• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
to meteoro vima tou pelargou - theodoros angelopoulos
tv muhabiri olan alexandre, kısa bir süre için yunanistan'ın bir sınır kasabasına gelir. burası türkiye ve diğer ülkelerden gelen mülteciler için bir geçiş yeri ve zamanın adeta durduğu bir noktasıdır dünyanın. karşılıklı iki ülkenin sınırında nöbet bekleyen askerler, dingin bir gerilim içinde görevlerini yaparlar. yunanlı askerlerin leylek adımlarıyla yaptıkları törensel nöbet değişimleri bu tuhaf atmosfere katkıda bulunur.alexandre, sınırdan akın eden mülteciler arasında tanıdık bir simaya rastlar. bu yüzün bir kaç yıl önce esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan yunanlı bir politikacıya ait olduğundan neredeyse emindir. araştırmaya koyulduğunda kolay kolay unutulmayacak bir hikayenin çizgileri ortaya çıkmaya başlar.
kaynak: sinemalar.com
  1. politikacılar tarafından beceriksizliklerine mazeret uydurularak devamlı 'olağanüstü hal' ilan edilen, batıdan nemalamamış ve sosyokültürel, sosyopolitik alanlarda doğuya meyilli bir sınır kasabasının durumuna angelopoulos gözünden şahit olduğumuz film.
    bahsettiğim bu olağanüstü hale kayıp politikacının bir çift sözü vardır ki günümüz türkiyesindeki kaybolan gençliği kör göze parmak sokarcasına açıklamakta: "kimi zamanlar vardır ki, yağmurun sesindeki müziği duyabilmek için sessiz olmak gerekir."
    bunlar da benden gelsin:
    yağmurun sesine bak
    (bkz: nostalghia - andrei tarkovsky)
    (bkz: iklimler - nuri bilge ceylan)
    sde
  2. “insan nasıl ayrılır toprağından? niye? nereye? yoksa şu eski şarkının söylediği gibi mi gerçekten? ve unutma sakın, artık vakti gelince ayrılığın / rüzgarla uzaklara sürüklenir bakışların…”

    theo angelopoulos’un 1991 tarihli “leyleğin geciken adımı” filmi ege sularında birbirine kenetlenmiş mülteci cesetlerinin etrafını çevreleyen tekneler ve üstünde turlayan helikopterlerle açılıyor. mülteciler, sığınma talepleri reddedilince, eve geri gönderilmektense ölmeyi yeğliyorlar.

    bu video, filmden kürt, arnavut ve iranlı göçmenlerin kendi hikayelerini anlattıkları kısa bir bölüm. insanlık hep aynı trajedileri yaşıyor ve yaşatıyor. büyük insanlık trajedisi.

    büyük usta angelopoulos'un "leyleğin geciken adımı" sanki bugün çekilmiş gibi. yine zamansız ve yine mekansız. bitmiyor yaşamın kendisi gibi devam ediyor. geçmiş, şimdi ve gelecek içlerinden geçen arzunun ipine dizilmişler kara trenin vagonları gibi. tarih değişiyor, mekan değişiyor, araçlar bir tren oluyor bir bot oluyor, konuşanların kimliği değişiyor ama yaşananlar değişmiyor ne yazık ki.