• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.00)
Yazar john fante
los angeles yolu - john fante
los angeles yolu'nda fante, ünlü kahramanı arturo bandini'nin maceralarını anlatmaya devam ediyor. yazar olmak isteyen bir gencin bir balık fabrikasında yaşadıkları hayata bakışını nasıl etkiler!...

"her sabah bu duyguyla kalkıyordum yataktan. şimdi kendime bir iş bulmam lazım, lanet olsun. kahvaltı ediyor, kolumun altına bir kitap yerleştirip ceplerime kalem doldurduktan sonra kapıdan çıkıyordum. merdivenden indiğim gibi kendimi dışarı atıyordum. bazen sıcak oluyordu hava, bazen soğuk, bazen sisli, bazen açık. koltuğumun altında kitapla iş aramaya çıktığım için önemi yoktu havanın.
"ne işi, arturo? ha, ha! sana iş, öyle mi? kim olduğunu bir düşünsene, oğlum! yengeç katili. hırsız. elbise dolaplarında çıplak kadın fotoğraflarına bak, sonra da iş bulmayı umut et! ne kadar gülünç! ama gidiyor işte, salak, koltuğunun altında kocaman bir kitapla üstelik. hangi cehenneme gittiğini sanıyorsun, arturo? neden o sokağa sapıyorsun da bu sokağa sapmıyorsun? neden batıya gidiyorsun -neden doğuya değil? cevap var bana, hırsız! kim iş verir senin gibi bir domuza -kim? ama kasabanın öteki ucunda bir park var, arturo. banning parkı adı. harikulade okaliptüs ağaçları var orda, yemyeşil bir park, arturo. ne kitap okunur orda! oraya git, arturo. nietzsche oku. schopenhauer. o muhteşem adamlarla geçir zamanını. iş mi? peh! oraya git ve okaliptüs ağaçlarının altında kitabını oku iş ararken."
  1. orijinali adı road to los angeles olan john fante kitabıdır. aslında john fante'nin ilk kitabıdır ve dolayısıyle john fante'nin alter egosu olan arturo bandini dörtlemesinin de ilk kitabıdır. ancak kitap fazla provokatif olduğu gerekçesiyle yayımlanmamıştır ve arturo bandini'nin doğuşu bahara kadar bekle, bandini - john fante adlı kitapla gerçekleşmek durumunda kalmıştır. daha sonra john fante kitapları ses getirmeye başladıktan sonra bu kitap da arturo bandini serisinde geç de olsa yerini almıştır. ülkemizde ise her john fante kitabı gibi avi pardo çevirisiyle basılmıştır. kitap, çalıştığı işlerde başarısız olan arturo bandini'nin çevresiyle olan iletişimdeki başarısızlığını ve yazar olmaya karar verme aşamasını anlatır. toza sor - john fante'dan sonra en sevdiğim fante kitabıdır.
  2. john fante'nin en samimi kitabı
  3. okuduğum kitaplarından anladığım kadarıyla fante' nin tüm kitapları otobiyografik özellikler taşıyan, aile -özellikle baba- kavramını sorgulayan, kıyısından köşesinden de tanrı inancını nükteli bir üslupla tartışan basit bir dile sahip, keyifli kitaplar. yalnız artık iyiden iyiye emin olduğum bir sorunu var kitapların; avi pardo. orijinal dilinden okumadığım bir kitabın çevirisi için, çok ekstrem durumlarla karşılaşmadığım sürece, kötü olmuş diyemem elbette. ne var ki meselemiz çevirinin iyi ya da kötü olması değil. bukowski, nick hornby ve reklamların büyüsüne kapılarak okuduğum joshua mohr kitaplarının çevirmeni de avi pardo ve bu dört yazarın üslubu da birbirine çok benziyor. tarz olarak zaten birbirlerine yakın isimler ancak benzerlikten kastım bu değil. bir örnekle anlatmam gerekirse, okuduğum zaman çok sevdiğim ve bu yüzden de belleğimden silinmemiş bir bukowski cümlesi var; ''kadın işime organı beş para etmezdi, kamış beş çekerdi'' işte bu beş çekerdi deyiminin aynısına bu kitapta da rastladım. oysaki ben bu dört yazarın argoyu kullanış biçimlerinin aynı olmayacağını düşünüyorum.

    bu şerhi düştükten sonra kitaba geçersek, bandini' nin ergenliği var kitapta. tıpkı toza sor' da olduğu gibi yine kendi olmaktan çok, olmak istediği karakteri taklit edip yaşayan, ona uygun davranmaya çalışan yazar adayımızın hayatından bir kesit okuyoruz. fante ile bukowski' nin üslubu muhtemelen gerçekte de birbirine çok benziyordur zaten ancak şöyle ciddi bir fark var bence; fante' bir kadını , ona duyduğu hayranlığı ya da nefreti anlatma biçimi bukowski' ye kıyasla çok daha lirik ve eğlenceli. fante kitaplarını -özellikle de bandini' nin yer aldıkları- baştan sona samimiyetsiz karakterlerin samimi hikayeleri diye özetleyebilirim.

    !---- spoiler ----!

    ''tanrım,'' dedi kız.
    ama çirkindi. onun söyleyeceği hiçbir şey beni rahatsız etmezdi. fazlasıyla çirkindi. (sf: 60)

    ***

    kız kollarını kavuşturmuş masanın arkasında oturuyordu. ikimiz de aynı anda dönüp birbirimize baktık. parmaklarının burnuna götürüp bastırdı. ama hiç rahatsız etmedi beni bu hareketi. fazlasıyla çirkindi kız. (sf: 60-61)

    ***

    ''sonra görüşürüz,'' dedi.
    ''ben seni önce fark edersem görüşmeyiz.'' (sf: 71)

    (parantez yay. - 2. baskı - çev: avi pardo)

    !---- spoiler ----!