1. judith butler'ın queer kuramına bakıldığında homoseksüelliğin devimselliğinin içeriğinde fizyolojik bir belirlenmişlik yoktur. yani homoseksüellik toplumun bir üretisidir butler'a göre. bunu bu şekilde bağlamasının esbab-ı mucibesi aynı kuramın cinsiyeti de toplumsallığın bir üretisi olarak görmesidir.

    yani cinsiyet'in dinamiğinde toplum oluşluğun komün ittirgeçleri yatmaktadır. toplum oluşluğun spesifik olarak 'adlandırıcılığı' ittirgecinin. yani nominalist bakıyı, spinozayen 'köpek kavramı havlamaz' bakısını düstur edinmiş bir kuramdır bu bakıldığında.
    cinsiyet salt bir kavramdır ve bu kavramlılığından dolayı homofobinin despotluğu ve de homoseksüelliğin biyolojik olduğu sanrısının despotluğu ötelenir.

    imdi homoseksüelliğin biyolojik olduğu sanrısının despotluğunun ötelenmesinde bir beis yoktur lâkin heteroseksüelliğin bir kavrama indirgenmesi hususunda dur demeli. neden?
    çünkü, açılın! işte o geldi. bütün insanlığın en büyük kara deliği(biraz ironik oldu ama), her şeyi kendisine çeken kudret temsiliyeti geldi.
    penis!

    işin içine penis girdiği anda insansal uzamda her şey buna göre düzenleir. bu elzem düzenlemeye ve kuramın gösterdiklerine baktığımızda başlıktaki soru ayyuka çıkıyor.


    penis yönelimselliğinde vajinayı mı arar yoksa herhangi bir deliği mi?

    queer kuramına göre penis'in aranımı; cinsiyetin de bir kavram kısıtlılığında olduğunu imlediğinden mütevellit kavramsaldır.
    işte burada bu tıkanmışlığa arıklar açmalıyız. bunun için gereken ise perspektif edinimi. ve edineceğimiz perspektif de diğer bütün perspektifleri yerle yeksan eden nietzsche'yen perspektiftir elbet. edinilmemesi halinde insanı gerzekleştirmesi kaçınılmaz yegâne perspektif.

    nietzscheyen perspektif ediniminin birinci en yetkin sebebi güç istenci'nin her şeyi tazammun etmesindendir.
    ikinci sebebi ise queer kurama baktığımızda butler'ın kuramı şekillendirişinde anti-modernist foucault korpusunun sızıntılarından yararlandığını görmemizdir. foucault'nun da komple varoluşu, nietzscheyen dinamiklerin kendi çağına adapte edilişine dayandığına göre elbette bu da etken bir sebep olarak çıkıyor karşımıza.

    soruyu neden nietzsche ile dekonstrüktivizme uğratacağımızı da açımladıktan sonra geçelim soruyu parçalamaya.
    önceleyin güç istenci'nin penisin bile üzere bir şey olduğunu bilmemiz lazım. o kudretli kara deliğin maddesidir güç istenci zirâ. güç istenci yaratmıştır penis'i. her şeyi olduğu gibi.

    işbu yaratımı beşeri forma redükte ettiğimizde -böyle yapmamız lazım çünkü nietzsche güç istenci doktriniyle insanötesini, evrenin dinamiklerini çözmüştür lâkin asla orada yaşamamızı salık vermemiştir. o uçurum için kanatlarımız yok. o uçurum için kanatlarını çıkarmayı denemenin gereği yok çünkü demiştir. çıkarmanın nâmümkünlüğünü bildiğinden. -
    sorunun cevabı penis'in vajinayı aradığı yönünde çıkar.

    pekala neden?
    çok basit, güç istenci kraliyet tahtını ilkin penis'e vermiştir de ondan. ve bu verişi üzere şekillenmiştir fizyolojimiz de ondan. natural olan proseste penis hep vajinayı aramış ve bulmuştur da ondan.
    güç istencinin yarattığı kaotiklikte penis bir göt deliğini arar halde olsaydı şu an bunları konuşuyor olamazdık. ve bu konuşuyor olamamamız sadece konuşuyor olamamamızdandır. darwinyen türlerin devamlılığı 'zaruretinden' filan değil yani. canlılığın ortaya çıktığı çağlarda yaşamış ve yaşayan bütün türlerden daha fazla türün penisleri göt deliğini arayan bir penise sahipliği onları yok etmiştir belki de. bilinemez.
    abiyogenez, sadece bir kaotikliğin bize 'sonuç' dedirtebilecek kadar sonuçlaşmış sürecidir. belki de sonuçlaçmamış sayısız kaotiklik kol gezdi abiyogenez zamanında ve hala da geziyor. bilinemez.

    güç istenci verir 'penis'i ve olaylar ancak böyle gelişir. ve bu metaforik 'penis' insanoğlunda geldi bizim önümüzde sarkan uzvumuza dank etti.
    buna karşı gelinemez. neden?

    çünkü bu 'kavramı' yaratan güç istencidir. biz sıradanlar değil. biz sıradanların yarattıkları kavramlar ancak queer kuramda olduğu gibi indirgenebilir, aşağılanabilir, varlığı sorgulanabilir ve karşı gelinebilir olanlardır.

    edit : imla
  2. queer kuram bağlamında bile çok avam bir başlık olmuş. öncelikle butler cinsiyet çelişkileri ve edimselliği açıklarken penisi, düşünce merkezine koymaz. ona göre iki kimlik kategorisinin kültürel olarak yaratılmasından önce erkek ya da kadın diye bir şey yoktur. kültür tarafından erkeklik ve dişilik ortaya atıldığı için kurgudur. bu yüzden penis ya da vajina üzerinden erk ya da istenç olgusu düşünülmez. bu kimlik kategorilerinin yineleme yoluyla kültürde toplumsal ve simgesel bir biçim aldıklarını düşünürsek cinsel kimlik edimseldir. nietzsche ya da schopenhauer'den daha geriye gitmemiz gerek bu edimselliği inceleyebilmek için. edimsellik ya da daha derli toplu olarak queer kuram, etik ve siyasi imalardan daha fazlasıdır. özne temsilleriyle ilgili sorunları öne çıkarmak gerek. edimsellik üzerine düşünceleri politik tavırdan ayıramamakla penis tahakkümü yürütmeyi birbirine karıştırıyor insanlar da. bu tahakkümü penis merkezli insan ne arar tipi incelemelere yormak da akademik alt yapı yetersizliğinden başka bir şey değil. ataerkin toplumsal-simgesel düzenini kuralları belli oyuna çevirmiş oluruz çünkü. penisi fallik istenç kavramına indirgesek de, herhangi bir iktidarın biçimleriyle koşullamak, güç kullanımını iktidarın etkisi olarak görmekten fazlasını yapmak değildir. kaçırdığımız nokta da iktidarın kendisi öznenin etkisi haline gelebileceği sanırım.

    klasik arkeolojide toplumsal cinsiyet araştırmaları yaygındır. penise kral statüsü düşmesini dile getirip çünkü öyle oldu denemez. cinsiyetçi olmayan tarihsel bilgi bulunamaz diyen butler'a ne kadar ters bir yorum. "düşmanın yüzünü" takıp yorum yapmakla aynı şey. levinas'ın çalışmalarındaki yöntem olan, nihai etik durum olarak, öteki ile yüz yüze gelmek lazım.
    sezgi
  3. "delik olsun taştan yumuşak olsun yeter" anlayışını etik bulmuyorum. bu yüzden cevap a seçeneği.

    *bir de bu başlığı biz açsak hemen silinir, üstüne de bir sürü küfür yerdik ama işin içinde felsefe olunca değişiyor demek ki.
  4. yıllardır senin de bir haysiyetin var diye avuttuğum evladıma gururla sesli okuduğum başlık.

    kendisi hakkında bu kadar derin felsefe yapılmasından dolayı kendini birşey sanıp biraz havalandı, en sonunda boynuna papyon takmış halde salonda vals yapıyor şu anda. bi karar ver ulan beyefendi ben miyim sen misin? ba ba baa havalara, boyun posun devrilsin.

    tanım: penisin yönelimselliğini araştıran felsefik bir soru. cevabı: genellikle er kişiyle birlikte burnunun dikine gitmekle birlikte penis vajinayı değil, ilk olarak fajitayı arar. bu işler aç karnına olmaz.