• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
Yazar ibn-i haldun
mukaddime - ibn-i haldun
mukaddime, ibn-i haldun'un en ünlü eseridir. tarih, iktisat, sosyoloji, ve siyaset gibi birçok sosyal bilim için temel teşkil eden görüşleri içinde barındırır. ibn-i haldun eserini 1375'te kal'atu ibn seleme adlı kalede beni arif kabilesinin himayesinde yaşadığı dönemde kaleme aldı
  1. ibn-i haldun'un 1375'te eserine önsöz olarak kaleme aldığı ancak eserinin önüne geçmeyi başarabilen mukaddimesidir.

    benim incelediğim maarrif yayınları'nın 1954'te yayımladığı mukaddime. çevirisini de zahir kadiri uğan yapmış. sonradan öğrendim ki mukaddime'yi turan dursun da çevirmiş. bulursam şayet mukaddime'ye turan dursun çevirisiyle devam etmek isterim.

    !---- spoiler ----!

    kitap zahir kadiri uğan'ın önsözüyle başlıyor. uğan, haldun'un hayatta faydalandığımız her şeyin insanların emeğinin bir karşılığı olduğunu dile getiriyor. bu cümleden yola çıkarak ibn-i haldun'un sosyalist bir kimliği olduğunu öne sürüyor.

    yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim. bu önsözde dikkatimi çeken bir şey var. uğan diyor ki, "ibn-i haldun hademeliğin tabii olan bir kazanç vasıtası olmadığını söyler."
    tam olarak anladığımı söyleyemeyeceğim. çok açık gibi gözüküyor olabilir. şunu kastediyor demek yerine mukaddime'yi okumuş ve ibn-i haldun felsefesini iyi bilen yazarları mesaj kutumu kızıllandırmaya davet ediyorum.

    çevirmenin önsözünün ardından ibn-i haldun alıyor kalemi eline. genel olarak tarihçilerin yanılmaları, tarihteki uydurma olaylar çerçevesinde bunların sebep ve sonuçlarını değerlendiriyor haldun. ve bunu yaparken bahsettiği uydurma olaylardan sık sık örnek vermeyi de ihmal etmiyor.

    mesela halife harun-el reşid'in bermekiler'i ortadan kaldırmasının sebebi olarak kız kardeşi abbese'yle ilgili olan konuya değiniyor. ilk önce bilinen olayı yani abbase'nin azatlı cafer bin yahya ile beraber olduğu için bermekiler'in yok edildiğini anlatıyor. sonra da bunun tamamen uydurma olduğunu söyleyerek abbase'yi savunuyor. şu övgü dikkate değer : "bu fazilet ve meziyetlere sahibolan abbase, kureyş eşrafının himayesine sığınan acem azadlılarından bir azadlı olan cafer bin yahya ile cinsi münasebetlerde bulunarak arab'a mahsus olan şerefini nasıl kirletebilir ?"
    bunun gibi bir düzine övgüden sonra bermekiler'in yok edilmesinin sebebi olarak devleti ve idareyi ele geçirmeleri veya ele geçirdikleri olduğunu söylüyor.

    belki bu noktada ibn-i haldun biraz eleştirilebilir. bir olayın doğruluğunu kanıtlamak için kişinin ırkını, peygamber soyundan geldiğini sık sık vurgulamış olması ne kadar doğrudur tartışılır.

    onun dışında ibn-i haldun, iskender'in camdan bir tabutla denizin dibine indiği olayını da asılsız olarak nitelendirir. hiçbir komutan halkını ve devletini böyle bir tehlikeye atmayacağı ve bunu göze almayacağı için bu olayın uydurma olduğunu savunur.

    ibn-i haldun, aristo'nun siyaset adlı kitabıyla mukaddimesi'ni karşılaştırarak siyaset'in içeriğinin oldukça yetersiz olduğunu söyleyerek bu anlamda aristo'yu eleştirmiş.
    aristo'yu okumadığım için yorumda bulunamayacağım lakin beni şaşırtan bir eleştiri olmuştu.

    kitabın ilerleyen bölümlerinde coğrafya ve rüyalardan ayrı bir başlık altında bahsediyor yanılmıyorsam.
    haldun rüyayı, uykuda insani olan ruhun manalar alemine dalmasıyla kendisine yansıyan yüzleri bir anda görmesi, ruhani bir olay olarak tanımlıyor.
    bunu açıklarken de şöyle bir şey söylüyor, "çünkü insan uyumadığı çağlarda kendi teninin hal ve işlerini tedbir ve idare etmekle meşgul olduğu için ruhani hallerini düşünmez ve gayipten kendisine akseden bilgileri unutur."

    bir çeşit uykunun evriminden bahsediyor sanırım. bu da dikkatimi çeken şeylerden biri olmuştu. açıklamak aydınlatmak isteyenleri beklerim.

    !---- spoiler ----!

    bahsettiğim kısım sadece 1. ciltte yer alan detaylar. daha fazla şey yazmak isterdim ama aklımda kalanlar bunlar. 1. cilt bitmek üzere. devam edeceğim gibi gözüküyor. maarrif yayınlarının çevirisi kesinlikle berbat değil lakin turan dursun çevirisine bakmakta fayda var diye düşünüyorum.
    kitapta ilerledikçe, şayet ilerleyebilirsem, içeriği hakkında editlemeye devam ederim.
  2. mutlu
  3. bilindiği gibi "umran" diyor sosyolojiye ibn-i haldun. yeni bir bilim kurduğunun da farkında. sade'nin tanrı'ya karşı söylev'ini okurken, fransız devrimine tanıklık ettiğim hissine kapılmıştım. aynı hissiyat ibn-i haldun'un bu yeni ilim hakkında yazdıklarını okurken de uyandı.

    !---- spoiler ----!

    bu ilim benim tarafımdan bulunmuş bir ilim olduğunu zannederim. yemin ederim ki hiç kimsenin bu sahada söz söylediğine vakıf olmuş değilim. bizden önce gelenler bu konunun farkına mı varmadılar? yalnız selefler hakkında bu zanna kapılmak da doğru değildir. onlar bu ilme dair ihatalı bir eser yazmış olabilirler. fakat bu eser bizim elimize geçmeyebilir. ilimler çok olduğu gibi milletler ve milletler arasında filozoflar da çoktur.

    !---- spoiler ----!

    evet reyiz senden öncekiler bu konunun farkına varmadı!
  4. esasında, ''mukaddime'' eserin adı değildir. eserin bir adı olmadığı için girizgah başlığı eser adı olarak ele alınmıştır.
    o'ndan öncekilerin hali malum. peki ya o'ndan sonrakilere ne demeli ?
    t
  5. yüzlerce sayfadan oluşan 3 ciltlik eserine mukaddime adını vermek nasıl bir mütevazılıktır?!