kusur olsa gerek. ferzan özpetek'in de bu filmle büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını sanmıyorum.

    kısa, tadımlık , ve 2.10'da İstanbul'un en sevdiğim yerlerinden biri, kamondo merdivenleri

    (bkz: istanbul kırmızısı - ferzan özpetek)
    mesut
  2. bu filme ilişkin haberleri, oyuncu kadrosunu ilk gördüğümde hafif bir huzursuzluk yaratmıştı bende ama önce yönetmene, sonra tüm diğer filmlerine ve tabii kitabının naif ve sıcak anlatımına yaslanarak kovmuştum tüm olumsuz fikirlerimi...varsın tuba büyüküstün ve halit ergenç tercihleri yapmış olsun...seyirciyi çekmek için dizi oyuncularının popülaritesiyle o bildik denkleme başvurmuşsa bile varsın olsun demiştim...nasılsa hikaye sağlam olacaktı, nasılsa ferzan özpetek filmi izleyecektik...büyük sofralar, içten dostluklar, aşklar, hayaller, kırgınlıklar...hem de istanbul'da, hem de kırmızı...

    "sevdiğimiz şeylere, yerlere, insanlara objektif yaklaşamamak büyük bir kırgınlık yaratmadıkları sürece gözardı edilebilir bir kusur olsa gerek." yazmışım filmi beklerken...belki tam da bu yüzden çıkışta mideme yumruk yemiş gibiydim. filmin ne bir hikayesi, ne özgün bir dili ne de bir kişiliği var... kürt sorununa da değinelim, istanbul'un bağrına saplanan inşaatların tiz sesini de duyuralım, dur şuraya da iki üç türbanlı bacı ile yanına uzun saçlı genç koyalım diyerek olmuyor o çok seslilik...istanbul kırmızısı yazınca ateşli bir film de çıkmıyor ortaya... film skalasında bu kırmızıyı diğer ateşli renklerin arasında nereye yerleştirecek bilmiyorum. yavaş akan, belli bir giriş, gelişme sonucu olmayan filmlere o kadar da yabancı olmamakla birlikte bu filmin bolca metaforla süslü görsel bir eser olduğunu iddia edenin kalbini kırarım!

    kitabından hem duygu hem de konu olarak fersah fersah uzak, elit hatta yer yer oryantalizme kayan bir bakışla sunulmuş donuk bir istanbul panoramasında yine hiçbir derinliği olmayan donuk karakterlerle bezeli, birbirine eklenmiş ayrı ayrı görüntülerin sıralanması...

    benim bir saatim var; uzun zamandır da kullanıyorum, akreple yelkovanın ucunda fosforlu bir renk olduğunu, karanlıkta da saati görebildiğimi farkettim dün...kırmızıya ilişkin söyleyebileceklerim bu kadar...
    mesut
  3. çok sinematik ve 'gay' aşkı anlatan bir film. bence tuba ve halit olmamış gibi farah zeynep'i aradı bu gözlerim
  4. yonetmenine, oyuncu kadrosuna, istanbul'una, kirmizisina kanarak izledigim ama beklentilerimin altinda kalan film. turk sinemasina onyargim gunbegun artmaya devam ediyor. her defasinda bir sans daha veriyorum ama yok olmuyor. tamam farkli bir seyler bekliyordum ama bu ne ya hu? sanat filmlerinin sikici olanlarina ozenen bir film olmus. filmde genel olarak bir nedensellik kurulamamasi durumu var. belki de amac buydu. bazi seyler seyirciye birakilmak ve kafalarda bazi soru isaretleri uyandirmak istenildi. bu acidan film basarili. net ve temiz bitis sevenler icinse bu film tatmin edici olmayacaktir. filmin sonunda "eee ne oldu simdi?" diye sorup da bundan keyif alacak bir izleyiciyseniz muhtemelen bu filmi seveceksiniz.

    ayrica gecmis, simdiki ve gelecek zaman bir arada isleniyor filmde. parcalari birlestirmeye calismak kismi hostu.

    son olarak istanbul'u bilenler icin, istanbul'un sevilen guzel muhitlerini, asina olunan arka sokaklari film boyunca bolca gormenin iyi hissettirecegini soyleyebilirim.

    !---- spoiler ----!

    deniz ve orhan ayni kisi bence. filmin basindan beri anlatilmaya calisilan deniz'in kitap seruveni aslinda orhan'in kendi yazdigi karakterlerle tanisma cabasi. orhan ve deniz'in ayni kisi oldugunun en saglam kaniti yusuf'un olmesi ve cenazesinde annesinin orhan'a soyledikleri. bir diger kanit da deniz ve neval'in eski sevgili olmalari gercegi yaninda bir anda neval'in orhan'a yamanmak istemesi ve orhan'in neval'e ilan-i ask etmesi. bu arada neval'in orhan'a soyledigi o buyuk ask sozleri cok iticiydi. kocasi mutfaktayken baskasina hayatinin erkegi olabilecegini soylemek de neyin nesi? sonra da kocan gelip masaya oturup seni ovunce hicbir sey olmamiscasina gulumse...! orhan'in neval'e olan askini, neval'in esine itiraf etmesi, oradaki naif durusu da guzel bir ayrintiydi.

    !---- spoiler ----!

    kendime not: turkce karakter
  5. saçmasapan sonlu film.