1. psikiyatri ve sanat. birbirlerini besleyen, biri diğerini anlamaya, çözmeye çalışarak bir disiplin olarak tanımlamaya çalışan iki alan. psikiyatri, bir bilim olma yolunda antik yunan’dan klasik hatta çağdaş sanatın yaratıcısı, konusu, kahramanları ve biçimlerinden tanımlar alan, dilini besleyen bir bilim dalı. öyle ki bazen bir edebi metin, resim ve film, psikiyatrinin tanı ve tedavi yöntemlerine öncü olabiliyor ya da sanatsal bir üretim psikiyatrinin sorunsallarından esinlenebiliyor.

    işte tam da bu kesişme noktasından yola çıktık. bir yandan güncel psikiyatri tartışmalarına zemin oluşturmak, bireylerin farkındalığını arttırmak, sorunlarla baş edebilme süreçlerine katkıda bulunmak, diğer yandan psikiyatriye konu olan kavramların sanatsal alandaki yansımalarının altını çizmek. bu kulvarda ilerlemek ve ilerlerken her iki alandaki tanımlara derinlik kazandırmak, derginin ulaşma noktalarında tartışma olanaklarını yaratmak. bu bağlamda sığlaşmadan, farklı derinliklerde okunabilir olmak hedefimiz.

    hedefimizi gerçekleştirmekteki kararlılığımız yazarlarımızdan da anlaşılabilir. gerek konu içerikleri ve uğraş alanlarının çeşitliliği gerekse bilgi birikimleri ve deneyimlerinin altı çizilmeli.

    psikeart
  2. psikeart dergisinin son sayısının mevzusu "merhamet". çok güzel yazılar var. tavsiye ederim.
  3. psikeart dergisi'nin geçen yılki özgürlük sayısından not aldığım birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum:

    "en nihayetinde mutluluk gibi özgürlük de ötekinin zevkidir ve bu nedenle her ikisini de mutlak olarak yaşayamayacak olana insan denir." - agâh aydın

    "özgürlük herkes tarafından onaylanma ve sevilme arzularından vazgeçebilmektir. çocukluk çağının - asla doyurulamaz - narsisistik fantezilerinden kurtulamayan insan özgürleşemez." - ayhan eğrilmez

    "bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı..."

    "her kimsen beni engelleme. ben kimsem."

    "hayat: sekiz saat çalış, sekiz saat satın al, sekiz saat uyu. dön dön dön, çarkı döndür."

    özgürlük - psikeart
  4. 2 aya bir yayımlanan psikoloji ve sanatı harmanlamış, bazen deneme, kısa öykü olmak üzere edebiyata da yer veren tematik makale dergisi
    görsel seçimlerine hastayım
    bence bu dergi bütün olarak ciddi emek işi
    ot'a boka 6 lira vermektense 12 liraya bunu alıyorum; yeni sayı çıkana kadar yavaş yavaş okuyorum
  5. "hiç kimse diğerini affedemez." hannah arendt

    "egemen birey kendi istencinin efendisi olabilen bireydir. aslında söz verebilme, köle ahlakının (hıristiyan ahlakın) unutmaya karşı kazandığı bir zaferdir. (...) arendt, nietzsche'den farklı olarak söz vermenin, dahası eyleyebilme yetisinin önkoşulunun affetme olduğunu iddia eder." zeynep talay

    "yadsımıyorum. kabul etmiyorum. unutmuyorum. hiçbir cezanın -onu mezarsız bırakmanın bile- acımı gideremeyeceği gerçeği ile yüzleşiyorum. acıyı bir deneyim olarak yaşarken affedilmez olanı affetmeyi seçiyorum." nazar tüysüzoğlu

    "affetmekle unutmak arasında çok ince bir çizgi var ve bunu görebilmek epey zaman alıyor. (...) unutmayacaksın. ama kendine de yük etmeyeceksin." doğacan onaran

    "sizin affetmek dediğiniz şeye bazımız kabullenmek diyoruz. sizin ya da bizim hadiseye ne ad verdiğimizin pek bir önemi yok. kavramlar hisleri karşılamıyor. birinin canını almanın özrü olamayacağı gibi sevdikleri geri gelemeyecek olanlardan af dilemenin de faydası yok." aslı kaprol

    "sadece insanların değil, insan sevgisinin de öldürüldüğü, yaşama dair sevinçlerimizin kaynağı içimizdeki çocuğun yok edildiği dünyada 'barış' isteniyor. oysa kolay değil, silahları bırakıp sarılıp öpüşülünce geçmeyecek her şey. kırılan oyuncaklarımızın yerine yenisini koymak kadar kolay olmayacak yiten canların yoklukları. affedemeyeceğiz. affetmek ağır geliyor, yaşananlar boyumuzu aşıp da dünyamızı kirlettiğinden beri affedemez oluyoruz." ali emir ince

    affetmek - psikeart