• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.43)
minima moralia - theodor w. adorno
minima moralia, adorno´nun başyapıtıdır. ilgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, faşizm, ırkçılık ve savaş. bir polemik kitabı olarak da görülebilir: bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. adorno´nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: ilk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) adorno´nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: "kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir." ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: amacının "her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya" ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde adorno´nun kendisi söylemiştir. ... (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. paris'te bir sirk alanını tanımlarken: 'tiyatrodan daha sportif sinemadan daha canlı'.
  2. frankfurt okulunun en önemli temsilcilerinden adorno' nun baş yapıtı. felsefe ile ucundan kıyısından ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken müthiş bir modern zaman eleştirisi.
  3. 'insanları yalıtılmışlıkları içerisinde büsbütün ezmek üzere bireyselleştiren yazgısallık' üzerine;
    ''toplumdan özgür olmak onu özgürleşme gücünden de mahrum bırakır. çünkü başkalarıyla ilişkilerinde ne kadar gerçek olursa olsun, mutlak olarak düşünüldüğünde sadece bir soyutlamadır birey. içeriğini oluşturan her şey toplumsal olarak kurulmuştur; toplumu aşan bütün dürtüleri, toplumsal durumun kendini aşmasına hizmet eder. bireyin mutlaklaştırılması, toplumsal ilişkinin evrensel dolayımından -bir mübadele olarak kendi aracılığıyla gerçekleşen tikel çıkarların da her zaman sınırlandırılmasını gerektiren bir dolayım- en kuvvetli olanın iktidara el koyduğu dolaysız tahakküm düzenine geçildiğini de gösterir. onu her şeye karşın toplumsal öznenin parçası kılan bütün dolayımların böylece bireyin kendi içinde de tasfiye olmasıyla, yoksullaşıp kabalaşan birey sadece bir toplumsal nesne olmaya doğru geriler.''
  4. "wrong life can not be lived rightly"
    yanlış hayat doğru yaşanmaz.
  5. "gönderilen bilinmiyor" adlı bölümde okurlara sağlam tokatlar var:

    "kültürlü zevksizler bir sanat yapıtının onlara bir şey 'vermesi' gereketiğini düşünürler hep. radikal yapıtlara artık kızmıyor ve şu utanmazca alçakgönüllü mazarete sığınıyorlardır: anlamıyorum. bu tavır, hakikatle son negatif ilişkileri olan muhalifliği bile ortadan kaldırır ve tacizkâr nesne de tatlı bir gülümsemeyle kendi benzerleriyle birlikte kataloglanır: reddetme veya yeğlenme sorumluluğu bile üstlenilmeden reddedilebilecek veya yeğlenebilecek tüketim mallarıdırlar artık. 'ben fazla aptalım', 'ben biraz eski kafalıyım', 'ben yetişemiyorum' - kişi kendini ne kadar küçültürse vox inhumana populi'nin [halkın insanlık dışı sesi] gür korosunu, taşlaşmış zeitgeist'in [zamanın ruhu] yargılama gücünü daha da şişireceğinden o kadar emin olabilir."