• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.08)
les quatre cents coups - françois truffaut
1950'lerin başlarında paris'te yaşayan 12 yaşındaki antoine, ailesiyle yaşadığı problemler ve okuldaki öğretmeni tarafından sıkça aşağılanması yüzünden ne okulda ne de evde huzur bulabilmektedir. ödevini yapmadığı için arkadaşıyla birlikte okuldan kaçtıkları bir gün sokakta annesini başka bir adamla gören antoine, şoku üstünden atamadan okula döner ve ödevi yapmamasının mazereti olarak annesinin öldüğü yalanını söyler. anne ve baba sağlam bir şekilde okula geldikleri an ise gerçekler ortaya çıkar ve antoine bir süreliğine uzaklaştırma cezası alır. şimdi de ailesinden korktuğu için eve gitmeye korkan antoine, yakın arkadaşıyla birlikte deniz kenarına kaçmaya karar verirler. amaç babasının daktilosunu çalıp satarak para kazanmaktır. ancak işler yine beklendiği gibi gitmez.
  1. fransız yeni dalga sinemasının ilk örneklerinden biri, françois truffaut'nun 1959 yapımı filmi. türkçe'ye "400 darbe" adıyla çevrilmiştir. çok güzel siyah-beyaz paris görüntüleriyle açılır bu film.
  2. bu filmle ilgili anlatamadığım duygular besliyorum. zira çocukluğa takıntılıyım.

    !---- spoiler ----!

    annesini başka bir adamla gördükten sonra, ödevini yapamamasının mazereti olarak annesinin ölümünü öne sürmesi ise çarpıcı bir detay. insanın çocuk yaşta inandığı tek şey ailesi oluyor. anne ve baba... bu iki insanın birbirlerine uyumu. zaten uyumsuz bir çocuk olan kahramınımız, ailesine olan inancını da kaybedince çareyi özgürleşmekte buluyor. bunu da filmin efsanevi son karesinde açıkça görebiliyoruz. bilmiyorum bu yorumlarıma ne kadar katılırsınız?

    !---- spoiler ----!
  3. françois truffaut"nun sinema sanatına esrarengiz "merhabası"... filmin andre bazin"e ithafı tesadüfü değildir; film, bazin"e ithaf edilecek yetkinlikte güzelliğe ulaşmıştır.
    "400 darbe"nin fransızca anlamı, okulu kırmakmış. öğrendiğimde şaşırmıştım. çok hoşuma gitmişti. ve hala gider.
    çocukluğumuzun filmidir "400 darbe". kayıp kuşağın ve nostaljinin. bir daha geri gelmeyecek sisli zamanın yansımasıdır.
  4. anlasilan o ki, bu filmin ingilizce adi (the 400 blows) ve tavsanin suyunun suyu minvalindeki turkce adi (400 darbe) aslinda sacma bir ceviri hatasi... fransizcanin f'sini bildigimden degil, filmi izleyip, 400 darbe ne alaka lan deyince arastirdim biraz...

    filmin adi fransizcadaki "faire les quatre cents coups" deyiminden geliyormus... kelime kelime cevirirsek, bu da "400 cesit yaramazlik yapmak" gibi biseymis, "ortaligi birbirine katmak" anlaminda... yoksa darbe ile vurma ile bi alakasi yok...
  5. truffaut'nun sinema tarihi açısından oldukça önemli ve değerli eseri.

    film ismini "başını bir çok belaya sokmak" anlamına gelen fransızca "faire les quatre cents coups" deyiminden alır.

    filmin başarısı belki de yönetmenin kendisini çok iyi tanıması ve alt benliğini beyaz perdeye bu denli iyi yansıtmasıyla ilgilidir. yönetmenin kendi çocukluğunu anlattığı bu "ilk" filmini henüz 27 yaşındayken çekmiş olması zaten başlı başına bir hayranlık sebebidir. böyle muazzam bir yapıtın böyle genç bir yaşta ve henüz sinema sanatı açısından olanakların, teknolojinin kısıtlı olduğu bir dönemde çekilmiş olması benim için salt yeteneği ve başarıyı ifade etmektedir. 27. yaş sanat camiasında hiç de iyi bir şöhrete sahip değilken (bkz: 27'ler kulübü) , neyseki truffaut açısından bir dönüm noktası olmuştur. film, olağanüstü güzellikteki sahneleri, ilk kez denenmiş sinema teknikleri, müthiş hikayesi ve de finaliyle tam bir başyapıttır ve truffaut'ya hayran olma sebebimdir. dünyanın en güzel filmlerindendir. her karesiyle, hikayesiyle, anlatımı ve gerçekliğiyle büyüler. benim için sanatın karşılığıdır.

    !---- spoiler ----!

    karakoldan cezaevine nakli sırasında antoine'nın arabadaki o bakışı, o yanaklarına dökülen "ama ben daha çocuğum" ıslaklığı izleyiciyi uçsuz bucaksız bir yalnızlığa iterken bir yandan da içimizdeki "insan"a hayat verir.

    !---- spoiler ----!

    eğer ki fransız yeni dalgasına ilgiliyseniz truffaut'ya cannes'da en iyi yönetmen ödülünü kazandıran bu siyah beyaz sanat eserini izlemeden göçmeyiniz efendim.