1. okumak veya kitap almaktan çok ders çalışmak için gittiğim ve üniversite döneminde "kütüphanede çalışmak" gibi bir çalışma bağımlılığı kazandığım yer ve yerler bütünü.

    kütüphane kalabalık olsa bile sessiz oluyor bu sayede bir başına olmaktan korkan ama yalnız olmaya bayılan bendeniz kütüphanede adeta kendimi buluyorum. sanırım bu yüzden çok seviyorum. *

    hacettepe sıhhıye kütüphanesi hala en sevdiğim kütüphanedir. evim gibidir hala; fakülteden değil kütüphaneden mezun olmuş gibi hissetmiştim okul bitince. o derece.

    7/24 açıktır kaynakları geniştir (özellikle sağlık alanında) sabahlamak için idealdir. geceleri sınırsız ve ücretsiz çay ve çorba servisi vardı ben oradayken. hatta şimdi duş da yapıldı kütüphaneye benim gibi orada yaşayanlar için ideal hizmet sağlanıyor üniversite tarafından. bir de tus belası var tıpçılarda, en çok onlar düşünülmüş, biz de faydalanıyorduk işte yandan yandan...

    milli kütüphane biraz korkutur insanı, kalabalığı sırası, yanlışlıkla çıkınca girememe sorunu... ama orası da güzeldir / özlenir.

    sevdiklerimden biri yine ; (bkz: üsküdar şemsipaşa ilçe halk kütüphanesi) sistemini çok sevdim, uzun uzun yazmıştım başlığında da.

    diyanet vakfına bağlı olan islam araştırmaları merkezi (isam) var bir de, yüksek lisans öğrencileri (alanı olsun olmasın) yararlanabiliyor. çok büyük ve çalışma ortamı güzel diyorlar, henüz gitmedim.gidince onu da bir överim.

    bunun dışında ilçe halk kütüphanelerini de kullanıyorum. diğer şehirleri bilmiyorum ancak istanbulda ilçe halk kütüphanelerinde çalışma ortamı güzel, sakin (çocuk kütüphanesiyle birlikteyse biraz gürültülü olabiliyor sadece,) ve okunmak isterse gerçekten güzel kitaplar (özellikle edebiyat alanında) bulunabiliyor. sisteme bir kez kayıt olduğunuzda istanbuldaki tüm kütüphanelerden kitap ödünç alma konusunda yararlanabiliyorsunuz.

    aklıma gelmişken bu iletiye ekleyeyim; türkiye'de kütüphaneler kullanılmıyor bıdı bıdı haberleri çıkıyor arada, ya bilmeden gitmeden konuşuyorlar ya da en azından benim gittiğim kütüphaneleri hiç görmemişler. hep dolu dolu, hatta bazen tıklım tıklım. yer bulunmuyor. kim der gidilmiyor diye?
    insaf.

    kütüphaneler güzeldir. yaşatalım *

    -
    evet kütüphanede mola verdiğimde yazdım bu iletiyi. *
  2. arapça'da kitaplar anlamına gelen kütüb kelimesi ile farsça'da ev anlamına gelen hane kelimesinin birleşimiyle oluşmuş kelime. her iki dilde de türkçe'deki ile aynı anlamda kullanılır.
    tarihdeki en eski kütüphane m.ö 625 yılında asur kralı asurbanipal tarafından kurulan ninova
    kütüphanesidir.
    türklerde ilk kütüphane uygur devleti'nde kurulmuştur. osmanlı devleti'nde ilk kütüphane ise osman bey tarafından iznik'de kurulmuştur.
  3. oyun oynayıp ya da dizi izleyip interneti sömüren arkadaşların, ensesine şöyle sağlam bir şaplağı hak ettiği yer.
  4. bilkent in kütüphane alanım açısından gömülmek istediğim yer
  5. bu başlık altında türkiye'deki (üniversite ya da kamusal) en iyi ve en zengin kütüphaneleri listelesek çok faydalı olabilir.
  6. inönü üniversitesi kütüphanesi gercek bir üniversite için vasat sayılabilecek düzeyde olan kütüphanedir. hafta içi akşam 9.30 a kadar açık olan kütüphanenin sabahalamak icin sadece 50 60 öğrencinin sigabilecegi bir odası mevcuttur.sabahlayacaginiz zaman ise mesela susuzluktan ölmemek için su alabileceğiniz tek yeri araştırma hastahanesinin karşısındaki bakkaldan biraz büyük avmsidir.bunun için ise 2 km ye yakın yol yurumeniz gerekmekte tabi in cin olmayan kampüste köpeklerin parcalama tehdidinden kurtulabilirseniz.ogrencileri hücreye benzer bir odaya deyim yerindeyse kilitlemek günümüz üniversitelerinde hala nasıl bir zihniyetin bulunduğunun en iyi göstergesidir.öyle bir kütüphane düşünün ki öğrenciler içindeyken şantiye gibi saatlerdir matkap çalıştırılmakta öğrenciler çalışanların zulmüne uğramaktadır.
    edit:imla
  7. türkiye'de kitap okunmamasının sebepleri başlığında kitapların pahalı olması konusuna denk geldim de bir daha kütüphanelere şükrettim.

    kitaplar pahalıysa kütüphaneler var diye düşünüyorum. şehirlerde ilçelerde belediyeye bağlı kütüphaneler var ve sayısı da her gün çoğalıyor. tamam istediğiniz bir kitabı tak diye bulamayabilirsiniz ama oldukça iyi kitaplara ulaşma şansınız oluyor böylece.

    hem bence hiç okunmamış, para verip ilk kitabını alarak parayı riske atmak istemeyeceğiniz (pahalı düşüncesinden yola çıkarak söylüyorum bunu) yazarları da deneme şansınız oluyor. kitapçıdan çok kütüphane gezmek bu açıdan faydalı olabilir.

    geçenlerde işyerinde bir hocanın elinde yabancı akademik bir kitap gördüm.* "kıymetli bir kitap" dedi. "60 euro verdim." * birkaç gün sonra kütüphanede istatistik kitabı ararken şansa o kitap çıktı karşıma. hiç ellenmemiş gibi tertemiz de üstelik.
    ah be dedim ben olsam 60 euroyu türk lirasına çevirir kaç kitap alırdım...

    şu da var; derseniz ki ben okuduğum kitabı kitaplığımda/kütüphanemde görmek isterim, ona bir şey diyemem. o zaman tabi ki hatrı sayılır bir meblağ ayırmak gerekiyor...
    ama sizin için kütüphane oluşturmaktan çok okumak araştırmak önemliyse kütüphanelerde hiç açılmamış yeni kitaplar okuyucu bekliyor. bir şans verin derim.
  8. birazdan gidip engelsiz bilgi merkezi için e-book okuması yapacağım yer. sevgili arkadaşlar, yaz geldi, artık işlerimiz (öğrenciler için özellikle) çok da yoğun değil. hepimizin sabah saatlerinde boş vakti vardır, uykumuzdan feragat edip 1-2 saatimizi ayırıp yine devam edebiliriz günün yoğunluğuna. diyeceğim şu, engelsiz bilgi merkezi boğaziçi ve istanbul üniversitesinin ortaklaşa hazırladığı bir e-kütüphane. adı da getem. getem'de kitap seslendirebiliyorsunuz veya tarama işlemleriyle ilgilenebilirsiniz, ben yaklaşık 3 yıldır gönüllüyüm bu merkezde, ilgilenirseniz detayları için lütfen bana ulaşın:) bir demonuzu bırakmakla başlayabilir her şey!:) bu güzel işte sizin de bir tuzunuz olsun!