• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.80)
russkiy kovcheg - aleksandr sokurov
kısaca rusya'nın sanat tarihine bir bakış diyebiliriz film hakkında..tabi filmde çok başka şeyler var..aleksandr sokurov imzalı sanat eseri 99 dakikalık tek plan çekim ile yani kesintisiz kurgu ile çekilmesidir..hakikaten insanın aklı almıyor. bu kadar zor bir şeyi sadece 7. denemede başarabilmek çok çok zor..sırf bunun için bile izlenebilir film.
  1. 2002 yapımı aleksandr sokurov eseri. trailer
  2. "7. sanat nedir?" sorusuna verilebilecek en gönlü ferah cevaplardan biridir.

    başlarken şunu bir kenara koyalım:

    1.sanat: resim ve heykel
    2.sanat: müzik
    3.sanat: tiyatro
    4.sanat: dans
    5.sanat: edebiyat
    6.sanat: yapı/mimari
    7.sanat: sinema

    --- russkiy kovcheg ---
    eng: russian ark - tur: rus sandığı

    teknik anlamda sinema tarihinde eşsiz* bir eser. eş zamanlı ilerleyen 99 dakikalık film, kesintisiz tek bir planda çekilmiştir. tüm film meşakkatli koskoca tek bir plan sekanstan oluşmaktadır. 2000'den fazla karakterin yüzlerce saat provasıyla, dördüncü denemenin ardından muntazam bir uyumla başarıya ulaşmış. film boyunca yönetim ve teknik ekip kameranın ardında kalmayı nasıl başarmış aklım almıyor. first-person kamera kullanılmış. adam nereye bakıyorsa, nereye odaklanıyorsa izleyici de onu görüyor.

    * ek: 2015 çıkışlı victoria - sebastian schipper adlı film de baştan sona aynı teknikle çekilmiş. eşsiz değil, türünün ilk örneği olduğunu söylemek daha doğru olacaktır.

    film, en kaba hatlarıyla; şoven bir tavırla rus sanatını tüm ögeleriyle sergilerken, kibirli bulduğu avrupa sanatına eleştirel bir bakış atıyor. skor mudur değil midir tartışılır, ancak sağlam bir gol atma derdinde olduğu çok açık. vermek istediği mesajı aktarım biçimi ve tekniği itibariyle ise büyük bir iş başardığını düşünüyorum.

    seyir adına biraz yorucu. karakterin odaklandığı noktalar haricinde bir çok ortam sesine maruz kalıyorsunuz. seslendirme sanırım montajda eklenmiş. zaman zaman dublajla örtüşmeyen dudak hareketlerine rastlanabiliyor. teknik bir yetersizlik midir, kasıtlı bir algı yönetimi midir tam çözemedim. yer yer kimin konuştuğunu ayırt etmek güç olabiliyor. orijinal dili rusça. tüm karakterlerin ses tonları aynı gibi. ancak bu sanırım bütün çekik gözlüleri birbirine benzetmekle aynı yadırgama. filmi alt yazılı izlemekten başka çare yok. alt yazı, görüntü ve ses koordinasyonu zaman zaman kaybolabiliyor.

    yazının geri kalanı ağır spoiler içerir. izlemeye niyetliyseniz okumamanızı tavsiye ederim.

    !---- spoiler ----!

    filmi 4 ana karakterde inceleyebiliriz:

    1. mekan

    film, ermitaj müzesi'nin* bahçesinde başlar. müzenin dışı soğuk ve güvensizdir. müze, dışarıda kalanlar için bir sığınaktır. içeri girerken kabul edilmeyeceklerinden endişe etseler de sıcak ve cana yakın bir atmosferle karşılaşırlar. müzenin kapısı artlarından kapanır ve soğuk geride bırakılır. dışarısı, avrupayı temsil eder.

    büyük bir merakla müzenin 33 odasını dolaşmaya koyulurlar. ermitaj müzesi, dünyanın en büyük ve en eski müzesidir. 18. yüzyılda rus çariçesi tarafından yaptırılır ve görkemli bir mimariye sahiptir.

    halk tarafından üretilen sanat eserleri, halkın kendisi gibi çarlığa ait olduğu iddiasıyla toplanır. rusya'nın 200 yılı aşkın sanat tarihinin her bir dönemine ait 3 milyondan fazla sanat eseri binada toplanır. ancak 19. yüzyılın ortalarında kamuya açılmıştır. tüm şaşa ve zenginliğiyle, rus sanatına dair sandıkta ne varsa ortaya döküyor ve temsiliyet üstleniyor.

    2. the stranger veya the european (avrupalı)

    the eurpoan, 19. yüzyılda yaşamış fransız bir aristokrattır. filmde, avrupa sanatı'nı sembolize eder. kadınlara karşı kibar, erkeklere karşı alfa; bilge, nüktedan, karizmatik bir kişiliği vardır. tüm film boyunca kolları arkasında bağlı olarak dolaşır, müzedeki eserlere ve ziyaretçilere karşı kibirli bir tavır sergiler. bu tutumu aynı zamanda ortamın bir parçası olmak istemediğini, sadece göz atmaya geldiğini gösteriyor. uzun boyu, hafif kambur duruşuyla sanatçı ve sanatsevere karşı baskıcıdır ve korku salar, ezikler. hatta filmin başında çok beğendiği orkestranın rus olduğuna ihtimal veremez, avrupa'dan getirildikleri konusunda ısrarcı davranır. ancak müzede zaman geçirdikçe sanat eserlerinden etkilendiğini gizleyemez olur. dans salonunda ise büyüye kendini kaptırır.

    avrupalı: st. petersburg, avrupa'nın* en görkemli balo salonlarına sahip. herkes çok rahat. büyük bir aile gibi. üç binden fazla insan olmalı. belki daha az. her şeyi unutmuşum. çok kötü dans ediyorum! her şeyi unutmuşum...

    3. mistery*

    görsel şöleni gizemli adamımızın gözünden izliyoruz. meraklı bakışlar ve endişeli bir ses tonuyla avrupalı'ya eşilik eder. "efendi" diye çağırdığı avrupalı'ya büyük saygı beslediği açıkça görülmekle beraber; zaman zaman yol göstermekte, yaptıklarını eleştirmekte ve ortamın büyüsüne kapılıp bağımsız hareket etmekten geri kalmaz. ancak avrupalı ile iletişimi her koptuğunda gözleri onu arar, boşluğa düşmüş gibi davranır. mistery, diğer figürler tarafından görünmez ve duyulmazdır. bu betimleme ile rus sanatının avrupalılar tarafından ulaşılmazlığı veya göz ardı edilişi vurgulanmaktadır. sık sık avrupalı'dan kopma noktasına gelir. avrupalı dans salonunda teslimiyeti elden bırakınca büyük bir boşluğa düşer.

    mistery: neredeydin? seni kaybettim.
    avrupalı: buradayım. üzgünüm.
    m: kayıp... haydi gidelim.
    a: nereye?
    m: ileri. ileri...
    a: orada ne bulacağız?
    m: orada mı? bilmiyorum.
    a: ben kalıyorum.
    m: elveda, avrupa.
    a: bitti.

    4. sanat eserleri

    müzenin bahçesinde başlayan yolculuğu mistery'nin gözünden izliyoruz. kamera hareketlerindeki doğallık bu büyüyü onunla birlikte yaşatıyor izleyiciye. kendimizi rahatlıkla mistery'nin yerine koyabiliyoruz. müzenin 33 odasına teker teker girip, çıkıyoruz. kuliste koşuşturan oyuncular ve dekorun arasından sahnede sergilenen oyunun içine giriyor; orkestrada kemancı ile birlikte notaları okuyor; beyaz mermerden heykelleri ellerken formlarını hissediyor; yüz yıllık resimlerdeki detayları keşfediyor, göz alıcı renklerin buram buram kokusu burnumuzun direğini tırtıklıyor; arap diyarından gelen elçinin çar'a takdimine tanıklık ediyor; peri gibi kadınlara kavalye, jilet gibi jönlere dam oluyor; mermer ve granit taşlar gözümüzün içinde parlıyor. uğultulu kalabalıkla birlikte yüksek tavanlı geniş koridordan yürüyoruz: cebimizde 7 sanat, suratta tebessüm ve bünyede yorgunluk. kimimiz yapıyı terk ediyor, kimimiz avrupalı gibi kalıyoruz. ben kalanlardanım.

    ekleme: filmi ikinci izleyişimde mistery'nin tavrı ve rolüyle ilgili fikirlerim biraz değişti. ses tonunu daha sarkastik buldum. "eşlikçi"den ziyade avrupalı'yı, rus kültürü önünde teslimiyeti tattırmak için yolculuğa çıkartmış havası var. ikinci seansımı yarıda bıraktığımdan fikrimi henüz netleştiremedim. nice üçüncü beşinci seanslara...

    ve yine ikinci izlediğimde farkettiğim bir detay; tasvir edilen tüm sahnenin bir gemiden ibaret olduğu. filmin sonunda vedalaşırken, camdan dışarı baktığında deniz görüyor olmamız da bunu destekliyor. zaten "ark" kelimesinin anlamlarından bir tanesi de gemi. sanırım :)

    özetle her izlediğimde farklı veya yeni çıkarımlar yapabileceğim bir film. çok seviyorum.

    !---- spoiler ----!
  3. filmin tek bir planda çekilmiş olması süksesine dayanamayarak izlediğim ancak dayanamayıp yetmiş beşinci dakikasında kapattığım film. filmde müthiş bir emek var, belli. ancak bunun seyirciye aksinin çok başarılı olmadığını düşünüyorum.

    "film izlemek" isteyenlere asla tavsiye etmiyorum ancak "sinemaya dair tecrübeler edinmek" isteyenler bir buçuk saatlerini verebilirler.
  4. dünyada eşi benzeri olmayan bir sokurov filmi. 35 farklı sahne, binlerce oyuncu, 99 dakikalık bir yapım ve tek plan çekim bir şaheser.

    izlerken gerçekten gözleri yoruluyor insanın kesintisiz bir çekim izlediği için. kaldı ki film ne emek ve ustalıkla yapılmış siz düşünün.
  5. sokurov'un kendini aştığı filmi. hermitage müzesi'ni kullanarak rus tarihini anlatır neredeyse. son yıllarda yaptığı francofonia'da da louvre müzesi'ni tercih etti. bir müze daha kullanır mı mekan olarak diye merak ettiriyor. düşünüyorum da nefis olur. almanya'da bergama müzesi danimarka'da glyptotek diye seriye bağlasa.
    sezgi