• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.60)
karpuz kabuğundan gemiler yapmak - ahmet uluçay
recep ve mehmet yazları, köylerinin yakınındaki tavşanlı kasabasında çıraklık yapmakta olan iki köylü çocuğudur. recep bir karpuz satıcısının, mehmet ise bir berberin yanında çalışmaktadır. her ikisi de sinemaya delicesine tutkundur. bu tutkunun sonucu olarak geceleri köydeki evlerinin terkedilmiş ahırında bir yandan derme-çatma bir film projeksiyon makinası yapmaya çalışırken, diğer yandan da hayatlarını tümden değiştirecek olan rejisörlük hayalleri kurmaktadırlar. köyün delisi deli ömer de çocukların bu sinema sevdasının tek tanığı ve destekçisidir. recep bir gün, kasabada oturan ve ineklerine yedirmek için ham karpuzları toplamaya gelen nezihe adlı, iki kız çocuğu olan dul bir kadınla tanışır. o günden sonra sık sık çay içmek veya kahvaltı etmek için bu kadının evine giden recep, yaşça ondan büyük olan nezihe'nin büyük kızı nihal'e ilgi duymaya başlar. nihal ise bu yabancı, köylü oğlan çocuğun eve girip çıkmasından bile rahatsız olmakta, ona elinden geldiğince ters davranmaktadır. küçük kardeşi güler ise ablasının aksine recep'e ilgi duymakta, ancak o da bu ilgisine karşılık bulamamaktadır
  1. ahmet uluçay'ın iki çocuğun sinema sevdasını, tutku, umut, azim ve sevgi temaları ekseninde muhteşem şekilde anlattığı 2004 yapımı filmdir.

    bana göre filmi daha da güzelleştiren unsurlardan biri de ahmet uluçay'ın 55 yıla sığdırdığı hayat hikayesinde gizli. ahmet uluçay 12 yaşında sinemayla tanışmış, 15 yaşında arkadaşıyla ahırda köy halkına film seyrettirmeye başlamış, hamallık, inşaat işçiliği, tavukçuluk, kamyon şoförlüğü gibi işlerde çalışırken dahi sinemadan vazgeçmemiştir. dolayısıyla kendi hayatından kesitler taşıyan filmde büyülü ama bir o kadar da gerçekçi atmosfer yaratabilmiştir.
  2. ahmet uluçay kütahya'nın tavşanlı ilçesine bağlı tepecik beldesi'nde doğdu ve orada yaşadı. kendi imkânlarıyla yaptığı kısa filmlerle çeşitli festivallere katıldı. yaşam öyküsünü anlattığı ilk uzun metrajlı filmi karpuz kabuğundan gemiler yapmak ile ülke çapında tanındı. film türkiye'de ve dünyada çok sayıda ödül aldı. uluçay beynindeki tümör ve zatürre hastalığı nedeniyle istanbul çapa tıp fakültesi hastanesinde 30 kasım 2009 tarihinde yaşamını kaybetti.
  3. hayatta herkesin bir tutkusu olmalı. tutku çok farklı bir sey.
    bu filmdeki tutku, sıcaklık, emek, sevgi hepsi beni hüzne götürmüştür.
  4. küçük hayallerin, büyük imkansızlıklara direnirken o hayallerin devleşmesi ve gerçeklerin o büyüyen, büyümek isteyen hayaller karşısında mahcup olma ihtimalini anlatır.son dönem sinemamızın çok başarılı bir yapıtıdır.

    emek vermek, gerçekten iradenin idrakıyla bir şeyleri yapabilme , mütevazilikle ince işçiliği aynı potada eritmenin güzelliğini yalınlığını anlatır bu film. çarpıcı gerçeğin kendisi kadar etkileyici öyküler çıkamaz zaten. o yüzdendir ki çoğu başarılı adledilen kitap ya da film gerçek bir olaydan esinlenilerek baskıda veya perdede hayat bulmuştur. bir insanın onca zorluğa rağmen şan şöhret para için değil de sadece güzel görüntülerden bir şeyler anlatmaya çalışma aşkı, tutkusu, sevgisi ve bunu amatör ruhu kaybetmeyen ama bir o kadar da içten içe ustalaşma adımlarını atan bir sinemacı öyküsü.
  5. bazı diyaloglarında kemal sunal filmlerini anımsatan, insanın kalbini ısıtan tatlı bir film.
    gülme eyleminin güzelliğini hissettirir.
  6. filmin sonu yok evet cidden yok.. sanki birden elektrikler kesilmişçesine bitiyor film!
  7. beklentinizi yuksek tutmadan izlemeniz tavsiye edilir.
  8. izlerken gülümsemelere ve zaman zaman kahkahalara yer vermiş sinema sevdalısı iki çocuğun hikayesini anlatmaktadır. filmin alt metninde tutkusu olduğu ve bu arzuyla yanıp tutuşan karakterlerin aldığı yol seyirciye sunulmuş.

    sinema konusunda bir dizgi yakalayan karakterler söz konusu sevda ve aşk olduğunda gönülleri boş kalan birer kuş gibi sokak aralarında kalmıştır.

    oyunculuklar övgüye ihtiyaç duymayacak kadar güzel. başroldeki cengaverler dışında karpuzcuyu oynayan amcanın gerçekten karpuzcu olduğu hissiyatı ile birleşmesi öyle kolay bir olay değil. abartılı bulduğum tek sahne recep'in aşık olduğu kızın cevizi dışarda kırıp yatağında yediği sahnedir. yönetmen tercihidir saygı duyarım ancak nöölüyor abii ya diye bir iç sese sebebiyet vermiştir. ha belki yönetmenin yapmak istediği de buydu? bilemiyoruz.

    piç sözcüğünü öyle güzel kullanmış ki ana, yarın sokaklarda piç kelimesini kullanmak istiyorum. öyle hoş piç denilirse piç kelimesi hep hayatımda olsun lütfen. "güzel piç"

    keyifle izlediğim filmlerden biridir. bir sinema sevdalısı olarak filmin konusu da sinemayla ilgili olunca filmin değerinin benim nezdimde bir kuple daha değerlidir.
  9. sıcacık, samimi bir film. arada geçen replikler öyle güzel ki yazmalara doyulmaz.



    !---- spoiler ----!

    karpuz kabuğundan binersen gemiye işte böyle batarsın

    !---- spoiler ----!