1. avrupa'da bilimin ve milliyetçiliğin gelişmesine paralel olarak aydinlanma çağından sonra ortaya çıkan doğu merakının bilimsel adı. ancak daha sonra anlam gittikçe genişlemiş ve doğuya olan her bakış/her düşünce oryantalizm içerisinde değerlendirilmeye başlanmıştır.

    özellikle binbir gece masallarının, ömer hayyam ve hafız gibi doğu dünyasının en önemli şairlerinin aydınlanma döneminde batı dillerine çevrilmeye başlamasıyla, doğuya olan bu ilgi büsbütün artmıştır. bu çevirileri, yazar-şairlerin gezileri takip etmiştir. moby dick yazarı herman melville, madame bovary yazarı gustav flaubert, en büyük masal yazarı hans christian andersen , bence fransızların önde gelen şairlerinden gerard de nerval gibi daha onlarcası hep bu doğu akımına kapılıp istanbula da uğramışlardır. tabi ülkelerine döndüklerinde bu gezilerini notlara dökerek akımın suyuna su taşımışlardır.

    oysa oryantalizmde, avrupalıların doğuya olan merakı sadece ilgiden değildir. doğuya bir alt kültür gözüyle bakar. doğu otekidir onlar için. yani bakış batı merkezlidir. batı avrupalının önyargıları esastır burada.

    amaç, doğudaki sosyoekonomik ve sosyokültürel durumun düşüklüğünü ispat etmek, böylece kendilerinin aslında ne kadar gelişmiş olduğunu gö(ste)rmektir. özellikle filistinli entellektüel ve oryantalist edward said de bu bati merkezli bakis acisina karsi cikar ve bu olumsuz bakış açısını şiddetle eleştirir.
  2. batı için doğu, meslektir. onlar kendilerini yönetemezler, yönetilmeleri gerekir düşüncesi esastır. şarkiyatçılık bir bakıma batının kendini tanımlama, konumlandırma işlevini görmektedir.

    kendini var edebilmek için batı, antitezdir. kafkaesque'nin de söylediği üzere ön yargı esaslı bakış açısı mevcuttur. bir fantezi diyarı haline gelen doğu toplumu görürüz. sanatının, edebiyatının, bir dönem, bilimde altın çağını yaşamamış doğunun katkıları önemli değildir.

    filmlerde, batıda yaşayan doğulu kadınlar esmer, kıvırcık, uzun saçlı resmedilir. genelde özgürlüğü temsil ederler. peçeden ve burka'dan kurtulmuşlardır. ana vatanlarına lanet okumaktadırlar artık. batı kurtuluştur, özgürlüktür. doğuda yaşayanlar için elden ne gelebilir ki?

    batı, doğunun batılılaşmasını kati surette kabullenmez. kendini tanımlaması için bir karşıta ihtiyaç duymaktadır. bunu net bir biçimde iran'da yıkılan şahlık rejiminin ardından amerikanın desteğini alan humeyni rejiminde görebiliriz. orta doğunun durumu malum, radikal, sapkın, dinci örgütlerin yaptıkları ortada.

    doğu ve batı arasında artık bir yarış söz konusu değil. o yarış çoktan tarihteki yerini aldı. ortadoğu artık acınacak bir coğrafya. bir dram malzemesi...

    görmek istedikleri kanlı dramatik doğu tablosu karşısında robdöşambr, viski, puro üçlüsüyle rahat koltuklarına kurulup, fantezilerini somut gerçekliğe dönüştürdükleri için mutlu olmalılar.
  3. sanayi devrimiyle bir yandan üretimi artırıp refah seviyesini yükselten batılıların hristiyanlığı gereğinden fazla tokatladıktan sonra yanlışlıkla insanları da mekanik zannedip bireyci özgürlük pompalayarak, kapitalist sınıf ayrımlarıyla bizzat çelişmesi neticesinde intihara meyilli nesiller yetiştirme endişesine düşmesinden mütevellit "yahu bu doğulular nasıl hem fakir hem köle hem de mutlu oluyorlar" şaşırmasının sonucu olarak ortaya schopenhauer çıkarıp hayat zaten acı ve ızdırap doludur, kapitalizmin çok da günahı yok, zaten kimse mutlu değil işte geldik gidiyoruz, dünya malına çok göz koymayın, sevelim sevilelim deme gayretini içeren akım.
    abi
  4. tanımlama biçimi batıya ait olmasına rağmen, doğunun kendine özgü, salmışlığından, kaypaklığından, şeheviliğinden, tembelliğinden, adam sendeciliğinden, hamaset edebiyatından, ilgisizliğinden rahatına düşkünlüğünden ortaya çıkmış, genelde sanat alanlarına yansımış, batının doğuya bakışı diye kıvırtmamanın gerektiği, doğunun kendini ifade ettiği akım, biçim.
    gazze'de, batı şeriya'da her an ölüm korkusu ile yaşayan, geleceğinden hiç bir ümidi olmayan yoksul halk filistin halkı iken, doğu filistinde dev alışveriş merkezlerinde paralar saçan, cafelerde, diskolarda vur patlasıncı çal oynasıncı zihniyet yine ne yazık ki filistin halkıdır.
    başka ülkelerdeki bir sürü kardeşleri acı içerisinde ölmeye mahkum edilmişken, petrol zengini arap ülkelerindeki belgesellerde gördüğümüz altın musluklu çeşmeler, yuvarlak hatlı civcivli giysiler içindeki fingirdek hatunlar, yağ bağlamış, yan gelmiş, götü devirmiş nargile tüttürüp, kahve içen amcalar varlıklarını muhafaza ederken ,genelde heykellerde, müziklerde, resimlerde gördüğümüz aynı zihniyeti taşıyan "ooohh sonsuz boşluk, yat anasını satiyim" şeklinde düşünen karakterler, hal hareketler tevekkeli değildir efendim.

    bu sebeple;
    '' aman aman uzak duralım, bu şerefsiz batılıların tanımlaması ayol "
    şeklindeki yaklaşımlar objektif olmayıp, bu akım batının doğuya yakıştırması değil, doğunun dünyaya kendini ifade edişi yani kendini tanımlama şeklidir.

    tersi için;
    (bkz: oksidentalizm)