arzu çevikalp röportajı - youreads



  1. Merhaba,
    Youreads röportaj serisi arzu çevikalp ile devam ediyor.

    Arzu çevikalp kimdir;
    “1982 yılında istanbul’da dünyaya gelen arzu çevikalp Yeditepe üniversitesi mezunudur. Habertürk ve milliyet gazetelerinde sinema üzerine yazılar yazmıştır. şuan Sinegazete.net genel yayın yönetmeni, Psikesinema dergisi sinema yazarıdır. Aynı zamanda Fedeora kurucu jürisinde bulunmakla beraber ispanyolca yeminli tercümandır. İspanyolca, Portekizce, İngilizce ve İtalyanca bilmektedir. Ertem Eğilmez’in torunu ve arzu film’in adaşıdır.”

    -Habertürk yazılarına buradan
    -Milliyet yazılarına buradan
    - Arzucevikalp.net
    - Sinegazete.net
    Sinema ile ilgili sorularımızı 23 ağustos çarşamba gününe kadar bu başlık altında sorabiliriz saygılar.
  2. başlayalım o zaman:

    - film eleştirmenliği doğası gereği eleştiriye de en açık işlerden biri sanırım. fatih akın'ın çekeceği son filmle ilgili cüneyt cebenoyan'ın eleştirileri çerçevesinde başlayan "film eleştirisi" tartışmasını da düşünürsek; sizin için eleştiri nerede başlar ve biter?

    - ertem eğilmez'le olan yakınlığınızdan hareketle...tarık akan'ın maden filmini yapabilmek için ertem eğilmez'le çalışmasına son vermek istemesi ve aralarındaki büyük kavga bir çok yerde farklı şekillerde anlatılmakta.bu olay özelinden yola çıkarsak, yeşilçam'da o dönem tekelleşmiş yapım dağıtım ağına ilişkin ne düşünüyorsunuz?
    mesut
  3. - türk sinemasının mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? cumali ceber gibi filmlerin vizyona girmesi sizi endişelendiriyor mu?

    -romandan sinemaya uyarlamalarda, ilgili kitaptan bariz farklılık olması (aklıma ilk gelen dan brown - cehennem) sizce doğru mu?

    -iş gereği haricinde, herhangi bir filmi ilk kez izlemeden önce imdb puanına, önceki eleştirilere bakar mısınız? takip ettiğiniz sinema eleştirmenleri varsa kimler?

    -(bu soru sinemayla ilgili değil, sinema sınırı katıysa sorulmayabilir tabii) internet sitenizdeki özgeçmişinizde aynı zamanda yaşam ve eğitim koçu olduğunuzu gördüm. magazin programlarında yaşam koçluğu diyetisyenin ve spor eğitmeninin birleşimi gibi yansıtılıyor, nedir aslında tam görev tanımı?

    - hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüp izlememizi tavsiye edebileceğiniz filmler hangileri?

    -özgeçmişinizde ispanyolca'ya altyazı çevirmenliği yaptığınızı okudum. elbette diyalog miktarı, kullanılan dil vb. birçok etkene bağlıdır ama 2 saatlik bir filmin altyazısının hazırlanması ortalama ne kadar sürüyor? çevirisini yaptığınız filme bakış açınız değişiyor mu?
  4. hep türk sinemasının yerini tartışıyoruz ama, izleyici kendini ne kadar geliştirdi? bir sinema eleştirmeni olarak, izleyicinin de film sektörüne katkısına çok boyutlu olarak bakmak gerekmez mi, filmlerin şikayet edilir yönlerini törpülemek adına? hali hazırda okuma yazma seviyesi, eğitim düzeyi artmış olsa da bizim eski film endüstrisine olan sevdamız hiç geçmedi, naçizane kendi adıma söylemem gerekirse. bunun dışında son derece gelişen bir teknoloji ve imkanların gün be gün arttığı düşünülürse gelişmeyen sinema, kendini tekrar eden senaryo, oyuncuların çıtalarını mümkün mertebe korumaları, ses - görüntü teknolojisindeki gelinen noktada geri planda kalmak... bir ironiye sebep olmuyor mu?

    naçizane internet dizilerinden görülen hareketlilik ve serilikten sıyrılma, bize filmler adına da ümit aşılamayabilir mi, merak ediyorum düşüncelerinizi...