1. yazıya başlamadan önce fonda çaladursun https://www.youtube.com/watch?v=Cy6iwP9Ux3A

    son günlerde alevlenen bir uyku sorunum var. madem böyle bir sorunun içindeyim değerlendireyim dedim. gece freud'un uygarlığın huzursuzluğu kitabını okudum bütün gece ve dedim ki lanet olsun.

    evet aynen böyle dedim ve size laflar hazırladım.

    medeniyet dediğin nedir ki?

    bir canavar demişti akif bey, aynen freud'da bunu söylüyor.

    bu canavar öğütüyor bizi. hem de tam bu noktada öğütüyor 'biz' ile. 'seni' beni' yok edip biz'li düşünceyi sağlamak. amaç basit süper-ego denilen naneyi tetiklemek ve iyice kendi kendilerini kontrol eden kitleler yaratmak ama bu bir şekilde patlıyor en basit örneği ortadoğunun cinselliğe bakış açısı: bastır abi id'i bastırdın mı? tamam.. artık annesinin memesini görünce rahatsız olan varlıklar yarattık peki cinsel organına dokunamayan kadınlar da bu coğrafyada mı? evet güzel.. şimdi basit bir düz mantık kuralım; bu derecede cinsellik konusuna kapalı olan toplumda ne gibi şeyler ortaya çıkar: damacanaya hallenen çüklüler, hırsızlığa diye girdiği mağazada cansız mankenin memesini ısıran çılgınlar, ördeğe tecavüz eden varlıklar..

    bastırdığın id'e dön bi bak istedim..

    aslında bu sapık dediğimiz insanı da biz yarattık bu hepimizin malumu zaten. peki medeniyet bunun neresinde? tam göbeğinde işte, biz buna ortadoğu medeniyeti diyoruz radikal dincilik fundamental islam ne dersen artık..

    peki bu globalleşen medeniyet fikri neyin nesidir? nasıl ortaya çıktı?

    bunun başlıca sebebi insanlığın, hızın peşine düşmesidir -hızlanıyor efendim durduramıyoruz-. sanayi devrimine kadar insanın ulaştığı en yüksek hız 14 km/s iken (at arabası cart curt), ilk yapılan trenin hızı da 14 km/s. düşünün 4.5 milyar yıllık insanlık tarihi o kadar yılda hiç yol alamamışken bir kere hızlanmayı seçti mi kendini durduramamıştır, şimdi o hız katlandı ve bu katlanma devam ediyor, edecek.

    bu hız iletişimde, ulaşımda her türlü alanda.. bu hız globalleşmeyi getiriyor -bak hep zincirleme gelişiyor- ekonomi temellli globalleşme fikri için senin geleneklerini yok etmesi yeni bir kültür aşılaması lazım ki ihtiyacın olmadığı şeyi sana satabilsin bu sebepten direk ürünü vitrine koyup ''al bunu!'' demiyor, önce bir pazarını oluşturuyor. nasıl? mesela televizyon! algı yönetiminin en baba noktasından biri. bak mesela hatun dizide banyoya giriyor küveti dolduruyo köpüklü möpüklü banyo yapıyor ben bak bu televizyon kültürü olmadan önceki nesil varya onların arasında küvete yatay uzanacak delikanlı tanımıyorum. lan ben bile o küvette hayatım boyunca yatay bi şekilde durmadım analarımız o küvete tabure koyardı tezata gel.. bizim kültürümüzde bu olay yoktu ama oluştu. adamlar lavinya kokularıyla banyo yapan nesiller yarattılar bir şekilde.. değişik değişik küvetler sattı bu adamlar bize yok içinde şarkı çalıyormuş masaj yapıyormuş vs. ahahaha hep senin yüzünden pelinsu.. böyle böyle bi bakarsın ihtiyaç duymadığın bir sürü bok püsür evin içini doldurmuştur. bak bu algı yönetiminin babası freud'un kuzeni edward bernays'tır şimdi her şeyi anlatmaya çalışıp yazıyı uzatmanın mantığı yok açıp okuyabilirsin wikipedia var ordan bi bak ya da belgesel önereyim.. sen öğrenmek iste yeter ki! the century of the self.

    neyse konudan uzaklaşmayalım bu medeniyet denilen canavar beşeri bir şey olduğundan mütevellit insanla birlikte sürekli bir dönüşüm içindedir, fakat hep aynı şeyin peşindedir senin! senin bağımsızlaşmanı asla istemez seni hep kontrol etmek ister, bir'liğin bir parçası olmanı ister bu bir'lik vatan, millet, ırk ve çoğu zaman din temellidir,yönetilmenin birçok yolu vardır, sen ''yaa kahrolsun bu sistem. amerika ve israilin ortaklaşa oyunları illüminati bunlar. ben hiç mc donald's'tan hamburger yemedim. oley be oyuna gelmiyorum.'' diyince bütün bu medeniyet çökmüyor. çünkü her şey bu çakma medeniyetin elinde, elini nereye atsan bir bokuna bulaşıyor milliyetinden arınmaya çalışıyorsun dini çıkıyor ondan arınmaya çalışıyorsun aile olarak karşına çıkıyor.

    lan eskiden ne güzelmiş tek derdin hayatta kalmak ve türünün devamını sağlamak. vahşice sevişirmiş elleri yere yakın, sırtı kambur, kıllı homo sapiensler daha güzeli mi var? eğer j.j. rousseau'nun dediği gibi o ilk çiti kurup ''aha burası benim toprağım'' diyen adamın karşısına birisi geçip ''kardeşlerim meyveler hepimizin, toprak hiç kimsenindir'' deseydi şimdi ben burda bunu anlatmazdım, ne güzel avlanıyor olurdum ceylan eti yiyip olorta sevişiyordum dağda bayırda.

    bu güzel hayaller bir tarafa.. yine de her şeyin bir çözüm yolu vardır bir kırılma noktası bulunur illa ki. bu medeniyetin de bize dağıttığı bir'liğe olan inanç zaafını bertaraf edip bireysel kurtuluşu hedeflem.......

    değil tabi. sıçtık biz çözüm falan yok.. medeniyetle olmadığı gibi medeniyetsiz de olmayacak..
  2. "medeniyet" denilen bu kelimeyi ne zaman bir yerde görürsem yada duyarsam her zaman aklıma gelen ilk şey, beni kendi döneminde yaptığı devrimlerle hayranlık etkisi uyandıran ulu önder mustafa kemal atatürk'ün çok sevdiğim bir sözü gelir.
    "bir milletin medeniyetini ölçmek istiyor musunuz; kadınlara nasıl muamele edildiğine bakınız."
    gerçekten doğru ve mantıklı bir söz.....
    ne zaman bir kadını "dişi" değil, "kişi" olarak görebilirsek tabii işte o zaman uygar, ahlaklı ve en önemlisi medeniyetli bir toplum oluruz.
    bundan adım kadar eminim.:)
    ama ne yazık ki bizim toplumumuzun bakış açısı; doğrudan değil de dolaylı yollardan görmeyi tercih ederler her zaman. genetik bir hastalık vaziyetine getirdiler bunu!!!!:(:(
  3. medeniyet, belirli bir insan topluluğu veya topluluklarının belirli bir coğrafya üzerinde ve belirli bir zaman içinde ortaya koydukları değerlerdir. ilginçtir ki dünyadaki medeniyetlerin çoğunu göç hakkındaki toplumlar kurmuştur.
  4. zamanında üzerine epey düşündüğüm yaşayış tarzı.

    şimdi medeniyet nedir ?, kim/ne medenidir veya değildir ?

    kendi düşüceme göre medeniyet insanoğlunun bir şekilde ulaşmaya çalıştığı, pozitif anlam taşıyan bir hayat tarzı.

    ama ne kadar ulaşılabilirdir, bu bir ütopya mıdır, bilemiyorum. bu medeniyet'e ne kadar anlam yüklediğimize bağlı.

    ama şuna eminim ki medeniyet, insanoğlunun iç güdüsel olarak sahip olduğu hayvani duyguları bastırarak(sorun yaratır) ya da üstesinden gelerek(nasıl?) ulaşmaya çalıştığı bir durumdur. bu ne kadar mümkündür yine bilemiyorum.

    profesörün eşini dövdüğü bir dünya'da yaşıyoruz. profesörü örnek vermemin sebebi medeniyete ufuk açılmasıyla, kişisel gelisimle, çok okumayla ulaşılabileceğini düşünmemdendir.
    pan
  5. arapçada şehir anlamına gelen medeniden türemiştir, şehirleşme gibi bir manası vardır. ingilizcesi icin (bkz: civilization) . tabi çağ ilerledikçe her dilde daha geniş anlamda kullanilmaya baslamistir.
  6. arapça şehirlilik manasına gelir ki, doğrudur. islam dahil tüm dinler şehir hayatını esas alır. bu yüzdendir ki 'köyden medeniyet çıkmaz' derler.
  7. koken olarak sehir anlami vardir. sehirli olan medenidir mantigi. ingilizce civilization kelimesi de fransiz kokenli olup ayni anlama gelmektedir. bizim kullandigiz arapca koken ile avrupalilarin kullandigi kokenin cikis noktasi ayni bile olsa sehir anlayisinin ne kadar farkli oldugunu gormek kolay. bir tarafta fransizlarin sehir anlayisi ve sehirli medeni kavrami diger tarafta arap dunyasinin sehir anlayisi. zaten medine bu kelimenin geldigi noktadir. musluman dunyasinin sehirli anlayisinin kokeni medine olduguna gore nasil batinin medeni anlayisi ile ayni olur biraz tartismali. kultur boyle bir sey iste. ayni anlama gelen iki kelime, ikisi de benzer anlam tasiyor ama aslinda cok farkli seyler.