1. çocukken mahallede oynadığınız oyunları, düşmeleri, dövüşmeleri, iki taştan kurmuş olduğunuz tek kalede arkadaşlarınızla yaptığınız maçları, yazın komşularla çay çekirdek eşliğinde yapılan balkon muhabbetlerini, her yer bina olmadığı zaman mahallede bulunan dut ağacına çıkıp üstünüzü başınızı leke yapıp fırçalandığınızı, taso kökmek için yapılan yarışmaları, sahip olduğu top ile beraber oynamak istemeyip tek başına oynayan çocuğu arkadaşlarınızla izlediğiniz zamanları, bayram günü zorla sabah namazına götürülmeleri, seyyar süt satıcıların veresiye defteri olarak kullandıkları su borularındaki yazıları silmelerinizi, zillere sakız yapıştırmalarınızı hatırlamanıza ve ne kadar büyük saflıkta olduğunuzu yani aynı zamanda ne kadar çok kirlendiğinizi farketmenize yol açabilecek bir olaydır.
  2. her şey küçülmüş gibi gelir.
    yürü yürü bitmiyor gibi gelen yollar kısalmıştır, binalar o kadar yüksek değildir, kaydırak alçalmıştır, salıncaklara sığmazsınız, üzerinden atladığınız duvar basamaktan biraz yüksek eğilmiştir.
  3. mahallenin çehresi değişmiş tek katlı bahçeli evlerin yerini apartmanlar almış, ağaçlar azalmış araç kalabalığından kaldırımda direğe bağlanan ipe yer kalmamıştır. komşu teyzelerin sesi ve oyun oynayan çocuk sesleri artık yoktur. onun yerini inşaat gürültüsü almıştır benim mahallemde.
    aklıma tüm çocukların kabusu deli fevziye geldi. kurt köpeği ile birlikte bizim sokaktan bağıra çağıra her geçişinde kaçacak delik arardık hatta bulamayan kendini yüksek bahçe duvarından çok atıp kol, bacak kırmıştı. elinde kocaman taş olurdu muhtemelen çocuklar ona taş atıyordu ve kendini korumak için o da aynı yöntemi kullanıyordu. tabi çocuk aklımla değil çok sonrasında düşündüğümde bulmuştum bunu. birileri bir şeyler verdiğinde köpeği ile paylaşırdı.
    güzeldi be o zamanlar çocuk olmak. yoksulluk olsa da mutlu olmayı başarabildik biz 90 larda.
  4. çocukluğumun geçtiği istanbul'a sonraları da çok gidip gelmiş olmama rağmen ilk aşkımı yaşadığım, komşu oğlunu ısrarcı arkadaşlığımla taciz ettiğim,o ağaç senin bu salıncak benim gezdiğim,deli gibi dokuz aylık maçı yapıp suratıma top yediğim, bisiklete binmeyi öğrendiğim, zaman zaman bisikletin bana binip anamı ağlattığı,paten kaydığım,platonik yolu gözlediğim,kar dona çevirince kıçımın altına uyum market poşeti bağlayıp dik yokuştan kaydığım,ay ağliyciim şimdi, daha neler neler yaptığım o mahalleme,semtime çok merak ettiğim halde gidemedim. belki yine çocukluğun eteğine yapışır da dönemem diyedir,kim bilir...
  5. bunu gerçekleştiremeyecek olmanın nasıl bir korkunçluk olduğunu çok az insan bilebilir...

    benim çocukluğum devletin duble yolu ile aafalt altında kaldı...
    benim çocukluğum devletin rant uğruna betonlaştırdığı taş bir bina oldu...
    benim çocukluğum müteahhit mantığı ile sıkıştırılmış bir beton yığını oldu...

    bitirdiler el birliği ile içimdeki çocuğu...
  6. çocukluğumun geçtiği değilde 15-16 yaşımın geçtiği ilk aldığımız ve iflas ederek sattığımız evin oraya gittiğimde içimde birşeyler büyür.binaya taşındığımızın ilk günü kendime aldığım kola+cipsle asansöre binmiştim,karşı komşuyla birlikte.bana hangi markette çalıştığımı sormuştu.beni yakıştıramamıştı herhalde o binaya.

    o evde ilk sigaramı,ilk alkolümü almıştım.ilk kez sevgilim o evde olmuştu.ilk kez allah'a o evde isyan etmiştim.

    şimdi diyorum iyi ki orada değilim.iyi ki iflas etmişiz,ev-bark gitmiş.
    eale
  7. hala aynı demek isterdim gittiğimde gördüm ki değişmeyen tek şey öğretmen lojmanının bahçesi hala delik deşik taşlar hala çocukların dizlerini parçalıyor büyük ihtimalle duvarlarındaki demirler kırık hala çocuklar düşüyordur ordan.ölen balığımı gömdüğüm yer hala toprak...kaldığımız apartmanın dış cephesi değişmiş tüm balkonlarında oturduğum o apartmanın artık balkonları yok...e tabi yazın çocukların üstüne balkondan kovayla su döken sultan halada yok. sahi napıyo acaba...çekirge dolu dut ağacını kesmişler. çekirge konmuştu üstüme çok korkmuştum ama sevinmedim...karşıda yıllara direnen bakkal hala açık el değiştirdi falan ama direniyor işte...arabalar azdı o zamanlar şuan çocuklara oyun alanı kalmamış hee yer araba yazık...hoş pek çocukta göremedim etrafta bizim gibi sabahnan çıkıp gece 12 ye kadar sokakta oynamak ne bilmiyorlar ki.aşağıdaki asma hala duruyor hahaha paten binerken kırmıştır biz onu ama tekrar büyümüş.
    17 yıl sonra bizden hiç bi eser olmayan o mahalle o apartman...tanıdığım kimse yok herkes dağıldı hatta aynı seneler içinde boşalttık apartmanı ama annem bile der ordaki komşuluğu hiç bulamadım diye...düşünsenize sabah olunca tüm dairelerin kapısı açılırdı hiç kapanmazdı tüm daireler ortak gibi sanırım hayatımın en güzel yılları orda geçti...
  8. hiçbir şey hissetmedim. her gün düşüp dizlerimi yaraladığım taşlar da , merdivenlerinde oturduğum apartman da bana hiçbir şey hissettirmedi. eski komşuları görmek de bir şey hissettirmedi. 15 senemi geçirdiğim sokakta dolaşmak ve daha sonra defalarca güzergah olarak orayı kullanmak bir şeyi değiştirmedi. oysa hatıralara çok bağlıydım. neden böyle oldu bilmiyorum.