baba - youreads



  1. benim en iyi arkadaşımdı, dostumdu, hayatımın büyük bir bölümüydü. iyi veya kötü davrananları vardır, bilemiyorum. ama benim babam, iyi bir babaydı, iyi bir adamdı.
    seversiniz, sevmezsiniz bilemem. ama seviyorsanız, bir gram aklınız ve kalbiniz varsa gidin sarılın. yanağına da bir öpücük kondurun.
    hala bunları yapabiliyorken.
  2. tırnağımı kırdığımda da hayatımı kaydırdığımda da koştuğum adam. her defasında "canın sağ olsun hallederiz." diyor. halledemese bile söylemiş olması halletmiş kadar rahatlatıyor. (bkz: ilk aşk)
  3. eğlenceli, değişik(*:kahverengi lens almış gençken, ah o renk gözler bende olacaktı var ya ;d),yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen hayat dolu, mesafeli gibi duran ama içten içe düşünceli ve korumacı kişilik bana göre :

    --> sakin ol, hele bir saldırmaya kalkışsın bacaklarını kırarım o köpeğin.

    --> ama şimdi o aslan da geyiği avlamazsa, yavrularını nasıl doyuracak?

    --> kitabını akşam okursun beat rice, çıkıp dışarı gezsene,hava güzel ;)
  4. para istediğiniz zaman pantolonumu getir diyen kahramanlar.hep başımızda olsunlar.
  5. dün işle ilgili bir ziyarette kreş/gündüz bakım evi tarzı bir yerde bir babayla karşılaştım. yirmilerin sonlarında temiz yüzlü bir adamdı. kreşin müdürüyle çocuğuyla ilgili yaptığı görüşmeye ister istemez kulak misafiri oldum.
    eli ayağı hafiften titreyerek, kaşı gözü oynayarak bir konuşması vardı ki görmeniz lazım. betimim bitti anlatamadım ama çocuğuna dair endişesi ve çocuğuna olan sevgisinden dolayı adamın davranışları bir uyuşturucu bağımlısı gibi yoksunluk belirtileri göstermesine sebep oluyor.konuşmanın bir yerinde kameradan uyuyan çocuğunu izledi, adamın gözü doldu neredeyse. şimdi gitsem uyuyamaz benden de ayrılamaz dedi. çocuğun okula alışması, öğretmenine güvenmesi vs. uzun uzun konuşuldu. ben de baya baya konuşan filan toraman bi çocuk hayal ettim,okulda beş altı aydır en azından vardır diye düşündüm.
    konuşmanın sonunda lafa girdik, öğrendik ki kendileri dört gündür orada olan üç yaşına ancak girmiş bir bebekmiş.ne kişilik yüklendi,bebek üzerinden ne karakter analizleri yapıldı inanamazsınız.
    ama hayran oldum. ağzım kulaklarımda gülümserken gözüme ılık ılık yaşlar akın edecekti neredeyse. insanlar mitoz bölünse ya da eşeysiz ürese emin olun pat diye oraya bi yavru bırakmıştım.
    demek babalık böyle bişey :)
  6. şu an yaşadığım öfke problemimden tutun, insani ilişkilerdeki yanlışlarıma, aile kavramından tiksinmeme, mutlu olduğumda yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissetmeme, ağlayıp acı çektiğimde bunları hak ettiğimi düşünmeme, keskin bir şekilde hissettiğim değersizlik düşüncesine karşı koymakta zorlanmama kadar her türlü konuda sorumlu olan kişi.
    babam en kötü yönleriyle, elimde olmadan, üstümde balçıktan ve boktan bir ağ örüp kişiliğimin küçük çatlaklarına sızmış gibi hissediyorum.
    ve eğer babam değil alelade bir insan olsaydı, onu öldürmeyi isteyebilirdim.
    jole
  7. dün gece sigarayı bıraktığını söyledi. 1 aydır içmiyormuş. bir daha da içmeyecekmiş. şimdi de çıkmış ağaca kayısı, erik topluyor. 72 yaşında.
  8. bıyıklarını kesince çok ağlamışım ben...çok küçükken...tanıyamamış mıydım yoksa otoritesini mi yitirmişti o küçük çocuğun gözünde? bilemem...sesini duyunca susmuş, o susunca ben basmışım yaygarayı bir kaç gün...durmadan türkü söyledim gezdim evin içinde diye anlatır...

    anne başka, annenin eksiklerini de, ezilmişliğini de zayıflığını da erken yaşlardan itibaren görürsün...saklayamaz ki...çünkü bir nevi bağımlı yaşam geliştirmişsindir, babayla olan kopuştan çok sonra gelir birey olurken anneyle kopuş ve o süreç içinde yanıbaşında binbir türlü şeye şahit olursun annenin yaşadığı...onun korkuları, sevinçleri, yeterlilikleri ya da yetememezliği sana da geçer hatta...

    ama baba öyle değil bizde...hep biraz uzak, yakın ama uzak...lokum gibi derler ya; öyle, ama içindeki fındık parçalarının dişine ne zaman batacağını bilemezsin...

    uzun bir ayrılığın ardından ilk görüşünde uzaktan sana doğru gelirken şöyle bir süzüp dökülmüş saçlarına bakarsın, içine tel tel bir hüzün dökülür...

    kovboy filminin orta yerinde koltuğunda uyuyakaldığında izlersin biraz iç çekerek; kalkar uyandırırsın fısıldayarak, uyumadım yahuu diye diretişinde güç ararsın sen de kendine, çayını verirken hafiften titremeye başlayan elini görünce yine bir iç geçirirsin...

    hastayım demez, iyi gibiyim der; ama sesinde duyduğun zayıflıkla artık bıyıklarını kesti diye ağladığında seni susturan ses olmaktan uzak...anlarsın, artık o senin çocuğun olmaya başlayacak...
    mesut
  9. eşşek kadar olduğum halde en zor zamanlarımda "odan burada duruyor, istediğin zaman dönebilirsin" diyen insandır. dönmesem bile her zaman dönebileceği bir evinin olduğunu bilince sırtı yere gelmezmiş gibi hissediyor insan.
  10. bana nasıl baba olunmayacağını öğreten kişi. sayesinde çocuğuma çok iyi babalık yapacağıma eminim. teşekkürler baba...