yusuf hayaloğlu

Kimdir?

yusuf hayaloğlu (1953 - 3 mart 2009), zaza şair, şarkı sözü yazarı ve ressam. 1953 yılında tunceli'de doğdu. parasız yatılı sınavında türkiye ikincisi oldu ve haydarpaşa lisesi'nde yatılı okudu. bir kısmı elâzığ’da geçen lise eğitiminden sonra istanbul devlet güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimine başladı. bir yandan da cağaloğlu matbaalarına grafik işleri ve bijuteri atölyelerine takı-aksesuar modelleri yapıyordu. 1972 yılında, üniversite eğitimine ara vererek evlendi. askerliğini bornova, burdur ve konya 2. ordu karargahı'nda ressam olarak yaptıktan sonra elazığ’da ulusal bir gazetede muhabirlik yaptı. istanbul’a geri döndü. yılmaz güney ile tanışıp güney filmcilik’te çalışmaya başladı. üç yıl boyunca burada senaryo, öykü, roman, afiş, poster ve kartpostal hazırlanmasında görev aldı. güney dergisiyle yolculuğu sürerken gelen 12 eylül sürecinde o da geçti nizamiye kapılarından. çıktığında, cağaloğlu'nda açtığı atölyesinde, matbaa ve yayınevlerine resim-grafik işleri yapmaya devam etti. kız kardeşi gülten'in 1986 yılında ahmet kaya ile evlenmesi hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. ahmet kaya'nın, onun yıllardır karaladığı ve bir kenara koyduğu şiirlerle tanışmasıyla, aralarında 13 yıl sürecek bir üretim ortaklığı başladı. bu süreçte “yorgun demokrat”, “adı bahtiyar”, “ayrılık hediyesi”, “hani benim gençliğim”, “başım belada” gibi pek çok esere imza atarak, bir döneme damga vurdular. hayaloğlu ayrıca “dağlarda kar olsaydım”, “nankör kedi”, “sen ağlama yar” gibi şarkılar yapıp ferhat tunç'tan, fatih kısaparmak, ibrahim tatlıses ve müslüm gürses'e kadar pek çok sanatçı ile çalıştı. 1999 yılında ahmet kaya için yazdığı “giderim” yılın şarkısı oldu. ahmet kaya'nın türkiye'den ayrıldığı yıl ah ulan rıza isimli ilk albümünü çıkardı. 2002'de gözleri intihar mavi isimli ilk şiir kitabını yayınladı. kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza attı. fakat üst üste gelen ağabeyinin, ahmet kaya'nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetti. her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etti. ikinci albümü bir acayip adam'ın da ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez flash tv, radyo barış, kral tv ve su tv'de programlar yapmaya başladı. bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı. akciğer kanserine yakalanan hayaloğlu, 3 mart 2009’da tedavi gördüğü bakırköy acıbadem hastanesi'nde sabaha karşı çoklu organ yetmezliğinden hayata gözlerini yumdu. cenazesi küçükarmutlu cemevi'nde ve yeniköy merkez camisi'nde düzenlenen iki törenin ardından yeniköy mezarlığı'nda toprağa verildi. mine hayaloğlu ile evli olan yusuf hayaloğlu, deniz, hazan ve can adında üç çocuk babasıydı. vefatından sonra ailesi tarafından derlenen dur... ağlama gözlerim adlı şiir kitabı 2010 yılında yayımlandı.
  1. ideolojisine mırladığım.
  2. bitmesin istediğim, 1000 safya da yazsa okuyacağım şiiri:

    merhaba nalân... bu sen misin
    yoksa sen mi sandım;
    biri çimdiklesin beni
    şöyle ışığa gel de göreyim
    beni dümdüz eden
    o yalandan da yalan gözlerini

    merhaba nalân
    amortiden mi çıktın güzelim
    bak yine şapşal ettin bizi
    oysa ne güzel unutmuştuk
    ve ne güzel sona ermişti
    o gerzek pembe dizi

    hani, son bölümde sen yamuk yapıp
    fabrikatör nubar bey'in
    tarabya köşküne gitmiştin
    hani, arkadaşım halit akçatepe'nin yanında
    beni acayip refüze etmiştin
    ve işte o an gözümde
    eskicinin bile almadığı
    bir eski eşya gibi, bitmiştin

    merhaba nâlan
    pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu
    merhaba, artist olma hayallerinin
    ikinci sınıf karakter oyuncusu

    vay anasını sayın seyirciler
    vay anasını be... vay anasını
    bak, şimdi ağlarım ha
    tez kapatsın biri
    gözlerimin bozuk vanasını

    oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
    beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda
    ve o gün, nubar bey'in çarpıp kaçtığı
    bir hayvancağızdı inleyen
    yol kenarı çamurunda

    ve hep kendine ayırdığın
    o bencil yüreğin
    bir de o gariban köpeğe sızlamıştı
    ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim
    ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı

    merhaba nâlan... merhaba
    yoksul mahallemizin en havalı kızı
    merhaba, yanlış ağlara takılmış
    muhteşem deniz yıldızı

    ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
    dolardım da bir türlü yağamazdım
    sen bana bakınca
    bir ağlamak düğümlenir boğazımda
    gurur yapar, ağlamazdım

    ne düşkündüm sana be
    hani hayvanlar yavrusunu yalarmış
    aynen öyle
    ne tutkuydu bizimkisi be
    hani ferhat dağları nasıl delermiş
    aynen öyle
    ve o nasıl gidişti be
    hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş
    aynen öyle


    of nâlan of
    sen benim neler çektiğimi bilsen
    bunu bilmekten ölürdün
    şu kadarını söyleyeyim:
    hani taş olsan
    yani taş olsan;
    ortadan ikiye bölünürdün

    gitme nâlan, dur
    tekrar gitme ne olur
    aldırış etme saçma sapan sözlerime
    yoo... hayır, ağlamıyorum
    galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime

    belki de sen haklıydın
    bu mahallede ne bahtın açılır
    ne de boyun uzardı
    üstelik annen ölmüştü
    ve sokağınız
    acını kaldıramayacak kadar dardı

    terso gidiyordu herşey
    milllet işi-gücü bırakmış
    aklını bize takıyordu
    altımızda çul yoktu
    üstümüzde dam akıyordu
    arap kızı camdan bakıyordu

    sen gittikten sonra ben
    hiç sorma
    el attığım her işi, çok geçmedi batırdım
    çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
    bütün kazancımı şaraba yatırdım

    ama gelinliğin duruyor
    baba yadigarı cumbalı evi de satmadım
    yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
    ben seni bir tek gün
    bir tek gün bile unutmadım

    merhaba nâlan
    merhaba üzgün melek
    merhaba kadersizim, talihsizim
    merhaba titreyen elim, sancıyan belim
    ağrıyan dizim, vazgeçilmezim

    ama necdet tosun öldü nâlan
    artık yemekleri sen
    salatayı da ben yapacağım
    sami hazinses kadar olmasa da
    bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım

    kemal sunal da öldü nâlan
    iyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık
    ve dünya kirlendi
    filmler bozuldu
    o masum sevdalar yaşanmıyor artık

    sen varsın, ben varım
    bir de, acımasız bir dünya var dışarıda
    esas film şimdi başlıyor
    ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada

    merhaba nâlan, merhaba
    sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe
    ulan seviyorum seni be
    ulan, nereden inceldiyse
    oradan kopsun be
  3. vay beee....
    babam sayesinde ahmet kaya ve yusuf hayaloğlu sevgisi başladı içimde.
    sonra öğrendim ki şiirlerin bir çoğu bu beğendiğim insana ait imiş efenim...
  4. şiirlerinin sözleri yürek dağlayan, ahmet kayanın söylediği devrim kokan türkülerin babası, güzel insan...
  5. ibrahim tatlıses'in programına katılmışlığı vardı diğer bir gönül ehli insan olan kıvırcık ali'yle. arada açılıp izlenir.
    şiire bir başladı hayaloğlu, fon müziğe başlamayı unuttu orkestra.
    bu adam şiir okurken insanın aklında ne durabilir ki zaten orada olandan başka.