• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.92)
Yazar paulo coleho
veronika ölmek istiyor - paulo coelho
veronika, her istediğine sahip görünen, renkli bir yaşam süren, yakışıklı erkeklerle gezip tozan genç bir kadın olmasına karşın, mutlu değildir. yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. başarısız bir intihar girişiminin ardından, kendine geldiği zaman bir akıl hastanesindedir. üstelik çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenir. zaten ölmek isteyen veronika bu süreçte, başka dünyaların insanlarını tanırken kendisini de keşfetmeye başlar..
  1. okunduğunda insanın hayata bakışını değiştiren, paulo coelho'nun muhteşem kitabı
  2. akıl hastesinde geçen dolayısıyla ilginç yan karakterlere sahip kitap. şu an ne kadar kitabın parçalarını kafamda birleştiremesem de kitabın kapağını kapattığımda vay be ne güzel yazmış he dediğimi çok iyi hatırlıyorum. şiddetle tavsiye ediyorum.
  3. kurgu bakımından insanı gerçekten tatmin eden paulo coelho romanı.
    sezar
  4. bu kitabı okuyup da ayılıp bayılanları gerçekten anlamıyorum!
    bu kitap ilk çıktığında bosna'da dünyanın gözü önünde bir kıyım yaşanıyordu. yazar slovenya'da sırf keyiften herşeyi elinin altında yendiği önünde yemediği ardında bir kızın ölümü arzulamasını anlatıyordu. belki bosna kıyımlarına denk geldiği için manasız buldum kitabı. belki yazar yeterince anlatamadığı için veronika'nın ölüm arzu'sunu, belki çeviri istediğimiz tatta olmadığı için çok sevmedim kitabı. bence kitap tatsız tuzsuz bir şeydi. ölümden kolay vazgeçmesi bile yeterince pişmemiş kotarılmamış bir yemeği yemek gibiydi.
    vaktiniz çoksa okuyun, derim.
    ama daha güzel kitaplar var; vaktimize yazık!
  5. başarısız bir intihar girişimiyle başlar kitap. istediği her şeye sahip olabilen, fakat yine de hayatın anlamsızlığını ve boşluğunu derinden hisseden biridir veronika. intihar girişiminin sonunda akıl hastanesine kaldırılmasıyla durum yön değiştirir. yavaş yavaş hayatın güzellikleri gözüne çarpmaya başlar ve hala zevk alıp mutlu olabileceği mefhumlar olduğunu fark eder...
    okunası kitaptır. konusu fazla yaratıcı değildir lakin bazı şeylerin farkına varabilmemizi oldukça güzel yansıtan bir kitaptır kendisi.
    zadig
  6. kitap bittiginde hicbir sonuc alamadigim icin neden okuduguma da anlam veremedigim kitap.
  7. eduardo(şizofren genç) karakteri çıkana kadar biraz sıkıldığım(sıkılmamın nedeni sıkıcılıktan kaynaklanmıyor)(kitap sürükleyicidir bence), ilginç karakterlere ve düşüncelere sahip kitap. simyacıdan sonra okuyup ondan daha fazla sevdiğim kitaptır aynı zamanda,

    bir krallığın kuyusunu zehirleyen büyücü hikayesi(hatırlamadığım için yazmıyorum) çok güzeldir, gençken okunduğunda "fırsat çıksa da şu hikayeyi anlatsam, bilgili görünsem" dedirtir, sonra geçer. olur öyle şeyler gençlikte.*
    dag
  8. herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir paulo coelho kitabı.


    !---- spoiler ----!

    *birinci neden: yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi. yaşlılık, dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı. yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı. ikinci neden daha felsefiydi: veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberli biriydi. her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi. bu tamamen aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde.

    *ömrümde sesini böylesine sakin, yazgısına böylesine boyun eğmiş duymamıştım. ne mutlu ne de mutsuz olduğunu söylüyor, 'onun için sürdüremeyeceğim bu yaşamı' diyordu.

    *ve gövdemde sizin gördüğünüz değişiklerle hiç ilgisi yok olanların. olan her şey ruhumda oluyor.

    *kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. yani başkalarından farklı olanlar.

    *o dediğini ben çoktan yaptım. esas sorunum da bu zaten. hiç depresyon geçirmedim, ne derin keder ne de müthiş bir mutluluk duymuşluğum var ömrümde, olmuşsa bile çok kısa sürmüştür. benim sorunlarım herkesinkinden farksız.

    *belki diye bir şey yok, çünkü hiçbir seçeneğim yok.

    *insanlar hiçbir zaman kendilerine anlatılanlardan bir şey öğrenmezler, kendi çabaları ile öğrenirler yalnızca.

    *tıpkı hapishanelerin hiçbir mahkumu düzeltemedikleri- yalnızca onlara yeni suç yöntemleri öğretebildikleri- gibi, hastaneler de hastaları tümüyle gerçekdışı bir dünyaya alıştırırdı, çünkü buralarda herşeyi yapabilir, davranışlarının sorumluluğunu almak zorunda kalmazlardı. *insanlar sadece koşullar elverdiğinde delirmek lüksüne sahiptiler.

    *içindeki sen, başkalarının biçimlendirmediği sen.

    !---- spoiler ----!